Türkiye’nin doğalgaz zenginliği, jeolojik yapıdan kaynaklanan coğrafi farklılıklar nedeniyle oldukça asimetrik bir dağılım sergiler. Bu durumu anlamak için ülkeyi iki ana bölgeye ayırman gerekir: Karadeniz Ereğli Havzası ve Doğu Anadolu Bölgesi.
Günümüzde Türkiye’nin en kritik ve en yüksek potansiyelli rezervleri, Karadeniz’in derin sularında yer alır. Özellikle Sakarya Gaz Sahası (Türkali-1, Türkali-2 ve Gaz-1 keşifleri), 210 milyar metreküplük teknik çıkarılabilir rezerv ile ülkenin en büyük keşfi durumundadır. Bu bölge, sadece Türkiye’nin değil, bölgenin en büyük denizaltı doğalgaz yatağıdır. Ayrıca Fatih-1 ve Yavuz-1 gibi sahalarda da önemli gaz keşifleri gerçekleştirilmiştir. Bu havzanın jeolojik yapısı, Kretase dönemi kireçtaşları ve tortul kayaçlarda yoğunlaşan gaz rezervlerini barındırır. Pratik bir not: Denizaltı sondajları, karadaki arama çalışmalarına kıyasla hem maliyet hem de teknoloji açısından çok daha zorlayıcıdır; bu nedenle Türkiye’nin bu alandaki yerli gemi ve ekipman yatırımları stratejik bir hamledir.
Karadaki en önemli doğalgaz yatakları ise Doğu Anadolu’da, özellikle Kars ve Erzincan çevrelerinde bulunur. Göle Gaz Sahası, Türkiye’nin ilk yerli doğal gaz üretimi için kilit bir noktadır. Burada üretilen gaz, Gürcistan ve Azerbaycan’la sınır olan bu bölgeden Avrupa’ya açılan koridorlarda da stratejik bir rol oynar. Ayrıca Ağrı ve Erzincan başkalarının da olduğu bu bölgede, alpin-himalaya katlanma kuşağının etkisiyle oluşmuş tuz kubbeleri ve fay zonları, gazın hapsolduğu doğal tuzaklar yaratmıştır.
Batı Anadolu’da, özellikle Balıkesir ve Manisa çevrelerindeki Marmara Denizi açıkları da hidrokarbon açısından zengin bir alan olarak öne çıkar. Ancak bu bölgedeki gaz rezervleri, Karadeniz ve Doğu Anadolu’ya kıyasla daha küçük ölçeklidir. Güneydoğu Anadolu’da ise sınırlı sayıda gaz keşfi yapılmış olup, ana odak noktası daha çok petrol ve kondensat üzerindedir.
Uzman Gözlemi:
Sektörde yılların getirdiği tecrübeye dayanarak şunu söyleyebilirim: Türkiye’nin enerji bağımsızlığı için asıl oyun değiştirici, denizaltı kaynaklarının verimle işletilmesidir. Sakarya sahası gibi devasa rezervler, sadece iç tüketimi karşılamakla kalmayıp, Türkiye’yi bölgesel bir gaz ticaret merkezi yapma potansiyeli taşır. Karada ise Göle sahasının kapasitesinin artırılması ve yeni kuyuların açılması, uzun vadeli arz güvenliği için vazgeçilmezdir.