Değerli okuyucularım, bugün Türkiye'nin yakın siyasi tarihinde silinmez bir iz bırakmış, adı geçtiğinde dahi farklı duyguların kabardığı bir figürü, Kenan Evren'i yakından inceleyeceğiz. Bir uzmanın gözünden, tarafsız ama derinlemesine bir bakış açısıyla, onu sadece bir askeri lider ya da devlet adamı olarak değil, aynı zamanda ülkenin kaderini derinden etkilemiş bir şahsiyet olarak anlamaya çalışacağız. Hazır mısınız, tarihin tozlu sayfalarında bir yolculuğa çıkmaya?
Kenan Evren, 1917 yılında Manisa'da doğdu. Askeri bir disiplinle yetişti. Kara Harp Okulu'nu 1938'de, Topçu Okulu'nu 1939'da bitirdi. Türk Silahlı Kuvvetleri saflarında hızla yükselen, birçok önemli görevde bulunan, Kore Savaşı'nda Türk Tugayı'nda Kurmay Başkanlığı yapmış, sağlam bir askeri kariyere sahip bir isimdi. Askerlik hayatı boyunca disiplinli, kurallara bağlı ve otoriter kişiliğiyle tanınmıştı. NATO'da da görev yapmış olması, ona uluslararası tecrübe kazandırmış ve dönemin dünya siyasetine dair belirli bir bakış açısı edinmesini sağlamıştı.
Onun yükselişi, Türkiye'nin çalkantılı 1970'li yıllarına denk gelir. Ülke, sağ-sol çatışmalarıyla, ekonomik krizlerle ve siyasi istikrarsızlıkla boğuşuyordu. İşte bu karmaşık ortamda, 1978 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Genelkurmay Başkanı görevine getirildi. Bu göreve gelişiyle birlikte, aslında bir dönüm noktasının arifesinde olduğunun farkında değildi belki ama, tarih onu bambaşka bir rol için hazırlıyordu.
Kenan Evren adının Türkiye tarihinde bu kadar derinlemesine yer etmesinin yegane sebebi, hiç şüphesiz 12 Eylül 1980 askeri darbesidir. O dönemi yaşamış ya da anlatılanlardan duymuş herkes bilir ki, Türkiye çok zor bir süreçten geçiyordu. Günlük siyasi cinayetler, bombalı saldırılar, üniversitelerde ve sokaklarda yaşanan kutuplaşma, sivil siyasetin çıkışsızlığı... Her gün onlarca insan hayatını kaybediyor, ülke adeta bir iç savaşa sürükleniyordu.
Bu kaos ortamında, Kenan Evren liderliğindeki Türk Silahlı Kuvvetleri, 12 Eylül 1980 sabaha karşı yönetime el koyduğunu duyurdu. Radyodan okunan bildiri, Türkiye'nin siyasi ve toplumsal yapısını kökten değiştirecek bir sürecin başlangıcıydı. Darbenin gerekçesi, ülkeyi anarşiden kurtarmak, kamu düzenini yeniden sağlamak ve devletin bekasını korumaktı. Darbeyle birlikte TBMM feshedildi, siyasi partiler kapatıldı, sendikalar ve derneklerin faaliyetleri durduruldu, ülke genelinde sıkıyönetim ilan edildi ve siyasi liderler gözaltına alındı.
Bu müdahale, Türk demokrasi tarihinde kara bir leke olarak anılsa da, o dönemde toplumun önemli bir kesimi tarafından "huzur ve istikrarın yeniden tesisi" olarak algılandığını da unutmamak gerekir. İşte Kenan Evren'in kişiliği ve darbenin etkisi, bu çelişkili algılarda yatıyor. Bir tarafta kurtarıcı, diğer tarafta demokrasi düşmanı.
Darbe sonrası, Kenan Evren başkanlığında kurulan Milli Güvenlik Konseyi (MGK), ülkeyi fiilen yönetti. Bu dönemde yüz binlerce kişi gözaltına alındı, binlerce kişi işkence gördü, onlarca kişi idam edildi. Askeri rejim, ülkenin siyasi ve hukuki yapısını yeniden şekillendirmek üzere adımlar attı. Bu adımların en önemlilerinden biri, 1982 Anayasası'nın hazırlanması ve halkoyuna sunulmasıydı.
1982 Anayasası, referandumla kabul edildi ve Kenan Evren, bu anayasa ile Türkiye Cumhuriyeti'nin 7. Cumhurbaşkanı seçildi. 1982'den 1989'a kadar yedi yıl boyunca cumhurbaşkanlığı görevini yürüttü. Bu süreçte, darbeye meşruiyet kazandırma çabaları ön plandaydı. Yeni anayasa, özellikle yürütmenin yetkilerini güçlendiren, siyasal katılımı kısıtlayan ve yargı üzerinde denetim kuran birçok madde içeriyordu.
Evren dönemi, siyasetin asker kontrolünde olduğu, toplumsal muhalefetin bastırıldığı bir dönemdi. Ancak bir yandan da ekonomide dışa açılma ve serbestleşme adımlarının atıldığı, Turgut Özal gibi isimlerin ön plana çıktığı bir süreçti. Bu çelişkili durum, Evren'in mirasının ne denli karmaşık olduğunu gösteriyor.
Kenan Evren'in mirası, Türkiye'de her zaman canlı bir tartışma konusu olmuştur.
Yıllar sonra, Kenan Evren ve dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya hakkında, 12 Eylül darbesini gerçekleştirdikleri gerekçesiyle dava açıldı. Bu dava, Türkiye tarihinde bir ilk olma özelliği taşıyordu. Evren ve Şahinkaya, darbe suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edildiler ve askeri rütbeleri söküldü. Ancak Evren, karar kesinleşmeden 2015 yılında 97 yaşında vefat etti.
Vefatı dahi Türkiye'de büyük tartışmalara yol açtı. Kimi kesimler onu hala "kahraman" olarak anarken, kimi kesimler "darbeci" ve "demokrasi düşmanı" olarak niteledi. Cenazesi, bu kutuplaşmış bakış açısını yansıtan bir atmosferde gerçekleşti.
Bugün Kenan Evren, Türkiye'nin kolektif hafızasında hala karmaşık ve derin izler bırakan bir figür. Onun mirası, bize siyasi kutuplaşmanın, kaosun ve demokrasiden sapmanın nelere yol açabileceği konusunda değerli ama acı dersler sunar. Geçmişi anlamak, bugünü ve geleceği daha sağlam inşa etmenin anahtarıdır.
Umarım bu kapsamlı makale, Kenan Evren'in kim olduğuna ve Türkiye tarihindeki yerine dair farklı açılardan bakmanıza yardımcı olmuştur. Tarihi şahsiyetleri tek bir açıdan değil, çok boyutlu olarak değerlendirmek, olgun bir toplum olmanın gereğidir.