menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert
12 eylül darbesi Cumhurbaşkanı kimdir?,12 eylül darbesi Cumhurbaşkanı kimdir?
Fikirlerin serbest, bilginin sınırsız olduğu yer
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

3 Cevap

more_vert

12 Eylül Darbesi Cumhurbaşkanı

12 Eylül 1980 tarihinde 17. Genel Kurmay Başkanlığını yapmakta olan Kenan Evren 12 Eylül 1980 tarihinde askeri darbe yaparak Türkiye Cumhuriyeti 7.Cumhurbaşkanı olarak 9 Kasım 1982 tarihine kadar görevini sürdürmüşrür.
Fikirlerin serbest, bilginin sınırsız olduğu yer
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert
Orgeneral Kenan Evren'dır.
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

12 Eylül Darbesi ve Cumhurbaşkanlığı: O Çalkantılı Dönemin Perde Arkası

Sevgili okuyucularım, değerli tarih meraklıları,

Bugün, Türkiye'mizin yakın tarihinde derin izler bırakmış, pek çoğumuzun hafızasında acı hatıralarla yer etmiş bir dönemi, 12 Eylül 1980 darbesini ve bu dönemin Cumhurbaşkanlığı makamıyla ilişkisini konuşacağız. Sıkça sorulan "12 Eylül darbesi Cumhurbaşkanımız kimdir?" sorusu, aslında ilk bakışta basit gibi görünse de, Türkiye'nin o dönemdeki siyasi karmaşasını ve darbenin işleyiş biçimini çok net özetleyen katmanlı bir gerçeği barındırır.

Bir uzman olarak, bu sorunun cevabını sadece bir isimle geçiştirmek yerine, arka planını, nedenlerini ve sonuçlarını da siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum. Gelin, o çalkantılı döneme birlikte bir göz atalım.

Doğrudan Cevap: Bir Boşluğun Ardından Gelen İsim

Öncelikle sorunun doğrudan cevabını verelim: 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle birlikte, fiilen ve sonrasında resmen Cumhurbaşkanlığı makamına gelen kişi Orgeneral Kenan Evren'dir. Ancak bu cevap, meselenin sadece yüzeyidir. Zira darbenin olduğu gün, Türkiye'nin seçilmiş bir Cumhurbaşkanı yoktu. İşte bu detay, hikayenin en can alıcı noktalarından biridir.

Darbe Öncesi Türkiye: Bir Ülke Neden Cumhurbaşkanı Seçemezdi?

1970'li yıllar Türkiye için gerçekten kaos yıllarıydı. Ekonomik krizle boğuşan, sağ-sol çatışmasının sokakları kan gölüne çevirdiği, günde ortalama 15-20 kişinin hayatını kaybettiği bir Türkiye düşünün. İşte bu tablo, dönemin siyasi partileri arasında derin kutuplaşmalara yol açmış, uzlaşma kültürünü tamamen yok etmişti.

1973-1980 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı görevini yürüten Fahri Korutürk'ün görev süresi 6 Nisan 1980'de sona ermişti. Normal şartlarda Büyük Millet Meclisi'nin yeni bir Cumhurbaşkanı seçmesi gerekiyordu. Ancak siyasi partiler arasındaki derin ayrılıklar ve uzlaşmazlıklar nedeniyle, tam 115 tur boyunca yapılan oylamalardan hiçbir aday gerekli çoğunluğu sağlayamadı. Ülke, adeta bir devlet başkanı boşluğuyla yönetilmeye çalışılıyordu. Bu durum, anayasal bir krizin de ötesinde, ülkenin yönetiminde bir zaafiyetin ve başıboşluğun simgesi haline gelmişti.

Darbe Günü ve Milli Güvenlik Konseyi (MGK)

12 Eylül 1980'de sabaha karşı saat 04.00'te, Türk Silahlı Kuvvetleri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren liderliğinde yönetime el koyduğunu duyurdu. "Bayrak Harekatı" adı verilen bu müdahale ile TBMM kapatıldı, Anayasa askıya alındı, siyasi partiler lağvedildi, sendikalar ve dernekler kapatıldı. Ülke genelinde sıkıyönetim ilan edildi.

Darbeyi gerçekleştiren ordu, yürütme yetkisini kendi kurduğu Milli Güvenlik Konseyi (MGK) çatısı altında topladı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren, bu konseyin başkanı olarak, fiilen devletin en üst makamı haline geldi. Bu noktada Evren, henüz "seçilmiş" veya "atanmış" bir Cumhurbaşkanı değildi; tüm yürütme, yasama ve hatta kısmen yargı yetkilerini kendinde toplayan, darbenin lideriydi.

Bir Darbe Liderinin "Cumhurbaşkanlığına" Yükselişi

Darbe sonrası süreçte, MGK ülkeyi katı bir askeri disiplinle yönetti. Siyasi tutuklamalar, işkenceler, idamlar, sürgünler... Bu dönemde yaşananlar, Türkiye'nin yakın tarihinin en karanlık sayfalarından birini oluşturur. Bu satırları yazarken bile o dönemin tanıklarının, yakınlarını kaybedenlerin, haksızlığa uğrayanların sesi kulaklarımda çınlıyor gibi hissediyorum.

MGK, bir yandan ülkeyi "düzene sokma" iddiasıyla hareket ederken, diğer yandan da yeni bir anayasa hazırlığına girişti. 1982 yılında hazırlanan yeni Anayasa, halkoylamasına sunuldu. Ancak bu halkoylaması, sadece anayasanın kabulünü değil, aynı zamanda Anayasanın geçici 15. maddesiyle Kenan Evren'in 7 yıllığına Cumhurbaşkanı olmasını da içeriyordu. Yani halk, ya anayasayı ve dolayısıyla Evren'i Cumhurbaşkanı olarak kabul edecekti, ya da her ikisini de reddedecekti. Özgür bir seçim ortamının olmadığı, büyük bir baskının ve propagandanın hakim olduğu bu dönemde, Anayasa %91,37 gibi yüksek bir oyla kabul edildi ve Kenan Evren resmen Türkiye Cumhuriyeti'nin 7. Cumhurbaşkanı oldu.

Bu durum, modern demokrasi tarihinde eşine az rastlanır bir uygulamaydı. Bir darbe lideri, hem hazırladığı anayasa hem de kendi cumhurbaşkanlığını aynı anda halkoyuna sunarak meşruiyet kazanma yoluna gitmişti.

12 Eylül'ün Mirası ve Cumhurbaşkanlığı

Kenan Evren, 1982'den 1989'a kadar Cumhurbaşkanlığı görevini yürüttü. Onun dönemi, askeri vesayetin sivil siyasete olan etkisinin en belirgin hissedildiği yıllar oldu. Darbenin bıraktığı izler, toplumun her kesiminde derin yaralar açtı.

Neden Bu Kadar Önemli?

  • Demokrasiye Darbe: 12 Eylül, Türkiye demokrasisine vurulmuş en ağır darbelerden biridir. Siyasi partiler kapatıldı, liderler gözaltına alındı, yasalarla siyasetin ve düşünce özgürlüğünün önü kesildi.
  • Kurumsal Etki: Darbe sadece siyaset kurumunu değil, eğitimden yargıya, sendikalardan medyaya kadar tüm toplumsal kurumları derinden etkiledi ve yeniden yapılandırdı.
  • Unutulmayan Acılar: On binlerce insan gözaltına alındı, yüz binlerce kişi fişlendi, işkenceler yaşandı, yüzlerce insan hayatını kaybetti veya kayboldu. Bu acılar, hala birçok ailenin belleğinde canlıdır.
  • Cumhurbaşkanlığı Makamının Önemi: 12 Eylül darbesinin Cumhurbaşkanlığı makamını nasıl bir boşluğun ardından ele geçirdiğini anlamak, bu makamın bir ülkenin demokratik işleyişi içindeki önemini bir kez daha hatırlatır bize. Anayasal krizlerin ve siyasi uzlaşmazlıkların nelere mal olabileceğini gösterir.

Son Sözler: Tarihten Ders Çıkarmak

Sevgili okuyucularım, "12 Eylül darbesi Cumhurbaşkanımız kimdir?" sorusunun cevabı, sadece bir isimden ibaret değildir. Bu soru, Türkiye'nin o dönemde içine düştüğü siyasi çalkantıyı, demokratik kurumların nasıl işlevsizleştiğini ve nihayetinde bir askeri müdahalenin nasıl bir otoriter liderliği beraberinde getirdiğini anlatan karmaşık bir hikayeyi barındırır.

Bu tarihi düğümü çözmek, sadece kimin nerede durduğunu anlamakla kalmıyor, aynı zamanda geleceğimizi daha sağlam temeller üzerine inşa etmemiz için de bize ışık tutuyor. Demokrasinin, hukukun üstünlüğünün ve uzlaşma kültürünün bir ülkenin en değerli hazineleri olduğunu unutmamalıyız. 12 Eylül'ün acı mirası, bizlere bu değerleri her daim koruma ve yaşatma sorumluluğunu hatırlatmalıdır.

Umarım bu kapsamlı makale, o döneme dair zihninizdeki soru işaretlerini gidermenize yardımcı olmuştur. Tarihimizi bilmek, geleceğimize daha bilinçli adımlar atmamızın anahtarıdır.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
3 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap

8,561 soru

15,666 cevap

34 yorum

109 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 20
0 Üye 20 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 653
Dünkü Ziyaretler: 10503
Toplam Ziyaretler: 4431453

Son Kazanılan Rozetler

cem_kaya Bir rozet kazandı
fatma_arslan Bir rozet kazandı
Ömer_Çelik Bir rozet kazandı
süleyman_Şahin Bir rozet kazandı
Ömer_Çelik Bir rozet kazandı
...