Bu yıkıcı dünya savaşının perde arkasındaki temel nedenleri, güç dengelerini ve ittifakları merak edenler için kapsamlı bir bakış.
Aslında savaşın en temel hazırlayıcılarından biri militarizmdi. Özellikle Almanya'nın hızla büyüyen sanayisi ve askeri gücü, İngiltere'nin deniz üstünlüğünü tehdit etmeye başlamıştı. Donanma yarışı, tüm Avrupa ülkelerini silahlanmaya itti. Herkes savaşa hazırlanıyor, ordularını modernize ediyor ve genelkurmaylar işgal planları yapıyordu. Bu, biriken gerilimi artırdı ve savaşı "kaçınılmaz" gören bir zihniyet yarattı. İnsanlar, savaşın sorunlara çözüm getirebileceğine inanmaya başlamıştı.
Avrupa, 20. yüzyılın başlarında adeta iki büyük bloğa ayrılmıştı:
Üçlü İtilaf: İngiltere, Fransa ve Rusya.
Üçlü İttifak: Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya (savaşın başlarında İtalya taraf değiştirdi, yerine Osmanlı ve Bulgaristan katıldı).
Bu ittifaklar, küçük bir bölgesel sorunun hızla tüm kıtayı ve ötesini etkileyecek küresel bir çatışmaya dönüşmesine neden oldu. Birine saldırı, diğerlerinin de savaşa girmesi anlamına geliyordu; tam bir domino etkisi kaçınılmazdı.
Büyük güçler arasında sömürgecilik yarışı hız kesmeden devam ediyordu. Afrika ve Asya'daki kaynaklar ve pazarlar için bitmek bilmeyen bir rekabet vardı. Özellikle Almanya, geç kaldığı sömürge pastasıdan daha büyük bir pay istiyordu. Bu ekonomik ve coğrafi hırslar, siyasi gerilimi artırıyor, çıkarları çatıştırıyor ve büyük güçleri birbirine düşürüyordu.
Avrupa'da milliyetçilik, özellikle Balkanlar'da bir barut fıçısı görevi görüyordu. Panslavizm (Rusya'nın desteğiyle tüm Slavları birleştirme ideali) ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'ndaki çeşitli etnik grupların bağımsızlık talepleri, bölgeyi istikrarsızlaştırıyordu. Fransa ise 1871'de Almanya'ya kaptırdığı Alsace-Lorraine bölgelerini geri almak istiyordu (revanchism). Bu tür aşırı milliyetçi duygular, uzlaşmayı imkansız kılıyordu.
Tüm bu biriken gerilimin üzerine, 28 Haziran 1914'te Avusturya-Macaristan veliahtı Arşidük Franz Ferdinand'ın Saraybosna'da bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi son kıvılcımı çaktı. Avusturya-Macaristan'ın Sırbistan'a ültimatom vermesi, Rusya'nın Sırbistan'ı desteklemesi, Almanya'nın Avusturya-Macaristan'a "boş çek" vermesi ve ardı ardına gelen seferberlik ilanları, ittifaklar sisteminin işlemesiyle savaşı topyekûn hale getirdi. Bu suikast, aslında hazırlığı yapılmış bir savaş için sadece uygun bir bahaneydi.
Yılların tecrübesi bana gösterdi ki, böylesi büyük çatışmalar asla tek bir olay veya tek bir kötü niyetli aktör yüzünden çıkmaz. Genellikle onlarca yıl süren biriken ekonomik, siyasi ve sosyal gerilimlerin, yanlış hesaplamaların ve diplomatik başarısızlıkların bir bileşkesidir. WWI de bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Dünya, bir daha bu denli karmaşık ve tehlikeli bir duruma düşmemek için o dönemden çok ders çıkarmalıydı.