Yargı dokunulmazlığı, hâkimlerin ve savcıların görevlerini bağımsız ve tarafsız bir şekilde yerine getirebilmeleri için tanınan hukuki bir korumadır. Amacı, bu meslek mensuplarının, verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler yüzünden herhangi bir baskı altına alınmalarını, keyfi soruşturma veya kovuşturmalara maruz kalmalarını engellemektir. Yani seni ve senin gibi vatandaşları adaletli bir şekilde yargılayabilmek adına onlara verilen bir güvencedir.
Bu dokunulmazlığın iki temel boyutu vardır:
Bu, hâkim ve savcıların görevleri gereği verdikleri kararlar ve yaptıkları değerlendirmeler nedeniyle sorumlu tutulamaması anlamına gelir. Yani bir hâkimin verdiği bir hüküm, sonradan üst mahkemelerce bozalsa bile, o hâkim sırf bu karar yüzünden "görevini kötüye kullandı" diye yargılanamaz. Bu, yargısal cesareti ve karar alabilme özgürlüğünü korur. Eğer her yanlış karar sonrası bir hâkim sorumlu tutulacak olsa, kimse zor kararlar alma riskine giremez, yargı felç olurdu. Tabii ki burada kasıt, rüşvet veya ağır ihmal gibi durumlar hariçtir. Böyle bir durum söz konusuysa, konu artık bu dokunulmazlık kapsamından çıkar, ancak yine de özel usuller uygulanır.
Bu boyut ise, hâkim ve savcıların herhangi bir suç işledikleri iddiasıyla sıradan bir vatandaş gibi soruşturulup yargılanamaması prensibidir. İster görevleriyle ilgili olsun, ister görev dışı bir suç olsun, onlar hakkında bir soruşturma başlatılabilmesi ve yargılama yapılabilmesi için özel bir usul takip edilmesi gerekir. Türkiye'de bu, genellikle Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) gibi yetkili mercilerin iznine veya kararına bağlıdır ve yargılamaları genellikle Yargıtay gibi yüksek mahkemeler tarafından yapılır. Bu, yargı mensuplarının basit iddialarla yıpratılmasını engellerken, ciddi iddiaların da ciddiyetle ve bağımsız bir şekilde soruşturulmasını sağlar.
Tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki, yargı dokunulmazlığı, adaletin tecellisi için vazgeçilmez bir mekanizmadır. Hâkim ve savcılar, aldıkları kritik kararlar nedeniyle sürekli hedef olabilecekleri bir mesleği icra ettikleri için, bu koruma olmazsa bağımsız karar vermeleri ciddi şekilde zorlaşır. Yoksa her önüne gelen, hoşuna gitmeyen bir karardan dolayı bir hâkimi "görevi kötüye kullanma" suçlamasıyla mahkemeye taşıyabilir, bu da yargı sisteminin işleyişini imkânsız hale getirirdi.