Yavuz Sultan Selim'in askeri dehasını ve Osmanlı İmparatorluğu'nun kaderini değiştiren savaşlarını düşündüğümüzde, akla ilk gelenler şüphesiz onun doğu seferleridir. Esasında temel olarak üç büyük ve belirleyici savaşa katıldığını söyleyebiliriz, ancak bu seferlerin bütünleşik bir stratejinin parçası olduğunu ve bazı ara operasyonları da içerdiğini unutmamak gerek.
İşte Yavuz Sultan Selim'in katıldığı başlıca savaşlar:
Bu savaş, Yavuz'un Safevî İmparatorluğu Şah İsmail'e karşı gerçekleştirdiği en önemli askeri harekatıdır. Doğu Anadolu'daki Safevî tehdidini ortadan kaldırmak ve Şiî propagandasını durdurmak amacıyla girişilen bu muharebe, Osmanlılar için hayati bir dönüm noktasıydı. Çaldıran Ovası'nda gerçekleşen bu savaşta, Osmanlı ordusunun disiplini, top ve tüfek gücünün üstünlüğü sayesinde ezici bir zafer kazanıldı. Sen de bu zaferin, hem Anadolu'da Osmanlı egemenliğini pekiştirdiğini hem de Safevîler'in batıya doğru yayılmacı politikalarına set çektiğini biliyorsun. Bu, aynı zamanda Yavuz'un tahta çıkışından sonraki ilk büyük meydan savaşıydı.
Çaldıran Zaferi'nin ardından güneydeki Memlük Sultanlığı ile ilişkiler gerilmişti. Memlüklerin Safevîlerle işbirliği yapma eğilimi ve Dulkadiroğulları Beyliği üzerindeki Osmanlı baskısı, Yavuz'u Mısır Seferi'ne itti. Suriye'nin kuzeyinde, Halep yakınlarındaki Mercidabık'ta gerçekleşen bu savaşta, Yavuz'un ordusu Memlük ordusunu dağıttı. Bu zafer, Suriye kapılarını Osmanlı'ya ardına kadar açtı ve Mısır Seferi'nin ilk aşamasını oluşturdu. Artık Memlüklerin ana gücünün kırıldığı bu savaşla, bölgedeki Osmanlı üstünlüğü perçinlendi.
Mercidabık'ın devamı niteliğindeki bu savaş, Mısır'ın fethini tamamlayan ve Memlük Sultanlığı'na son veren nihai çarpışmaydı. Kahire yakınlarındaki Ridaniye'de, Memlüklerin kalan ordusu ve yeni sultan Tomanbay ile karşı karşıya gelindi. Çöl koşullarına rağmen Osmanlı ordusu, yine toplarını ve ateşli silahlarını etkin kullanarak büyük bir zafer kazandı. Bu zaferle birlikte Mısır, Hicaz ve Kudüs gibi kutsal topraklar Osmanlı egemenliğine girdi, Halifelik Osmanlılara geçti ve devletin hem siyasi hem de dini meşruiyeti zirveye ulaştı. Ben kendi gözlemlerimden ve okumalarımdan da şunu ekleyeyim: Ridaniye, sadece bir zafer değil, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun dünya siyasetindeki konumunu kökten değiştiren bir olaydı.
Bu üç büyük muharebenin yanı sıra, Turnadağ Muharebesi (1515) ile Dulkadiroğulları Beyliği'ne son verilmesi gibi daha küçük çaplı, ancak stratejik açıdan önemli operasyonlara da bizzat komuta etti. Bu savaşlar, Yavuz Sultan Selim'in sadece bir fatih değil, aynı zamanda döneminin en ileri askeri stratejilerini uygulayan ve sonuç alıcı kararlar veren bir komutan olduğunu açıkça gösterir. Özellikle seferlerin hızı, lojistik dehası ve ordunun modernizasyonuna verdiği önem, onu diğer liderlerden ayıran önemli püf noktalarıdır.