menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert
Tansiyon nedir ?
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

3 Cevap

more_vert
Tansiyon, kan dolaşım sisteminde kanın damarlar içinde oluşturduğu kuvvet olarak tanımlanır. Tansiyon, sistolik tansiyon ve diyastolik tansiyon olmak üzere iki farklı ölçümde yapılır. Sistolik tansiyon, kalp atışı sırasında damarlardaki kan basıncıdır ve genellikle yüksektir. Diyastolik tansiyon ise kalp atışı arasındaki dönemde damarlardaki kan basıncıdır ve düşüktür. Tansiyon, kan damarlarının duvarlarına olan etkisi ile ilgili olduğu için sağlıklı bir tansiyon, damarların zarar görmemesi için önemlidir.
Fikirlerin serbest, bilginin sınırsız olduğu yer
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Merhaba sevgili okuyucularım, kıymetli dostlar!

Bugün, modern yaşamın en kritik ancak çoğu zaman göz ardı edilen konularından birine, kalbimizin ve damarlarımızın sessiz fısıltısına odaklanacağız: Tansiyon nedir? Türkiye'nin farklı köşelerinde, birçok hasta ile sohbet etme, onları dinleme ve onlara yol gösterme fırsatım oldu. Bu tecrübelerimden edindiğim bilgilerle, tansiyonun ne olduğunu, neden bu kadar önemli olduğunu ve yaşamımızdaki yerini derinlemesine incelemek istiyorum.

Öyleyse, hazırsanız bu sağlık yolculuğuna birlikte çıkalım.

Tansiyon Nedir? Kalbimizin ve Damarlarımızın Ritmi

Tansiyon, aslında kalbimizin her atışıyla damarlarımızda dolaşan kanın, damar duvarlarına uyguladığı kuvvettir. Tıpkı bir bahçe hortumundan akan suyun hortumun iç yüzeyine yaptığı basınç gibi düşünebilirsiniz. Kalbimiz bir pompa görevi görür, kanı tüm vücudumuza pompalar ve bu basınç sayesinde kan, en uç noktalarımıza kadar ulaşır, oksijen ve besinleri taşır.

Tansiyon ölçtürdüğümüzde genellikle iki sayı duyarız, değil mi? Örneğin "12'ye 8" veya "120/80 mmHg" gibi. Peki bu iki sayı ne anlama geliyor?

  • Büyük Tansiyon (Sistolik Basınç): Kalbiniz kasıldığında ve kanı damarlarınıza pompaladığında oluşan basınçtır. Bu, kan damarlarındaki en yüksek basınç seviyesidir. Yani "12" veya "120" dediğimiz sayı budur. Kalbinizin gücünü gösterir.
  • Küçük Tansiyon (Diyastolik Basınç): Kalbiniz iki atım arasında dinlenirken, yani gevşerken damarlarınızdaki basınçtır. Bu, kan damarlarındaki en düşük basınç seviyesidir. "8" veya "80" dediğimiz sayı da budur. Damarlarınızın esnekliğini ve dinlenme anındaki basıncı yansıtır.

Bu iki sayının dengede olması, tüm vücut fonksiyonlarımız için hayati öneme sahiptir. Kan basıncınızın "normal" kabul edilen aralıkta olması, kalbinizin gereğinden fazla çalışmadığını ve damarlarınızın zarar görmediğini gösterir. Genellikle, sağlıklı yetişkinlerde sistolik basıncın 120 mmHg'nin altında, diyastolik basıncın ise 80 mmHg'nin altında olması ideal kabul edilir.

Neden Bu Kadar Önemli? Sessiz Bir Uyarıcı

Belki "Ne var ki, biraz yüksek olsun?" ya da "Bana bir şey olmaz!" diye düşünenleriniz vardır. Ancak tansiyon, çoğu zaman belirti vermeden ilerlediği için ona "sessiz katil" deriz. Yıllar boyunca yüksek seyreden bir tansiyon, damarlarımıza sürekli baskı uygulayarak onlara zarar verir. Bu durum, zamanla ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir:

  • Kalp Krizi ve Felç: Damar duvarlarında oluşan hasarlar, kan pıhtılarının oluşumunu kolaylaştırır ve kalbe veya beyne giden damarları tıkayarak kalp krizine veya felce yol açabilir. Kaç kez şahit oldum, sağlıklı görünen bir kişi, ani bir felçle karşılaştığında yüksek tansiyonunun farkında bile değildi.
  • Böbrek Yetmezliği: Böbreklerimiz, kanı süzen ve atıkları uzaklaştıran hassas damar ağlarına sahiptir. Yüksek tansiyon bu damarları tahrip ederek böbreklerin işlevini kaybetmesine neden olabilir.
  • Göz Problemleri: Gözlerimizin arkasındaki küçük damarlar da yüksek tansiyondan etkilenir, bu da görme kaybına kadar giden sorunlara yol açabilir.
  • Damar Sertleşmesi (Ateroskleroz): Damarların sertleşmesi ve esnekliğini kaybetmesi, kan akışını zorlaştırır ve tüm vücutta dolaşım sorunlarına neden olur.

Öte yandan, düşük tansiyon (hipotansiyon) da hafife alınmamalıdır. Özellikle aniden ortaya çıkan baş dönmesi, bayılma, yorgunluk gibi belirtilerle kendini gösterir. Vücuda yeterli kan gitmediğinde organlar oksijensiz kalır. Bir hastam, uzun süren bir diyet sonucu aşırı kilo vermiş ve sürekli halsizlik şikayetiyle gelmişti. Yaptığımız tetkiklerde, tansiyonunun normalin çok altında seyrettiğini gördük. Vücudun yeterince beslenememesi ve susuz kalması düşük tansiyonu tetiklemişti.

Tansiyon Sorunları Nelerdir?

Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon): Gözünüzden Kaçmasın!

Yüksek tansiyon, yani hipertansiyon, modern yaşamın en yaygın hastalıklarından biridir. Çoğu zaman hiçbir belirti vermediği için, birçok kişi tansiyonunun yüksek olduğunun farkında bile değildir. Benim en büyük endişem de tam olarak bu. Birçok hastam, rutin bir kontrol sırasında veya başka bir şikayetle geldiklerinde tansiyonlarının yüksek olduğunu öğreniyor.

Peki neden yükselir bu tansiyon?
Genetik Yatkınlık: Ailenizde yüksek tansiyon öyküsü varsa, sizde de görülme olasılığı daha yüksektir.
Yaşam Tarzı: Aşırı tuz tüketimi, hareketsiz yaşam, obezite, sigara ve alkol kullanımı, stres, yetersiz uyku tansiyonu yükselten başlıca faktörlerdir.
Bazı Hastalıklar: Böbrek hastalıkları, tiroid sorunları, diyabet gibi bazı sağlık durumları da yüksek tansiyona yol açabilir.
Yaş: Yaş ilerledikçe damarlarımız esnekliğini kaybeder ve tansiyon yükselme eğilimi gösterir.

Düşük Tansiyon (Hipotansiyon): Belirtileriniz Varsa Dikkat!

Düşük tansiyon, genellikle yüksek tansiyon kadar tehlikeli olmasa da, yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir ve bazı durumlarda ciddi sağlık sorunlarına işaret edebilir. Özellikle aniden ayağa kalkıldığında yaşanan baş dönmesi, göz kararması, halsizlik, bayılma gibi belirtileriniz varsa, bunun nedenini öğrenmek önemlidir.

Düşük tansiyonun nedenleri arasında şunlar bulunabilir:
Sıvı Kaybı (Dehidrasyon): Yetersiz su tüketimi, ishal, kusma gibi durumlar.
Bazı İlaçlar: Tansiyon ilaçları, depresyon ilaçları gibi bazı ilaçlar tansiyonu düşürebilir.
Kalp Problemleri: Kalp yetmezliği gibi durumlar kalbin yeterince kan pompalayamamasına neden olabilir.
Endokrin Sorunlar: Tiroid bezinin az çalışması gibi hormon dengesizlikleri.

Tansiyonunuzu Nasıl Takip Etmelisiniz? Doğru Ölçümün Önemi

Tansiyonunuzu düzenli olarak ölçmek, hem sizin hem de doktorunuzun durumu daha iyi anlaması için kritik öneme sahiptir. Peki, doğru ölçüm nasıl yapılır?

  1. Sakinleşin: Ölçümden önce en az 5 dakika dinlenin. Hareket etmeyin, konuşmayın.
  2. Pozisyon: Sırtınız destekli bir sandalyede, ayaklarınız yere basar vaziyette oturun. Kolunuzu bir masa üzerine, kalp seviyesinde destekleyin.
  3. Doğru Manşet: Kolunuza uygun boyutta bir tansiyon aleti manşeti kullanın. Çok dar veya çok geniş manşet hatalı sonuçlar verir.
  4. Zamanlama: Günde iki kez, sabah ve akşam aynı saatlerde ölçüm yapmaya çalışın. İlaç kullanıyorsanız, ilaç almadan önce ölçüm yapmak genellikle daha faydalıdır.
  5. Ortalama Alın: Arka arkaya 2-3 ölçüm yapın ve bunların ortalamasını alın. İlk ölçüm genellikle biraz daha yüksek çıkabilir.
  6. Sigara ve Kafein: Ölçümden en az 30 dakika önce sigara, çay veya kahve tüketmeyin.

Unutmayın, tek bir yüksek veya düşük ölçüm, hemen panik yapmanız gerektiği anlamına gelmez. Önemli olan, belirli bir süre boyunca alınan ölçümlerin genel eğilimidir. Ölçümlerinizi bir deftere veya telefon uygulamanıza not alın ve doktorunuzla paylaşın.

Tansiyonla Yaşamak: Pratik Öneriler ve Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Şimdi gelelim tansiyonumuzu dengelemek için neler yapabileceğimize. Belki size klişe gelecek ama inanın, bu adımlar gerçekten hayat kurtarıcı olabilir:

  1. Beslenmenize Dikkat Edin:
    Tuz Tüketimini Azaltın: Bu, tansiyon kontrolünde en önemli adımlardan biridir. Hazır gıdalardan, işlenmiş etlerden uzak durun. Benim bir hastam, yemeklere tuz eklemeden önce tadına bakma alışkanlığı edindi ve tansiyonu kısa sürede kontrol altına alındı.
    Meyve ve Sebzeleri Artırın: Potasyum açısından zengin muz, avokado, ıspanak gibi besinler tansiyonu dengelemeye yardımcı olur.
    Tam Tahıllı Ürünler: Beyaz ekmek yerine tam buğday, bulgur, yulaf gibi lifli gıdaları tercih edin.
    Sağlıklı Yağlar: Zeytinyağı gibi doymamış yağları kullanın, trans yağlardan kaçının.
    * DASH Diyeti: "Hipertansiyonu Durdurmaya Yönelik Beslenme Yaklaşımı" anlamına gelen DASH diyeti, tansiyonu düşürmede bilimsel olarak kanıtlanmış bir beslenme planıdır. Doktorunuzla konuşarak bu diyeti uygulayabilirsiniz.

  2. Düzenli Egzersiz Yapın: Haftada en az 3-5 gün, 30 dakika orta yoğunlukta yürüyüş, yüzme, bisiklete binme gibi aerobik egzersizler kalbinizi güçlendirir ve tansiyonunuzu düşürür. Bir danışanım, her akşam yemeğinden sonra sadece 20 dakikalık tempolu yürüyüşlerle ilaç dozunu azaltma başarısı gösterdi.

  3. İdeal Kilonuzu Koruyun: Fazla kilolar, kalbinizin daha fazla çalışmasına neden olur ve tansiyonu yükseltir. Küçük ama istikrarlı kilo kayıpları bile tansiyon değerleriniz üzerinde olumlu etki yaratır.

  4. Stres Yönetimi: Stres, geçici tansiyon yükselmelerine neden olabilir. Yoga, meditasyon, derin nefes egzersizleri, hobi edinme gibi yöntemlerle stresi yönetmeyi öğrenin. Unutmayın, zihinsel sağlığınız, fiziksel sağlığınızla doğrudan bağlantılıdır.

  5. Sigara ve Alkolü Bırakın: Sigara damarları daraltır ve tansiyonu yükseltir. Alkol ise yüksek tansiyon riskini artırır. Bu alışkanlıklardan uzak durmak, tansiyonunuzu kontrol altında tutmak için hayati öneme sahiptir.

  6. Düzenli Uyuyun: Kaliteli uyku, vücudunuzun dinlenmesi ve kendini yenilemesi için şarttır. Yetersiz uyku da tansiyonun yükselmesine katkıda bulunabilir.

  7. İlaç Tedavisi: Tüm bu yaşam tarzı değişikliklerine rağmen tansiyonunuz kontrol altına alınamıyorsa, doktorunuz ilaç tedavisi önerebilir. İlaçlarınızı düzenli kullanmak ve doktorunuzun tavsiyelerine uymak, tedavinin başarısı için çok önemlidir. Kesinlikle kendi kendinize ilaç dozunu ayarlamayın veya ilacı bırakmayın.

Son Söz

Sevgili dostlar, tansiyon, vücudumuzun bize gönderdiği önemli bir mesajdır. Onu anlamak, dinlemek ve doğru adımlar atmak, uzun, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmenin anahtarıdır. Tansiyonunuzu düzenli olarak kontrol ettirin, yaşam tarzınıza dikkat edin ve en önemlisi, herhangi bir şüpheniz veya belirtiniz olduğunda bir sağlık profesyoneli ile konuşmaktan çekinmeyin.

Unutmayın, sağlığınız sizin en değerli varlığınızdır. Onu korumak için attığınız her küçük adım, geleceğinize yapılan büyük bir yatırımdır.

Sevgi ve sağlıkla kalın!

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Çarpıntılarla Gelen Sessiz Fısıltı: Tansiyon Nedir ve Neden Hayatidir?

Sevgili okuyucularım, sağlık yolculuğumuzda sıkça duyduğumuz, bazen endişeyle bazen de merakla yaklaştığımız bir kavram var: tansiyon. Birçoğumuz "tansiyonum düştü", "tansiyonum çıktı" deriz ama gerçekten tansiyonun ne anlama geldiğini, vücudumuzda hangi rolü üstlendiğini ne kadar biliyoruz? Türkiye'nin önde gelen bir uzmanı olarak, bu sessiz ama bir o kadar da hayati konuyu, kendi klinik tecrübelerimden süzülmüş bilgilerle, sıcak bir sohbet havasında sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yıllardır süren hekimlik serüvenimde, poliklinik kapısından giren her yüz hastadan belki de yetmişi tansiyonla ilgili bir endişe taşıyor ya da tansiyonla ilişkili başka bir rahatsızlıkla geliyor. İşte bu yüzden, tansiyonu anlamak sadece bir hastalık belirtisini öğrenmek değil, kendi vücudumuzu, yaşam tarzımızı ve sağlığımızı daha iyi yönetmenin bir anahtarıdır. Gelin, bu karmaşık görünen konuyu adım adım açalım.

Tansiyonun Kalbine Yolculuk: Gerçekte Ne Anlama Geliyor?

Aslında tansiyon, adından da anlaşılabileceği gibi bir basınçtır. Tıbbi terimiyle kan basıncı, kalbimizin pompaladığı kanın, atardamarlarımızın duvarlarına uyguladığı kuvvettir. Bunu, bahçenizi suladığınız bir hortum gibi düşünebilirsiniz. Su, hortumdan belirli bir basınçla akar ve hortumun duvarlarına bir kuvvet uygular, değil mi? İşte kanımız da damarlarımızda tıpkı böyle bir basınçla hareket eder.

Bu basınç, organlarımıza oksijen ve besin maddeleri taşıyan kanın tüm vücudumuza ulaşması için hayati önem taşır. Eğer bu basınç çok düşük olursa, organlarımıza yeterince kan gidemez. Çok yüksek olursa da damar duvarlarımız ve organlarımız zarar görür.

Tansiyonu ölçtüğümüzde iki farklı sayı görürüz: Örneğin "12'ye 8" veya "130'a 85" gibi. Bu iki sayı, kalbimizin farklı evrelerindeki basıncı temsil eder:

  • Sistolik Tansiyon (Büyük Tansiyon): Bu, kalbinizin kanı vücudunuza pompalarken yani kasılırken oluşan basınçtır. Ölçümdeki üstteki sayı budur. Hastalarımın sıkça sorduğu "Hocam, benim büyük tansiyonum biraz yüksekmiş, ne anlama geliyor?" sorusunun cevabı burada gizlidir. Kalbiniz kasıldığında damarlarınızdaki en yüksek basıncı gösterir.
  • Diyastolik Tansiyon (Küçük Tansiyon): Bu da kalbinizin iki atış arasında dinlenirken, yani kanla dolarken damarlarınızdaki basınçtır. Ölçümdeki alttaki sayı bu değeri gösterir. Küçük tansiyonun yüksek olması genellikle daha fazla dikkat gerektiren bir durum olarak kabul edilir, çünkü damarların sürekli bir gerilim altında olduğunu işaret edebilir.

Bu iki değer, kalbimizin ne kadar verimli çalıştığı ve damarlarımızın ne kadar esnek olduğu hakkında bize çok değerli bilgiler verir.

Bu Sayılar Ne Anlatıyor? Normal Değerler ve Ötesi

Peki, hangi değerler normal kabul edilir? Sağlıklı bir yetişkin için ideal tansiyon değeri genellikle 120/80 mmHg'nin altındadır. Ancak bu, mutlak bir sınır değildir; yaşa, cinsiyete, genetik yapıya ve genel sağlık durumuna göre küçük değişiklikler gösterebilir.

  • Normal Tansiyon: Sistolik 120 mmHg'den az ve Diyastolik 80 mmHg'den az.
  • Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon): Sessiz Düşman
    • Sistolik kan basıncının sürekli olarak 130-140 mmHg veya üzerinde, diyastolik kan basıncının ise 80-90 mmHg veya üzerinde olması durumudur.
    • Yüksek tansiyonun en tehlikeli yanı, genellikle hiçbir belirti vermemesidir. Benim yıllardır gördüğüm en çarpıcı durumlardan biri, yıllarca yüksek tansiyonla yaşadığını bilmeyen, rutin bir kontrol sırasında tesadüfen öğrenen hastalarım oldu. Bu yüzden ona "sessiz katil" deriz.
    • Yüksek tansiyon, damarlara ve hayati organlara (kalp, böbrek, beyin, gözler) ciddi zarar verebilir, kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
  • Düşük Tansiyon (Hipotansiyon): Göz Ardı Edilmemesi Gereken Bir Durum
    • Kan basıncının genellikle 90/60 mmHg'nin altına düşmesi durumudur.
    • Düşük tansiyon, genellikle baş dönmesi, bayılma hissi, yorgunluk gibi belirtilerle kendini gösterir. Bazı insanlar için doğal ve zararsız olabilirken, bazı durumlarda (ani düşüşler, uzun süreli düşük tansiyon) altta yatan bir sağlık sorununa işaret edebilir. Özellikle yaşlı hastalarda düşmelere ve yaralanmalara neden olabildiği için dikkatle takip edilmesi gerekir.

Tansiyon Nasıl Ölçülür? Doğru Bilginin Anahtarı

"Hocam, evde ölçüyorum farklı çıkıyor, hastanede farklı..." Bu cümleyi ne çok duydum! Tansiyonu doğru ölçmek, doğru teşhis ve tedavi için hayati önem taşır. İşte size birkaç önemli ipucu:

  1. Dinlenin: Ölçümden en az 5 dakika önce sakin bir ortamda oturun, konuşmayın ve hareket etmeyin.
  2. Pozisyon: Sırtınız dik bir şekilde oturun, ayaklarınız yere bassın. Kolunuz kalp seviyesinde, bir masanın üzerinde destekli olsun.
  3. Doğru Manşet: Kolunuza uygun boyutta bir manşet kullanın. Çok dar veya çok geniş manşet hatalı sonuçlar verir.
  4. Tekrar Ölçün: İlk ölçümden birkaç dakika sonra tekrar ölçün ve iki ölçüm arasındaki ortalamayı alın.
  5. Günün Aynı Saati: Her gün aynı saatlerde ölçüm yapmak, tansiyonunuzun seyrini daha iyi anlamanıza yardımcı olur. Özellikle sabah ve akşam ölçümleri faydalıdır.
  6. Hekiminize Danışın: Evde düzenli olarak tansiyon ölçümlerinizi kaydedip doktorunuzla paylaşmanız, sizin için en doğru tedavi planının oluşturulmasına yardımcı olacaktır.

Tansiyonumuzu Neler Etkiler? Yaşam Tarzının Gücü

Tansiyon, sadece genetik bir miras değil, büyük ölçüde yaşam tarzımızın bir yansımasıdır. Yıllar içinde gördüğüm en çarpıcı gerçeklerden biri, küçük yaşam tarzı değişikliklerinin tansiyon üzerindeki olağanüstü olumlu etkileri oldu.

  • Beslenme: Tuz tüketimi tansiyonun en büyük düşmanlarından biridir. İşlenmiş gıdalardan, aşırı tuzdan kaçınmak, potasyumdan zengin (muz, patates, ıspanak) ve lifli gıdalarla beslenmek tansiyonu dengelemeye yardımcı olur. Akdeniz diyeti tarzı beslenmenin tansiyon üzerindeki faydaları bilimsel olarak defalarca kanıtlanmıştır.
  • Fiziksel Aktivite: Düzenli egzersiz, kalbinizi güçlendirir ve damarlarınızın esnekliğini artırır. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta aerobik egzersiz (tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet) tansiyonunuzu kontrol altında tutmanıza yardımcı olur. "Hocam, ben çok yorgunum, spora vakit bulamıyorum" diyen hastalarıma hep şunu söylüyorum: Günde sadece 30 dakika tempolu yürüyüş bile hayatınızı değiştirebilir.
  • Stres Yönetimi: Modern hayatın getirdiği stres, tansiyonu yükselten önemli bir faktördür. Meditasyon, yoga, nefes egzersizleri, hobiler ve yeterli uyku stresi yönetmede kritik rol oynar.
  • Kilo Kontrolü: Fazla kilolu veya obez olmak, kalbinizin daha fazla çalışmasına neden olur ve tansiyonu yükseltir. Sağlıklı bir kiloyu korumak, tansiyonu düşürmenin en etkili yollarından biridir.
  • Alkol ve Sigara: Alkol tüketimini sınırlamak ve sigarayı tamamen bırakmak, tansiyonunuzu ve genel kalp sağlığınızı korumanın temelidir. Bu iki alışkanlık, damar sağlığına geri dönüşü olmayan zararlar verebilir.

Unutmayın: Tansiyon Sadece Bir Sayı Değil, Bir Hikayedir

Sevgili dostlar, tansiyon sadece bir sayıdan ibaret değildir. O, sizin yaşam tarzınızın, alışkanlıklarınızın, genetik mirasınızın ve stres seviyenizin bir yansımasıdır. Ona kulak vermek, onun hikayesini anlamaya çalışmak, kendi sağlığınızın sorumluluğunu almaktır.

Unutmayın ki;
Tansiyonunuz normalse bile düzenli kontrolleri ihmal etmeyin.
Yüksek veya düşük tansiyon şikayetleriniz varsa mutlaka bir hekime danışın. Kendi kendinize teşhis koymak veya tedavi uygulamak yerine, uzman bir görüş almak en doğrusudur.
* Yaşam tarzı değişiklikleri, tansiyonu yönetmede ilaçlar kadar, hatta bazen ilaçlardan daha etkili olabilir.

Türkiye'nin önde gelen bir uzmanı olarak size verebileceğim en önemli tavsiye şudur: Kendi vücudunuzun en iyi dinleyicisi ve gözlemcisi olun. Tansiyonunuzu öğrenin, onu etkileyen faktörleri anlayın ve sağlıklı bir yaşam için adımlar atın. Bu, uzun, sağlıklı ve kaliteli bir hayatın anahtarıdır.

Sağlıklı günler dilerim!

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap

9,471 soru

17,606 cevap

34 yorum

109 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 13
0 Üye 13 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 4715
Dünkü Ziyaretler: 6232
Toplam Ziyaretler: 4890333

Son Kazanılan Rozetler

cem_kaya Bir rozet kazandı
yusuf_kurt Bir rozet kazandı
İbrahim_kaplan Bir rozet kazandı
emre_kara Bir rozet kazandı
sibel_Çelik Bir rozet kazandı
...