Dünya'nın nasıl döndüğünü anlamak için iki temel hareketini bilmelisin: kendi ekseni etrafında dönme (rotasyon) ve Güneş etrafında dolanma (revolüsyon).
Dünya, Kuzey Kutbu'ndan bakıldığında saat yönünün tersine, yani batıdan doğuya doğru dönen dev bir toptur. Bu dönüş hareketi, bize gündüz ve geceyi yaşatır. Gezegenimizin bu sürekli dönüşü, milyarlarca yıl önceki oluşum sürecinden, yani gaz ve toz bulutunun çökmesi ve sıkışmasıyla kütle çekiminin etkisiyle ortaya çıkan bir açısal momentumun korunumu prensibidir. Başlangıçtaki küçücük bir hareketlilik, kütle küçüldükçe hızlanarak bugünkü dönüş hızına ulaşmıştır. Bu dönüşün süresi ortalama 23 saat 56 dakika 4 saniyedir (yıldız günü), pratik olarak ise 24 saat kabul ederiz (güneş günü).
"Dünyanın kaç etmeni var" sorunu, genellikle bu iki temel hareketi (rotasyon ve revolüsyon) ifade eder. Kendi ekseni etrafında dönmesi bir etmen, Güneş etrafında dolanması ise diğeridir. Ayrıca eksen eğikliği (yaklaşık 23.5 derece) de mevsimleri oluşturan önemli bir etmendir.
Ekvatorun kaç dakikada döndüğüne gelince, burada sanırım kafan karışmış olabilir. Dünya bir bütün olarak döner. Ekvator, Dünya'nın en geniş çevresi olduğu için, dönme hareketi sırasında en yüksek çizgisel hıza sahip bölgedir. Ekvatordaki bir nokta, Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki bir tam dönüşünü tamamlaması için yaklaşık 24 saat (1440 dakika) sürer. Bu süre içinde yaklaşık 40.075 kilometre yol kat eder. Bu da ekvatorda yaklaşık saniyede 460 metreye, yani saatte yaklaşık 1670 kilometreye denk gelir. Kutup noktalarına yaklaştıkça bu çizgisel hız sıfıra iner.
Unutma ki Dünya'nın dönüş hızı, Ay'ın kütle çekim etkisiyle oluşan gelgit sürtünmeleri nedeniyle milyarlarca yıldır çok yavaş da olsa yavaşlamaktadır. Bu yavaşlama milisaniyeler düzeyinde olsa da, jeolojik zaman ölçeklerinde günlerin daha kısa olduğu anlamına gelir. Örneğin, yüz milyonlarca yıl önce bir gün bugünkünden çok daha kısaydı. Bu durum, astronomik ölçümler ve fosil kayıtları gibi farklı bilim dallarından elde edilen verilerle kanıtlanmıştır. Benim de gözlemlediğim kadarıyla, bu minik değişimler hassas uydu takipleri ve zaman ölçümlerinde göz önünde bulundurulmak zorundadır, özellikle de küresel konumlandırma sistemleri (GPS) gibi teknolojilerde, çünkü zamanın ve konumun mutlak hassasiyeti burada kritik önem taşır.