Sevenler, aslında "aşkın bitmesi" gibi tek bir an veya sihirli bir olay yüzünden değil, genellikle biriken ve çözülemeyen sorunlar yumağı yüzünden ayrılır. Aşk, bir ilişkinin başlangıç motoru olabilir ama onu yolda tutan yakıt değildir. Yakıt; emek, iletişim, güven, saygı, ortak değerler ve birbirinin ihtiyaçlarını karşılama becerisidir. Bu yakıt azaldığında veya kirlendiğinde, en tutkulu aşklar bile yavaş yavaş durur.
Peki, bu "durma" anı ne zaman gelir?
Belki de en temel sorun budur. Konuşmaktan kaçınma, varsayımlar üzerine ilişki yürütme, eleştiriyi kişisel saldırı olarak algılama veya sorunları süpürme eğilimi. Sen ve partnerin, ne istediğinizi, ne hissettiğinizi birbirinize sağlıklı bir şekilde aktaramıyorsanız, zamanla aranızda görünmez duvarlar örülür. Birbirinizin dillerini konuşmayı bıraktığınızda, ayrı dünyalarda yaşamaya başlarsınız.
Aldatma, yalanlar, verilen sözlerin tutulmaması... Güven, bir ilişkinin temelidir. Bu temel sarsıldığında veya tamamen yıkıldığında, geri dönüş çok zor, bazen imkansızdır. Şüphe, ilişkiyi içten içe kemiren bir zehirdir ve eninde sonunda seni de partnerini de yorar.
İlişkinin başında fark etmediğin veya "aşk her şeyi çözer" diye düşündüğün değer farklılıkları, yıllar geçtikçe belirginleşir. Geleceğe dair beklentileriniz (evlilik, çocuk, kariyer, yaşam tarzı) taban tabana zıtlaştığında, bir tarafın kendi yolundan vazgeçmesi veya ikinizin de mutsuz olduğu bir orta yol bulması gerekir. Bu da çoğu zaman sürdürülebilir değildir.
Herkesin ilişkiden beklentileri ve ihtiyaçları vardır: takdir edilme, dinlenme, fiziksel yakınlık, entelektüel uyarı. Partnerlerden biri veya her ikisi de bu ihtiyaçlarını ilişki içinde karşılayamadığını hissetmeye başladığında, dışarıda arayış başlar. Bu illa başka biriyle olmak anlamına gelmez; duygusal olarak uzaklaşma, hobilerine aşırı yönelme veya kendi içine kapanma şeklinde de olabilir. İlişki, duygusal bir çöl halini alır.
Aynı konular üzerinde, aynı senaryolarla defalarca kavga ediyor ve hiçbir sonuca varamıyorsanız, bu durum her iki tarafı da tüketir. Sorunları çözmek yerine sürekli bir savaş hali, zamanla tükenmişliğe yol açar. Bir noktada, bu döngüden çıkmanın tek yolu ayrılmak gibi görünür.
Yılların tecrübesiyle gördüğüm en net püf noktalarından biri şudur: Sevenler genellikle, "artık denemeye değmez" noktasına geldiklerinde ayrılırlar. Bu, çoğu zaman partnerlerden birinin veya her ikisinin de ilişkiye yatırım yapmayı, çaba göstermeyi, fedakarlıkta bulunmayı veya çözüm aramayı bıraktığı andır. Bu nokta, genellikle küçük küçük kırılmaların birikimiyle oluşur; büyük bir depremle değil, binayı temelinden yavaş yavaş çürüten mikro-çatlaklarla...
Eğer bana sorarsan, ayrılığı önlemenin tek yolu, bu saydığım sorunları daha filizlenirken fark edip üzerine konuşmak ve çözüm üretmektir. Ertelediğin her sorun, ilişki bankandan bir miktar kredi çeker ve o kredinin geri ödemesi her zaman daha ağırdır. Ne zaman ki o banka tamamen boşalır, işte o zaman sevenler, "sevgiye rağmen" birbirlerinden ayrılmak zorunda kalırlar.