Celal Bayar, Türkiye Cumhuriyeti'nin üçüncü Cumhurbaşkanı ve çok partili siyasal hayata geçişimizin en kritik mimarlarından biridir. Sadece bir devlet adamı değil, aynı zamanda Kuvâ-yi Milliye'nin önemli bir neferi, bankacı ve ekonomist kimlikleriyle de ön plana çıkar.
1883'te Bursa'da doğan Celal Bayar, genç yaşta İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne katılarak siyasetle tanıştı. Milli Mücadele döneminde Ege bölgesinde önemli görevler üstlendi ve Mustafa Kemal Atatürk'ün yakın çalışma arkadaşlarından biri oldu. İzmir'in kurtuluşundan sonra milletvekili olarak Meclis'e girdi.
Onu diğer siyasetçilerden ayıran önemli bir yönü, ekonomi ve bankacılık alanındaki derin tecrübesiydi. Türkiye İş Bankası'nın kurucusu ve uzun yıllar genel müdürü olarak görev yaptı. Bu deneyimi, onun devletçilik politikalarına eleştirel yaklaşmasına ve liberal ekonomik modellere daha sıcak bakmasına zemin hazırladı. Bir dönem Başbakanlık da dahil olmak üzere çeşitli bakanlık görevlerinde bulundu.
Celal Bayar'ın bizim için taşıdığı en büyük önem, Demokrat Parti'nin (DP) kurucusu ve ilk lideri olmasıdır. 1946'da Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan ile birlikte CHP içinden çıkarak DP'yi kurması, Türkiye siyasetinde yeni bir dönemin, çok partili demokratik yaşamın başlangıcı oldu. Bu cesur adım, tek parti döneminin sonunu getirdi ve halkın farklı siyasi seçeneklere yönelmesinin önünü açtı.
1950 seçimlerinde DP'nin büyük bir zafer kazanmasının ardından, Türkiye'nin ilk sivil Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Onun Cumhurbaşkanlığı dönemi (1950-1960), ekonomik liberalleşme çabaları, tarımsal kalkınma hamleleri ve Batı dünyasıyla entegrasyonun hızlandığı bir dönem oldu. Ancak, bu dönemde siyasi kutuplaşma da derinleşti.
Bayar'ın önemi, aynı zamanda 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin hedefi olmasıyla da pekişir. Türk siyasi tarihinde ilk defa seçilmiş bir hükümetin ve devlet başkanının ordu tarafından devrilmesiyle, o ve arkadaşları Yassıada yargılamalarında ağır bedeller ödediler. Yargılama sonucunda idama mahkûm edilen Bayar'ın cezası yaşının ileriliği nedeniyle müebbet hapse çevrildi.
Bize bıraktığı miras, demokrasiye geçişin zorluklarını, güç dengelerinin hassasiyetini ve askeri müdahalelerin trajik sonuçlarını acı bir şekilde hatırlatır. Onun mücadelesi ve yaşadıkları, Türk siyasi tarihindeki demokrasi arayışının ve bunun için ödenen bedellerin canlı bir sembolüdür. Türkiye'nin çok partili siyaset serüvenini anlamak için Celal Bayar'ın hayatını ve siyasi yolculuğunu bilmek kaçınılmazdır. O, demokrasiye geçişte liderlik etmiş ancak demokrasinin kırılganlığını da bizzat tecrübe etmiş bir devlet adamıdır.