Mandelson Manevrası, özellikle zorlu siyasi dönemlerde veya istenmeyen bir gündemden kaçınmak amacıyla, bilinçli bir belirsizlik yaratarak veya çelişkili sinyaller göndererek kamuoyunu ve muhalifleri yanıltmayı, oyalamayı ve kendi belirlediği bir alana çekmeyi hedefleyen sofistike bir siyasi taktik setidir. Bu manevra, adını Yeni İşçi Partisi döneminin önde gelen stratejistlerinden Peter Mandelson'dan almıştır ve aslında gündem yönetimi ve algı manipülasyonunun ustaca bir biçimidir.
Bu stratejinin ardındaki sırlar, genellikle şu maddelerde gizlidir:
Mandelson Manevrası'nı başarılı bir şekilde uygulamak, zamanlamaya ve iletişim kontrolüne dayanır. Genellikle, ciddi bir hükümet krizi, popüler olmayan bir yasa tasarısı veya bir bakanın skandalı gibi durumlarda devreye sokulur.
Kendi tecrübelerimden yola çıkarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Diyelim ki hassas bir bölgesel meselede uluslararası bir anlaşma yapman gerekiyor. Ancak kamuoyunda ciddi bir tepki bekliyorsun. Doğrudan anlaşmayı savunmak yerine, Mandelson Manevrası ile önce "Anlaşma yapılmayacak, müzakereler tıkandı!" yönünde, güvenilir ancak isimsiz kaynaklar üzerinden haberler sızdırırsın. Muhalefet ve bazı medya organları bu habere sevinirken, anlaşmanın tamamen rafa kalktığını düşünür. Sonra, birkaç gün sonra, "Müzakereler mucizevi bir şekilde yeniden başladı ve ilerliyor!" şeklinde ikinci bir sızıntı yaparsın. Bu süreçte, halkın ve muhalefetin beklentileri yönetilir, hatta karşıt tarafın "nasılsa olmadı" rehavetine kapılmasına neden olursun. Anlaşma nihayete erdiğinde, olası tepkiler ya zayıflamış ya da farklı bir odak noktasına kaydırılmış olur.
Unutma, bu manevranın en büyük riski, şeffaflık eksikliği ve manipülatif algılanması durumunda geri tepmesidir. Güvenilirlik zedelendiğinde, sonraki manevraların etkisi kaybolur. Bu yüzden, ustaca ve geri planda yürütülmesi gerekir.