Türkiye’de “traverten set gölü” ifadesiyle kastedilen en bilinen ve jeolojik açıdan en çarpıcı örnek, Pamukkale’dir. Ancak teknik olarak Pamukkale, tek bir göl değil, traverten birikintilerinin oluşturduğu teraslı havuzlar ve kaskatların bütünüdür. Yine de literatürde ve turizm dilinde bu yapı, traverten setleri tarafından beslenen ve çevrelenen su birikintileri olarak değerlendirildiğinde, Denizli ili sınırları içindeki Pamukkale Travertenleri, bu sınıflandırmanın en somut karşılığıdır.
Pamukkale’deki travertenler, yer altından çıkan karbonatlı termal suların yüzeye çıktığında çözünmüş kalsiyum bikarbonatın ayrışması ve kalsiyum karbonat (kireç taşı) olarak birikmesiyle oluşur. Bu birikim, zamanla metrelerce kalınlığa ulaşan setler oluşturur. Bu setlerin arasındaki çukurluklarda biriken su, berrak ve şifalı havuzlar meydana getirir. Yani aradığın “set gölü” dinamiği, burada teraslanmış bir dizi havuz şeklinde kendini gösterir.
Pamukkale dışında, Türkiye’de benzer traverten oluşumlarına sahip ancak göl/teras formunda daha az belirgin olan bölgeler şunlardır:
Pamukkale’de travertenlerin beyazlığını ve set gölleri berraklığını korumak için ayakkabılarını çıkarmadan kutsal alanlara girmemelisin. Yanında mutlaka su geçirmez kılıf veya tırtıklı terlik bulundurmanı öneririm; zemin kaygan ve asidik olabilir. Ayrıca, travertenlerin üzerine oturmak veya tırmanmak yapıları hızla aşındırır; sadece belirlenen yürüyüş yollarını kullan.
Jeolojik açıdan bakıldığında, Türkiye’de tam anlamıyla “traverten set gölü” olarak adlandırılacak, tek ve eşsiz lokasyon Pamukkale’dir. Diğer bölgelerdeki oluşumlar daha çok küçük ölçekli traverten birikintileri veya termal kaynaklar şeklindedir. Bu yüzden arama terminolojini netleştirirken “Pamukkale Traverten Terasları” ifadesini kullanmak, hem bilimsel hem de turistik açıdan daha doğru bir yaklaşım olacaktır.