Adli yargının asıl ve nihai temyiz mercii, Yargıtay'dır. Ancak, bu cevabı verirken 2016 yılında hukuk sistemimizde yapılan köklü değişikliği, yani "istinaf" kanun yolu sistemini göz ardı etmemek gerekir. Zira güncel sistemde, ilk derece mahkemeleri (Asliye Hukuk, Asliye Ceza, Sulh Hukuk mahkemeleri gibi) tarafından verilen kararların büyük çoğunluğu doğrudan Yargıtay'a gitmez; önce bir ara denetimden geçer.
Bir davada ilk derece mahkemesi kararından memnun kalmadığında, itiraz edeceğin ilk mercii Bölge Adliye Mahkemeleri'dir (BAM). Bu mahkemeler, halk arasında istinaf mahkemeleri olarak bilinir. İstinaf, kararı hem hukuki hem de maddi vakıa yönünden (yani olayların doğru tespit edilip edilmediği, delillerin doğru değerlendirilip değerlendirilmediği gibi) yeniden inceleyen, davanın ikinci bir duruşması gibi işleyen bir kanun yoludur. İstinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını onayabilir, düzelterek onayabilir veya bozarak dosyayı yeniden ilk derece mahkemesine gönderebilir. Hatta bazı durumlarda, delillerin tamamlanmış olması halinde kendisi yeniden yargılama yaparak yeni bir karar da verebilir.
Bölge Adliye Mahkemeleri'nin verdiği kararlara karşı ise, belirli şartlar ve yasal sınırlar dahilinde temyiz kanun yoluna başvurulur. İşte bu aşamada devreye Yargıtay girer. Yargıtay, bir kararın hukuka uygunluğunu denetler. Yani, maddi vakıa denetimi yapmaz, dosyadaki delilleri baştan sona yeniden değerlendirmez. Senin de iyi bildiğin gibi, Yargıtay'ın temel görevi, "hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı, usul kurallarına uyulup uyulmadığı, kararın gerekçesinin hukuka uygun olup olmadığı" gibi hukuki sorunlara cevap aramaktır. Eğer hukuka aykırılık tespit ederse kararı bozar ve genellikle dosyayı istinaf mahkemesine geri gönderir. İstinaf mahkemesi de Yargıtay'ın bozma kararına uyarak yeniden karar verir.
Burada dikkat etmen gereken çok önemli bir nokta var: Her istinaf kararı Yargıtay'da temyiz edilemez. Özellikle, belirli bir parasal sınırın (dava değeri veya alacak miktarı) altında kalan uyuşmazlıklarda, Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararı kesindir ve Yargıtay'a temyiz yolu kapalıdır. Bu parasal sınırlar her yıl Adalet Bakanlığı tarafından belirlenir ve Resmi Gazete'de yayımlanır. Kendi tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki, özellikle küçük meblağlı alacak veya tazminat davalarında bu kesinlik sınırı çok belirleyici olur. Bir kararı temyiz etmek isteyip de sırf dava değeri nedeniyle bu hakkından mahrum kalan birçok kişiyle karşılaştım. Bu nedenle, davanın başında hangi kanun yollarına tabi olabileceğini ve temyiz sınırlarını iyi öngörmek büyük önem taşır.
Kısacası, adli yargıda temyiz mercii Yargıtay'dır; ancak bu merciye ulaşabilmek için çoğu zaman öncesinde Bölge Adliye Mahkemeleri'nin istinaf süzgecinden geçilmesi ve kararın yasal olarak temyize açık olması gerekir.