Divan-ı Hümayun'u kaldıran, Osmanlı İmparatorluğu'nun II. Mahmud'u olmuştur. Bu köklü idari reform, 1826 yılında gerçekleşti ve Osmanlı devlet yönetiminde modernleşme yolunda atılan en kritik adımlardan biriydi. Bu olayı sadece bir kurumun kaldırılması olarak görme, daha ziyade eskiyi modernle ikame eden, fonksiyonel bir dönüşüm olarak değerlendirmen gerekir.
Divan-ı Hümayun, yüzyıllar boyunca devletin en yüksek karar alma ve danışma organı olarak işlev gördü. Ancak zamanla etkinliğini kaybetmiş, özellikle 17. yüzyılın sonlarından itibaren Sadrazam'ın (Vezir-i Azam) ve onun idari merkezi olan Bab-ı Ali'nin gücü arttıkça, Divan'ın önemi azaldı. Artık sembolik bir yapıya dönüşmüş, önemli kararlar daha çok Sadrazam başkanlığındaki toplantılarda veya bizzat padişah tarafından alınıyordu.
II. Mahmud'un amacı, devlet yönetimini merkezileştirmek, geleneksel ve hantallaşmış yapıları modern, Batı tarzı bir bürokrasi ile değiştirmekti. Özellikle Vaka-i Hayriye ile Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması, bu tür radikal idari reformların önünü açan büyük bir engel ortadan kaldırmıştı. Padişah, Divan'ın dağılmış ve etkinliğini yitirmiş yapısını ortadan kaldırarak, karar alma süreçlerini kendi kontrolü altında, daha hızlı ve verimli hale getirmeyi hedefliyordu. Bu, aynı zamanda, daha doğrudan ve hesap verebilir bir yönetim mekanizması kurma çabasının bir parçasıydı.
Divan-ı Hümayun'un kaldırılmasıyla birlikte, modern anlamda bakanlıklar (Nazırlıklar) kurulmaya başlandı. Bu yeni yapılar, belirli idari alanlara odaklanmış, uzmanlaşmış departmanlardı. Örneğin, hariciye (dışişleri), dahiliye (içişleri), maliye gibi alanlarda yeni nazırlıklar oluşturuldu. Bu, devlet işlerinin tek bir geniş danışma meclisi yerine, fonksiyonel olarak ayrılmış, daha uzmanlaşmış ve doğrudan padişaha bağlı icra organları tarafından yürütülmesi anlamına geliyordu.
Bu yeni sistemde, nazırlıkların başkanları olan nazırlar, doğrudan padişaha karşı sorumlu hale geldi. Zamanla bu nazırlar, Sadrazam başkanlığında toplanan Vükelâ Heyeti'ni (Bakanlar Kurulu) oluşturarak, günümüzdeki modern kabine sisteminin temelini attı.
Bu dönüşümü anlamak için bilmen gereken en önemli püf noktası şudur: II. Mahmud'un yaptığı şey sadece bir kurumu ortadan kaldırmak değil, Osmanlı Devleti'ni bir imparatorluk konseyi yönetiminden, merkeziyetçi ve modern bir bakanlıklar sistemi yönetimine geçirmekti.
Bu reformla birlikte, Osmanlı Devleti, o dönemin Avrupa devletlerinde görülen modern devlet organizasyonu modeline bir adım daha yaklaşmış oldu. Eski ve hantal yapının yerine, çağın ihtiyaçlarına daha uygun, daha dinamik ve merkeziyetçi bir idare kurma hedefi güdüldü.