Dost, Türkçe'deki "arkadaş" kelimesinden çok daha derin, çok daha anlam yüklü bir kavramdır ve kelimenin gerçek karşılığına nadiren rastlarsın. Sana dost denilmesi için, aranızdaki ilişkinin sıradan bir sosyal bağın ötesine geçmesi gerekir.
Dostluk, karşılıklı güven, sarsılmaz sadakat ve koşulsuz destek üçgeni üzerine inşa edilir. Bu temel direkler olmadan, bir ilişkide "dostluk"tan bahsetmek çok zordur.
Çevrende birçok "arkadaşın" olabilir. Ortak ilgi alanları, aynı sosyal ortamlar veya geçici çıkarlar üzerine kurulu ilişkiler arkadaşlıktır. Bunlar yüzeysel olabilir, sayıları çok fazla olabilir. Ancak dostluk, nitelik olarak niceliğin çok ötesindedir. Gerçek dostlar azdır, parmakla sayılacak kadar. Bir arkadaş seni güldürebilir, iyi vakit geçirmeni sağlayabilir; ama bir dost seni sen yapan tüm katmanları bilir, hem zayıflıklarınla hem de güçlü yanlarınla kabul eder. Arkadaşlık, şartlara bağlı olabilir; dostluk ise zamanın ve zorlukların ötesine geçer.
Kendi tecrübelerimden yola çıkarak sana şunu söyleyebilirim: Birinin sana dost olup olmadığını anlamanın en kesin yolu, gerçek zor zamanlardan geçmektir. Hayat sana en sert yumruğu vurduğunda, herkes etrafından çekilirken, kimin hala yanında durduğunu görürsün. İşte o kişi, potansiyel bir dosttur.
Dostluk, tek taraflı bir yol değildir. Sen de onun için aynı derecede güvenilir, sadık ve destekleyici olmalısın. İlişkiyi beslemeli, aradaki bağı güçlü tutmalı, onun mutluluğunu kendi mutluluğun bilmelisin. Bir dost, hayatının en değerli armağanlarından biridir ve onu bulduğunda, değerini bilip korumak senin sorumluluğundadır.