Fikirlerin serbest, bilginin sınırsız olduğu yer
Osmanlı İmparatorluğu'nda Kazaskerlerin görevi, adının "ordu kadısı" anlamına gelmesine rağmen, devletin ilmiye (dinî-hukukî-eğitimsel) teşkilatının zirvesinde yer alan, oldukça geniş yetkilere sahip ve merkezi bir makamdı. Esas görevin, imparatorluk genelindeki yargı ve eğitim sisteminin en üst düzeydeki işleyişini sağlamak ve denetlemekti.
Birincil ve belki de en kritik fonksiyonun, imparatorluk coğrafyasındaki tüm kadıların atanması, denetlenmesi ve gerektiğinde azledilmesiydi. Yani, eyaletlerdeki şer'i mahkemelerin başı olan kadıların tayinlerini ve onların verdikleri kararların şeriat ve kanun hükümlerine uygunluğunu sen denetlerdin. Bu durum, imparatorluğun her köşesinde hukuki birliğin ve adaletin sürekliliğinin teminatı olmanı sağlıyordu. Adeta günümüzdeki Yargıtay'ın ve HSK'nın belirli yetkilerini bünyende barındırırdın.
İkinci önemli görev alanın ise eğitim sistemiyle doğrudan ilgiliydi. Medreselere, yani dönemin yükseköğretim kurumlarına müderris (profesör) atamalarını da sen yapardın. Bu yetki, Osmanlı ilmiyesinin yetişmesinde, bilginin ve düşüncenin imparatorluk içinde yayılmasında ne denli belirleyici bir rol oynadığını açıkça gösterir. Medreselerin müfredatından, hocalık kalitesine kadar her şey, dolaylı yoldan senin gözetimindeydi.
Ayrıca, Divan-ı Hümayun'un doğal bir üyesiydin. Devletin en üst düzey karar alma organında, hukuki ve şer'i meselelerde danışmanlık yapar, gelen davaları ve şikayetleri incelerdin. Yeni yasaların hazırlanmasında veya mevcut kanunların yorumlanmasında senin görüşlerin ve fetvaların büyük ağırlık taşırdı. Bu bağlamda, Rumeli Kazaskeri'nin, Anadolu Kazaskeri'ne göre hem kıdem hem de sorumlu olduğu coğrafyanın önemi itibarıyla daha üst konumda olduğunu unutmamak gerekir.
Kısacası, sen sadece "orduya bakan bir yargıç" değil, aynı zamanda imparatorluğun hukuki ve eğitimsel omurgasını şekillendiren, adalet mekanizmasını işler tutan ve ilmiye sınıfının geleceğini tayin eden çok yönlü bir devlet büyüğüydün. Bu makam, sadece yargısal değil, aynı zamanda idari ve eğitimsel liderliği de içinde barındıran, Osmanlı Devleti'nin temel taşlarından biriydi.