Cağ kebabı, özgün lezzetini Erzurum'a, özellikle de Oltu ilçesine borçlu olan, Anadolu'nun en özel et yemeklerinden biridir. Kimi kaynaklar Tortum'u da işaret etse de, genel kabul gören coğrafi işaret Erzurum'dur.
Bu benzersiz lezzetin sırrı, kullanılan etten marinasyonuna, pişirme tekniğinden sunumuna kadar birçok aşamada gizlidir.
Cağ kebabının olmazsa olmazı erkek kuzu veya oğlak etidir. Genellikle kuzu kol ve but kısımları tercih edilir. Etin yaşlı olmaması ve ideal oranda yağ içermesi çok önemlidir; aksi takdirde kurur veya lezzeti eksik kalır. Etler önce sinir ve zarlarından arındırılır, ardından ince yapraklar halinde kesilir.
Bu aşama, cağ kebabına o karakteristik lezzetini veren kilit noktadır. Kesilen etler;
Rendelenmiş soğan suyu (posası değil, sadece suyu!)
Tuz
Karabiber
Bazı yöresel ustalar az miktarda kekik de kullanabilir, ancak aslı en sade halidir.
ile iyice harmanlanır. Etlerin bu terbiyede en az 12-24 saat, tercihen 24 saat buzdolabında dinlendirilmesi şarttır. Bu dinlenme, etin hem yumuşamasını hem de lezzeti içine çekmesini sağlar.
Marine edilmiş et yaprakları, cağ adı verilen özel, yatay bir şişe katman katman dizilir. Bu dizim sırasında etin yağlı ve yağsız kısımlarının dengeli yerleştirilmesi, kebabın her tarafının eşit ve lezzetli pişmesi için önemlidir.
Hazırlanan cağ, yatay bir eksen üzerinde, odun ateşinin (genellikle meşe veya kayın odunu tercih edilir) karşısına yerleştirilir. Cağ yavaşça döndürülerek, etin ateşe bakan yüzeyi nar gibi kızarana kadar pişirilir. Bu yatay pişirme tekniği, dikey dönerden farklı olarak etin suyunu içinde tutmasını sağlar.
Pişen dış katman, ustalıkla küçük, özel metal şişlere takılarak incecik kesilir. Bu küçük şişler, aynı zamanda servis esnasında kebabın kolayca yenmesini sağlar. Kesilen etler, hemen incecik açılmış lavaş ekmeği, taze soğan dilimleri, domates ve bazen sumaklı soğan salatası ile sıcak sıcak servis edilir. Cağ kebabı sıcak yenmeli ve asla bekletilmemelidir.