Fikirlerin serbest, bilginin sınırsız olduğu yer
Senin de bildiğin gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde önemli dönüm noktaları ve bu dönüm noktalarına damgasını vuran liderler var. Kenan Evren, bu isimlerden biri olarak hem siyasi tarihimizin karmaşık bir döneminin temsilcisi hem de kendisinin cumhurbaşkanlığı süreciyle ilgili bazı özel detayları barındırıyor.
Kenan Evren, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin lideri olarak, darbe sonrası Milli Güvenlik Konseyi Başkanı ve Devlet Başkanı unvanıyla fiilen ülkeyi yönetti. Ancak resmen 7. Cumhurbaşkanlığı makamına gelişi, darbe sonrası hazırlanan ve 1982 Anayasası'nın halkoylamasıyla kabul edilmesinin ardından gerçekleşti. İşte burada, onun cumhurbaşkanlığına yükselişinin en kritik ve farklılaşan yönü ortaya çıkıyor: Yeni anayasa ile birlikte, geçici 1. madde uyarınca yedi yıl süreyle Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesi öngörüldü ve 1982-1989 yılları arasında bu görevi yürüttü. Yani, Evren, doğrudan halk tarafından seçilmekten ziyade, darbe sonrası kurulan anayasal yapının doğal bir sonucu olarak bu makama geldi. Bu, cumhurbaşkanlığı seçimleri tarihinde oldukça olağan dışı bir durumdu.
Bu dönemde Türkiye'de hem siyasi istikrarın (ne yazık ki büyük toplumsal maliyetlerle) yeniden sağlanması hem de ekonomik liberalleşme politikalarının temellerinin atılması gibi önemli gelişmeler yaşandı. Özellikle Turgut Özal'ın başbakanlığı döneminde başlayan ekonomide serbest piyasa ekonomisine geçiş süreci, Kenan Evren'in cumhurbaşkanlığı süresine denk geldi. Ancak bu dönemin en belirleyici özelliği, 12 Eylül sonrası oluşan siyasi atmosfer, siyasetçiler üzerindeki yasaklar ve o dönemde yaşanan insan hakları ihlalleriydi. Evren'in cumhurbaşkanlığı, askeri vesayetin sivil siyasete etkisinin en belirgin örneklerinden biri olarak tarihe geçti ve demokratikleşme tarihimiz için tartışmalı bir figür olarak yerini aldı.
Sen bir uzmandan bu bilgiyi alırken şunu da aklında tutmalısın: Türkiye'deki cumhurbaşkanlığı makamının evrimi ve seçilme yöntemleri tarih boyunca farklılıklar gösterdi. Kenan Evren'in durumu, bu farklılaşmanın ve olağanüstü dönemlerin nasıl bir siyasi liderlik modeli ortaya çıkarabileceğinin en somut örneklerinden biridir. Bu durum, sadece bir ismin ötesinde, ülkenin demokratikleşme serüvenindeki zorlu bir aşamayı da anlamana yardımcı olacaktır.