menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

3 Cevap

more_vert

Aman vermemek deyimi düşmanı rahat bırakmayıp,hiç göz açtırmadan,nefes bile almasına izin vermemek anlamına gelir.

Fikirlerin serbest, bilginin sınırsız olduğu yer

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Aman Vermemek Deyimi: Hayata Karşı Bir Duruş, Başarıya Giden Bir Yol

Sevgili okuyucularım, kıymetli dostlarım,

Dilimiz, kültürümüzün ve yaşam felsefemizin aynasıdır. Atalarımızın yüzyıllar boyunca biriktirdiği deneyimler, veciz ve anlam dolu deyimlerimizde saklıdır. Bugün sizlerle, derinliklerine indikçe hayatımıza ışık tutan, güçlü bir deyim üzerine konuşmak istiyorum: "Aman vermemek."

Bu deyimi duyduğunuzda aklınıza ilk ne geliyor? Belki acımasızlık, belki pes etmeme, belki de inatçılık... Ancak gelin, uzman bakış açısıyla bu deyimin katmanlarını birlikte aralayalım ve onu sadece bir söz öbeği olmaktan çıkarıp, hayatımızın her alanında uygulayabileceğimiz bir felsefeye dönüştürelim.

"Aman Vermemek" Ne Anlama Geliyor? Yüzeysel Anlamdan Derinliğe

"Aman vermek," genellikle karşı tarafa bir fırsat tanımak, mola vermek, merhamet göstermek ya da zayıflığını kullanmasına izin vermek anlamlarında kullanılır. Dolayısıyla, "aman vermemek" tam da bunun zıttıdır. Yani:

  • Fırsat Tanımamak: Rakiplerinize, sorunlara, kötü alışkanlıklara veya hedeflerinizden sapmanıza asla bir boşluk, bir gedik bırakmamak.
  • Sürekli Tetikte Olmak: Gerek kendi hatalarınıza gerekse dış etkenlere karşı daima uyanık, hazırlıklı ve proaktif olmak.
  • Pes Etmemek ve Israr Etmek: Bir amaca ulaşana dek azimle çalışmak, engellere rağmen duraksamamak.
  • Gevşekliğe İzin Vermemek: Disiplinden kopmamak, rehavete kapılmamak, sürekli kendinizi ve çevrenizi dinamik tutmak.

İnanın bana, "aman vermemek" sadece bir saldırganlık veya inatçılık hali değildir. Çoğu zaman bir önleme, bir süreklilik ve bir stratejik duruş** biçimidir. Tıpkı bahçesindeki yabani otlara aman vermeyen bir bahçıvan gibi; sürekli kontrol eder, temizler ve onların yayılmasına fırsat vermez. Bu, bahçenin güzelliğini ve sağlığını korumak için vazgeçilmez bir eylemdir.

Hayatın Farklı Alanlarında "Aman Vermemek": Gerçek Deneyimlerden Kesitler

Bu deyimi sadece sözlük anlamıyla bırakmayalım. Gelin, onu hayatın içine taşıyalım ve benim de kariyerimde ve kişisel yaşamımda defalarca şahit olduğum örneklerle somutlaştıralım.

Kişisel Gelişim ve Hedeflerinizde Aman Vermemek

Hepimizin hayalleri, hedefleri var. Yeni bir dil öğrenmek, sağlıklı yaşamak, bir enstrüman çalmak... Bu hedeflere ulaşmanın en kritik yolu, onlara karşı "aman vermemektir."

  • Örnek: Üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenci düşünün. Eğer ders çalışmaya bir gün "aman verirse," yani rehavete kapılıp ertelerse, ertesi gün birikmiş konularla boğuşmak zorunda kalır. Ama o, her gün küçük de olsa istikrarlı adımlar atar, anlamadığı konunun peşini bırakmaz ve zorlandığında bile pes etmezse, işte bu "aman vermeyen" bir duruştur. Benim de mesleki gelişimimde, sürekli yeni bilgiler öğrenmeye, konferanslara katılmaya, kendimi güncel tutmaya aman vermemem, bugünlere gelmemi sağladı. Bir kez rehavete kapılsanız, hızla geri düşersiniz.
  • Pratik Öneri: Haftalık küçük hedefler belirleyin. Her gün 15 dakika dahi olsa o hedefe yönelik bir şeyler yapın. Bu, aman vermemenin en basit ve etkili yoludur.

İş ve Profesyonel Yaşamda Aman Vermemek

İş dünyası, rekabetin ve dinamizmin hiç durmadığı bir arenadır. Burada "aman vermek" demek, pazar payınızı, müşteri memnuniyetinizi veya projenizin başarısını kaybetmekle eş anlamlı olabilir.

  • Örnek: Bir yazılım şirketi, müşterilerinin geri bildirimlerine "aman vermez," yani onları ciddiye alır, anında aksiyon alır ve ürünlerini sürekli geliştirirse, pazardaki konumunu sağlamlaştırır. Ama "nasılsa çalışıyor" deyip geri bildirimleri göz ardı ederse, rakipleri hızla arayı kapatır. Ben de bir projeyi yönetirken, en küçük bir aksaklığa bile aman vermemeye çalışırım. Sorun büyümeden tespit etmek, riskleri önceden görmek ve ekibimi motive tutmak, projenin zamanında ve eksiksiz teslim edilmesi için hayati önem taşır.
  • Pratik Öneri: Müşteri geri bildirimlerini düzenli olarak toplayın ve bunlara hızlıca yanıt verin. Rakip analizi yaparak pazar trendlerini takip edin ve kendinizi sürekli güncelleyin.

Sağlık ve Esenliğimiz İçin Aman Vermemek

Bedenimiz bize verilmiş en değerli emanettir. Ona karşı "aman vermek," yani ihmal etmek, gelecekte büyük sorunlara yol açabilir.

  • Örnek: Düzenli spor yapmaya veya sağlıklı beslenmeye "aman veren" kişiler, kısa sürede fiziksel ve zihinsel sağlık sorunlarıyla karşılaşabilirler. Küçük bir ağrıyı önemsememek, doktor kontrollerini aksatmak da bir çeşit aman vermektir. Oysa vücudumuza "aman vermemek," demek, düzenli kontrollerimizi yapmak, dengeli beslenmek, spor yapmak ve stresten uzak durmaya gayret etmektir. İşte o zaman hem daha enerjik hem de daha sağlıklı bir yaşam süreriz.
  • Pratik Öneri: Yıllık rutin sağlık kontrollerinizi aksatmayın. Günlük beslenmenize dikkat edin ve haftada en az 3 gün 30 dakika fiziksel aktivite yapın.

Toplumsal ve İlişkisel Boyutta Aman Vermemek

"Aman vermemek" ilkesi, sosyal çevremizde ve ilişkilerimizde de bize yol gösterir. Burada "aman vermemek," sınırlarımızı korumak, değerlerimize sahip çıkmak ve olumsuzluklara tolerans göstermemek anlamına gelir.

  • Örnek: Bir arkadaşınızın veya ailenizin sürekli sizi istismar etmesine, saygısızca davranmasına "aman vermemek," o kişiye net bir sınır çizmek, kendinize olan saygınızı korumaktır. Ya da toplumda gördüğünüz haksızlıklara, yanlış davranışlara sessiz kalmamak, onlara "aman vermemek," daha iyi bir toplum için üzerimize düşeni yapmaktır. Bu, pasif bir kabulleniş yerine, aktif bir duruş sergilemektir.
  • Pratik Öneri: İlişkilerinizde size iyi gelmeyen davranışlara karşı net olun. İlk başta zor gelse de, kendi değerlerinizi korumak uzun vadede size huzur getirecektir.

Peki, Aman Vermemek Nerede Durmalı? İnce Çizgi

"Aman vermemek" ilkesinin gücünü anlattım, ancak her konuda olduğu gibi, bu ilkenin de bir denge noktası vardır. Aşırıya kaçmak, sizi yıpratabilir, çevrenizle aranıza duvarlar örebilir veya esnekliğinizi kaybetmenize neden olabilir.

  • Burnout ve Tükenmişlik: Her şeye "aman vermeme" dürtüsüyle yaklaşırsanız, kendinizi sürekli bir mücadele içinde bulur ve kısa sürede tükenmişlik yaşayabilirsiniz. Bazen durmak, dinlenmek, nefes almak da bir stratejidir.
  • Hoşgörüsüzlük: İnsan ilişkilerinde her zaman haklı olma veya başkalarına hiç fırsat tanımama hali, sizi yalnızlaştırabilir. Empati kurmak, affedici olmak ve esnek davranmak da yaşamın önemli bir parçasıdır.
  • Mükemmeliyetçilik Tuzağı: Her detaya aşırı aman vermemek, mükemmeliyetçiliğe dönüşüp sizi felç edebilir. Bazen "yeterince iyi" olan da ilerlemek için yeterlidir.

Bu dengeyi kurmak, belki de deyimin kendisi kadar önemlidir. Kendinize, sevdiklerinize ve bazen de koşullara "minik amanlar" vermek, uzun vadede daha sağlam ve sürdürülebilir bir "aman vermeyen" duruş sergilemenizi sağlar.

Hayatınızda "Aman Vermemek" İlkesini Nasıl Uygularsınız? Pratik Adımlar

Şimdi gelin, bu güçlü felsefeyi kendi hayatımıza nasıl entegre edebileceğimize dair birkaç pratik adıma göz atalım:

  1. Farkındalık ve Hedef Belirleme: Öncelikle neye "aman vermeyeceğinizi" belirleyin. Hedefleriniz neler? Hangi kötü alışkanlıklarınızdan kurtulmak istiyorsunuz? Hangi alanlarda daha disiplinli olmanız gerekiyor? Net olun.
  2. Küçük Adımlar ve Tutarlılık: Büyük değişimler bir gecede olmaz. Her gün küçük bir adım atın, ama o adımdan asla vazgeçmeyin. 5 dakika bile olsa yeni bir dil çalışmak, 10 sayfa kitap okumak... Bu küçük ama sürekli adımlar, "aman vermeme" ilkesinin temelidir.
  3. Sürekli Takip ve Değerlendirme: Yaptıklarınızı düzenli olarak gözden geçirin. Nerede iyi gidiyorsunuz, nerede zorlanıyorsunuz? Kendinize karşı dürüst olun ve gerektiğinde stratejinizi gözden geçirin.
  4. Destek Sistemleri Kurma: Yalnız değilsiniz. Ailenizden, arkadaşlarınızdan veya bir mentordan destek alın. Onlar da sizin "aman vermeyen" duruşunuza katkıda bulunabilir.
  5. Esneklik ve Öz Şefkat: "Aman vermemek" acımasız olmak demek değildir. Bazen yorgun olabilirsiniz, bazen planlar ters gidebilir. Kendinize karşı nazik olun, esnek olun ve ertesi gün daha güçlü bir şekilde devam edin.

Sonuç: Bir Yaşam Felsefesi Olarak "Aman Vermemek"

"Aman vermemek" deyimi, aslında bize hayatın inişli çıkışlı yolculuğunda nasıl ayakta kalacağımızı, hedeflerimize nasıl ulaşacağımızı ve potansiyelimizi nasıl maksimize edeceğimizi öğütleyen derin bir felsefedir. Bu, sürekli bir uyanıklık hali, bitmeyen bir gelişim çabası ve zorluklara karşı eğilmeyen bir irade beyanıdır.

Unutmayın, hayat bir maraton; ara sıra mola vermek, etrafı seyretmek güzeldir, ama önemli olan hedefe doğru istikrarlı adımlarla ilerlemektir. Ne kendi hatalarınıza ne de dış etkenlere bir an olsun "aman vermeyin," ama bu süreçte kendinize de şefkatli olmayı unutmayın.

Umarım bu kapsamlı analiz, "aman vermemek" deyimine farklı bir gözle bakmanızı sağlamıştır. Hayatınızın her alanında bu güçlü ilkeyi doğru ve dengeli bir şekilde uygulayarak başarıya ve huzura ulaşmanız dileğiyle...

Sevgi ve saygılarımla.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

"Aman Vermemek": Türkçenin Derinliklerinde Bir Güç İfadesi

Değerli okuyucularım, bugün sizlerle dilimizin en güçlü, en kararlı ve zaman zaman en tartışmalı deyimlerinden biri olan "aman vermemek" üzerine derinlemesine bir yolculuğa çıkacağız. Türkiye'nin önde gelen bir uzmanı olarak, bu deyimin sadece sözlük anlamının ötesine geçen katmanlarını, günlük yaşamdan iş dünyasına, kişisel gelişimden toplumsal ilişkilere kadar uzanan etkilerini ve doğru kullanıldığında taşıdığı büyük potansiyeli ele almak istiyorum. Hazırsanız, bu anlamlı yolculuğumuza başlayalım.

Başlangıç: "Aman Vermemek" Deyiminin Derinliklerine Bir Yolculuk

Türkçe, deyim ve atasözleriyle örülü, zengin ve ifade gücü yüksek bir dillerden biridir. Bu zenginlik içerisinde, bazen tek bir ifade, ardında koca bir felsefeyi, bir yaşam biçimini veya güçlü bir mücadele ruhunu barındırabilir. "Aman vermemek" de işte tam böyle bir deyim. İlk duyulduğunda belki biraz sert, hatta acımasız gelebilir. "Aman" kelimesinin "yardım dileme, merhamet isteme" gibi anlamları varken, bunun "vermemek" eylemiyle birleşmesi, zihinlerde hemen pes ettirmeyen, taviz vermeyen bir duruşu çağrıştırır.

Ancak, bu deyimin anlamı sadece acımasız bir takipten ibaret değildir. Gelin, farklı boyutlarıyla ele alarak, onun gerçek gücünü ve inceliklerini keşfedelim.

Deyimin Kökenleri ve Sözlük Anlamı: Temel Bir Çerçeve

Öncelikle, "aman" kelimesinin kökenine inmekte fayda var. Arapça kökenli olan "aman", dilimizde genellikle "yardım çağrısı, merhamet dileme, af dileme" gibi anlamlara gelir. Birinin "aman dilemesi", o kişinin zor durumda olduğunu, yardım veya anlayış beklediğini gösterir.

"Aman vermemek" ise TDK'ya göre şu anlamları taşır:
Birine nefes aldırmamak, rahat bırakmamak.
Bir şeye karşı çok titiz davranmak, hiçbir eksikliğe veya kusura fırsat vermemek.
* Sıkı bir takip ve baskı uygulamak.

Bu tanımlar, deyimin temel anlam çerçevesini çizse de, günlük dildeki ve farklı bağlamlardaki kullanımı çok daha geniş bir yelpazeye yayılır.

"Aman Vermemek" Ne Demektir? Farklı Boyutlarıyla Anlamak

Bu deyim, bağlama göre farklı tonlarda anlam kazanır. Gelin, bu farklı boyutları somut örneklerle ele alalım:

1. Acımasız Bir Takip ve Mücadele: Fırsat Tanımamak

Bu, deyimin en bilinen ve ilk akla gelen anlamıdır. Bir hedef, bir rakip veya bir sorun karşısında hiç gevşememek, sürekli baskı uygulamak, en küçük bir boşluğa dahi izin vermemek demektir.

  • Örnek: Sporda, rakip takıma topu kaptırdıktan sonra hemen geri pres yaparak aman vermeyen bir oyun sergilemek, rakibin organize olmasına fırsat tanımamaktır. İş dünyasında, pazar lideri olmak isteyen bir firma, rakiplerinin yeniliklerine karşı sürekli yeni ürünler ve stratejiler geliştirerek onlara aman vermez. Bu, dinamik ve rekabetçi bir ruhu ifade eder.

2. Gevşekliğe ve Savsaklamaya İzin Vermemek: Disiplinli Bir Dur primarilyuş

Bu boyut, daha çok kişisel disiplin, titizlik ve sorumluluk alma ile ilgilidir. Kendi işlerimizde, projelerimizde ya da hedeflerimizde en küçük bir gevşemeye, ertelemeye, kusura veya savsaklamaya izin vermemek demektir.

  • Örnek: Bir projenin yöneticisi, ekibindeki aksaklıklara veya teslim tarihlerindeki gecikmelere aman vermez. Her detayı titizlikle takip eder, potansiyel sorunları daha ortaya çıkmadan giderir. Kendi hayatında belirli bir hedefi olan biri, örneğin yabancı dil öğrenmek isteyen bir öğrenci, düzenli tekrar ve pratik yaparak tembelliğe veya unutmaya aman vermez. Bu, mükemmeliyetçi ve sorumlu bir yaklaşımı simgeler.

3. Fırsat Kollamak ve Yakalamak: Proaktif Bir Tutum

Deyimin bu yönü, daha çok proaktif olmayı, önceden görmeyi ve doğru anı kaçırmamayı ifade eder. Karşımıza çıkan fırsatları veya tehditleri hiçbir şekilde ıskalamamak, onlara göz açtırmamak anlamını taşır.

  • Örnek: Satranç oyununda, rakibin yaptığı küçük bir hatayı veya zayıf hamleyi fark edip hemen değerlendirerek ona karşı üstünlük kurmak, adeta aman vermemektir. Bir iş görüşmesinde, size sorulan her soruyu en iyi şekilde değerlendirerek, kendinizi en etkili biçimde ifade etmeniz de bu duruma iyi bir örnektir. Bu, tetikte olmayı, uyanık kalmayı ve anı yakalamayı vurgular.

Hangi Alanlarda Karşımıza Çıkar? Gerçek Hayattan Örnekler

"Aman vermemek" deyimi, hayatın pek çok farklı alanında karşımıza çıkar ve her birinde farklı bir anlam zenginliği taşır.

İş Hayatında

  • Rekabette: "Pazarlama ekibimiz, rakip firmaların her hamlesine aman vermeyerek hızla karşı stratejiler geliştirdi ve pazar payımızı korudu."
  • Proje Yönetiminde: "Proje yöneticimiz, bütçe aşımlarına ve zaman çizelgesindeki sapmalara aman vermeyerek projenin zamanında ve bütçe dahilinde bitmesini sağladı."
  • Kalite Kontrolünde: "Üretim hattında en küçük bir kalite kusuruna dahi aman vermiyoruz, bu da ürünlerimizin güvenilirliğini artırıyor."

Eğitim ve Kişisel Gelişimde

  • Öğrenimde: "Sınavlara hazırlanırken konu tekrarına ve soru çözümüne aman vermezseniz, başarı kaçınılmaz olur."
  • Hedef Belirlemede: "Yeni yılda spora başlama kararı aldım ve bu hedefime ulaşmak için tembelliğe veya bahanelere aman vermeyeceğim."
  • Kötü Alışkanlıklarla Mücadelede: "Sigarayı bırakma sürecinde en küçük bir zaafa bile aman vermeyerek kararlılıkla devam ettim."

Günlük Hayatta ve İlişkilerde

  • Sağlıkta: "Doktorum, düzenli beslenmeye ve egzersize aman vermem gerektiğini söyledi; aksi halde sağlığım bozulur."
  • Ev İşlerinde: "Evin düzenini korumak için küçük dağınıklıklara bile aman vermemek gerekiyor; yoksa bir anda her yer birbirine girer."
  • Hukukta: "Hukuk sistemimiz, suçluların adalet önüne çıkarılması konusunda aman vermeyen bir tutum sergilemelidir."

"Aman Vermemek" Olumlu mu, Olumsuz mu? Dengenin Önemi

Bu deyim, gücü ve kararlılığı ifade etse de, her güçlü araç gibi, kullanıldığı bağlama ve tarza göre hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Olumlu Yönleri:

  • Başarı ve Hedefe Ulaşma: Disiplinli, proaktif ve kararlı bir tutumla hedeflere ulaşmayı sağlar.
  • Verimlilik: Gevşekliğe yer vermediği için işlerin aksamadan, düzenli ilerlemesini temin eder.
  • Güvenilirlik: Hem kendine hem de başkalarına karşı verilen sözlerin tutulması, sorumlulukların yerine getirilmesi anlamına gelir.
  • Problem Çözme: Sorunlara büyümeden müdahale etme ve kökten çözme kapasitesi kazandırır.

Olumsuz Yönleri (Potansiyel):

  • Aşırıya Kaçma: Eğer insan ilişkilerinde aşırıya kaçılırsa, empati eksikliği, acımasızlık veya tahakküm kurma olarak algılanabilir. Sürekli baskı, yıpratıcı olabilir.
  • Tükenmişlik (Burnout): Kendine karşı aşırı aman vermeyen bir tutum, bireyi fiziksel ve zihinsel olarak yorabilir, tükenmişliğe sürükleyebilir.
  • Esneklik Kaybı: Her zaman ve her durumda aman vermemek, adaptasyon yeteneğini azaltabilir, beklenmedik durumlara karşı katı bir tutuma neden olabilir.

Denge burada anahtar kelimedir. Ne zaman kararlı ve tavizsiz olmalı, ne zaman anlayışlı ve esnek davranmalıyız? Bu, durumun gerekliliklerine, hedefin önemine ve ilişkilerin niteliğine göre değişir. Kendimize karşı koyduğumuz hedeflerde tam anlamıyla aman vermemeli, ancak insan ilişkilerinde empati ve anlayışı elden bırakmamalıyız.

Nasıl "Doğru Şekilde Aman Verilmez"? Pratik İpuçları

Eğer hayatınızda daha disiplinli, daha proaktif ve hedeflerinize daha bağlı olmak istiyorsanız, "aman vermemek" ruhunu doğru şekilde uygulayabilirsiniz:

  1. Net Hedefler Belirleyin: Ne için aman vermeyeceğinizi netleştirin. Muğlak hedefler, motivasyonu düşürür.
  2. Küçük Adımlarla Başlayın: Büyük bir hedefe hemen ulaşmak için aşırı baskı yerine, küçük ama tutarlı adımlarla ilerlemeye aman vermeyin.
  3. Sürekli Takip ve Değerlendirme: Yaptığınız işleri düzenli olarak kontrol edin. Gevşekliğe veya ertelemeye fırsat bırakmayın. Bir check-list kullanmak harika bir başlangıç olabilir.
  4. Disiplinli Olun: Kendinize karşı koyduğunuz kurallara uymaya özen gösterin. Unutmayın, bu, kendinize olan saygınızın bir göstergesidir.
  5. Proaktif Yaklaşım: Sorunlar büyümeden önce önlem alın. Yangın çıktıktan sonra söndürmeye çalışmak yerine, çıkmasını engelleyin.
  6. Geri Bildirimi Önemseyin: Kendinizden ve çevrenizden gelen geri bildirimleri dikkate alarak sürekli gelişim için çaba gösterin. Eksiklerinize aman vermeyin.
  7. Mola Vermeyi Unutmayın: "Aman vermemek" sürekli koşmak demek değildir. Akıllıca molalar vererek zihninizi ve bedeninizi dinlendirmeye aman vermeyin. Bu, uzun vadede daha verimli olmanızı sağlar.

Nihai Değerlendirme: Güçlü Bir İfade, Bilinçli Bir Yaklaşım

"Aman vermemek" deyimi, Türkçe'nin en çarpıcı ve anlam yüklü ifadelerinden biridir. Kararlılığı, disiplini, proaktifliği ve tavizsizliği aynı potada eriten bu deyim, doğru anlaşıldığında ve yerinde kullanıldığında kişisel ve profesyonel hayatımızda büyük başarılara kapı açabilir.

Unutmayın ki hayat, tıpkı dilimiz gibi, dengeler üzerine kuruludur. Ne zaman sıkı bir takipçi olmanız, ne zaman merhametli ve esnek olmanız gerektiğini bilmek, bu deyimi gerçek anlamda ustaca kullanabilmenin anahtarıdır. Umarım bu kapsamlı inceleme, "aman vermemek" deyimine olan bakış açınızı zenginleştirmiş ve size değerli içgörüler sunmuştur.

Hayatınızda hedeflerinize ulaşmak için aman vermemeyi öğrenirken, insanlığınıza ve çevrenize karşı da anlayışlı olmayı asla unutmayın.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
3 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
4 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
10 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
4 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
5 cevap

11,892 soru

21,496 cevap

22 yorum

171 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 27
0 Üye 27 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 4189
Dünkü Ziyaretler: 7758
Toplam Ziyaretler: 5711894

Son Kazanılan Rozetler

cem_kaya Bir rozet kazandı
meryem_bulut Bir rozet kazandı
ozer_sahin Bir rozet kazandı
mustafa_Çelik Bir rozet kazandı
cem_Çetin Bir rozet kazandı
...