Aşı, vücudun bağışıklık sistemini belirli bir hastalığa karşı hazırlanan ve koruyucu antikor üretmesini sağlayan biyolojik bir preparattır. Temel mantığı oldukça basittir: Hayatı tehdit eden hastalığa yakalanmak yerine, o hastalığa neden olan ajanın (virüs, bakteri vb.) zayıflatılmış, inaktive edilmiş veya sadece bir parçası (antijen) vücuda verilir. Bu sayede bağışıklık sistemi, gerçek bir enfeksiyon sırasında olacağı gibi bir "tatbikat" yapar. Bu süreçte üretim edilen antikorlar ve hafıza hücreleri uzun süre (hatta ömür boyu) saklanır. Gerçek patojen vücuda girdiğinde, sistem onu anında tanır ve çok daha hızlı, etkili bir şekilde etkisiz hale getirir.
Günümüzde kullanılan aşılar birkaç ana kategoriye ayrılır:
Aşılar, bireysel korumadan öte toplumsal bir kalkan olan sürü bağışıklığını oluşturur. Bir toplumun büyük çoğunluğu aşılandığında, hastalık taşıyıcıları bulaşacak sağlıklı birey bulamaz. Bu durum, aşı olamayan bebekler, yaşlılar veya bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler için hayati bir koruma sağlar.
Çoğu insan aşıyı "soğuk algınlığına neden olan bir iğne" sanır; oysa bunun tıbbi bir temeli yoktur. Aşı sonrası görülen hafif ateş veya kolda ağrı, bağışıklık sisteminin çalıştığının işaretidir. Benim tavsiyem: Aşı takvimini mutlaka ailenizin doktoruyla birlikte planlayın. Özellikle kronik rahatsızlığı olan veya immünsüpresif ilaç kullanan bireylerde canlı aşılar yerine inaktive aşılar tercih edilmelidir. Unutmayın, aşılanmak sadece kendinizi değil, çevrenizdeki en savunmasız bireyi de koruma eylemidir. Bilimsel veriler, aşıların hem güvenlik hem de etkinlik açısından modern tıbbın en başarılı araçlarından biri olduğunu açıkça göstermektedir.