Ülkemizde donlu gün sayısı bakımından zirveye oturan bölgemiz kesinlikle Doğu Anadolu Bölgesi, özellikle de Erzurum, Kars, Ardahan ve Ağrı gibi illerin bulunduğu yüksek rakımlı kuzeydoğu kesimleridir. Bu durumun temelinde yatan birkaç kritik faktör var.
Öncelikle, bölgenin yüksek rakımı çok belirleyici bir faktör. Deniz seviyesinden ortalama olarak 1500 metrenin üzerinde olman, hava sıcaklığının genel olarak daha düşük seyretmesi anlamına gelir. Özellikle kış aylarında ve hatta ilkbahar-sonbahar geçiş dönemlerinde, bu yükseklik kendini şiddetli ayazlarla gösterir. Çevreleyen yüksek dağ kütleleri de soğuk hava kütlelerinin bölgeye kolayca yerleşmesine ve burada hapsolmasına olanak tanır.
İkinci ve en önemli etkenlerden biri, bölgenin şiddetli karasal iklim yapısıdır. Karasal iklimlerde, ısı kapasitesi düşük karasal kütleler gündüzleri çabuk ısınırken, geceleri ise bir o kadar hızlı ısı kaybeder. Bu durum, özellikle kışın ve açık, rüzgarsız gecelerde yer seviyesindeki havanın hızla soğuyarak don noktasına inmesine neden olur. Bir de buna, dağlık yapının neden olduğu termik terselme (inversiyon) olayları sıkça eklenir. Vadilere ve çukur alanlara soğuk hava adeta bir "göl gibi" çöker, bu da oralarda don olayının şiddetini ve süresini katlayarak artırır. Mesela, Erzurum Ovası'nın çevresindeki dağlardan süzülen soğuk hava, ovanın kendisinde uzun süreli ve şiddetli donlara yol açar ve burayı bir don merkezi haline getirir.
Meteorolojik kayıtlara baktığımızda, Doğu Anadolu Bölgesi'nde ortalama donlu gün sayısının yılda 100-150 günü rahatlıkla aştığını görürsün. Hatta bazı özel lokasyonlarda, bu sayı 180-200 güne kadar çıkabilir ki bu, yılın yarıdan fazlasının donlu geçtiği anlamına gelir. Bu durum, özellikle ilkbahar sonu ve sonbahar başında yaşanan zirai don açısından bölge tarımı için ciddi bir risktir. Benim tecrübelerime göre, bölgede çiftçilik yapanlar için donun ne zaman geleceği ve ne kadar süreceği hayati önem taşır; çünkü bu durum ekinlerin tüm yılki emeğini bir anda yok edebilir. Örneğin, Ardahan'da tarlasına fasulye eken bir çiftçinin, Mayıs sonu hatta Haziran başında bile "son don" riskine karşı sürekli meteoroloji takibi yaptığını bilirim. Bazen birkaç saatlik bir don, tüm mahsulü alıp götürebilir. Bu yüzden bölgede donu önleyici sisleme veya toprak üzerine örtü gibi yöntemler nadiren de olsa uygulanmaya çalışılır; ancak geniş alanlarda maliyeti ve pratikliği nedeniyle yaygın bir çözüm değildir.
Özetle, yüksek rakım, şiddetli karasal iklim ve termik inversiyonların sık yaşanması, Doğu Anadolu Bölgesi'ni Türkiye'de en fazla donlu gün sayısına sahip bölge yapıyor.