Fikirlerin serbest, bilginin sınırsız olduğu yer
Hıçkırık, aslında vücudunun oldukça karmaşık ve hala tam olarak anlaşılamamış reflekslerinden biri. Temel mekanizma, diyaframının istemsiz ve ani bir şekilde kasılmasıyla başlar. Diyafram, göğüs kafesin ile karın boşluğunu ayıran, nefes alıp vermende en büyük rolü oynayan kubbe şeklindeki kas.
Bu iki olayın eş zamanlı ve istemsiz gerçekleşmesi, hıçkırığın fiziksel manifestationunu oluşturur.
Hıçkırık genellikle iyi huylu ve geçicidir, pek çok farklı şey tarafından tetiklenebilir:
Hıçkırık, aslında ilkel bir refleks yayıdır ve tam olarak neden var olduğu, evrimsel işlevinin ne olduğu hala net değildir. Benim tecrübelerime göre, çoğunlukla zararsız olsa da, eğer hıçkırığın 48 saatten uzun sürerse (kalıcı hıçkırık) veya tekrarlayıcı ve rahatsız edici hale gelirse, bu altta yatan bir sağlık sorununun (sinir tahrişi, mide problemleri, hatta nadiren merkezi sinir sistemi sorunları) belirtisi olabilir ve bir doktora görünmelisin.
Çoğu zaman hıçkırığı durdurmanın yolu, o refleks yayını kesintiye uğratmaktır. Benim en sık önerdiğim ve işe yaradığını gördüğüm yöntemlerden biri, nefesini derin bir şekilde alıp olabildiğince uzun süre tutmaktır. Bu, kandaki karbondioksit seviyesini artırır ve diyaframının rahatlamasına yardımcı olarak spazmı kesebilir. Ya da bir bardak suyu yavaşça ve aralıksız yudumlamak da glottisi düzenli olarak açıp kapatarak refleksi bozabilir. Unutma, hıçkırık genellikle bedeninin sana "biraz yavaşla" deme şeklidir.