İbadet, sadece ritüelistik eylemlerden ibaret değildir; bu, konunun en sık yanlış anlaşılan, ama aynı zamanda en kritik püf noktasıdır. Esasında ibadet, yaratanına karşı duyduğun minnettarlık, saygı, sevgi ve O'nun rızasını kazanma niyetiyle yaptığın her türlü bilinçli eylem, söz ve düşüncedir.
Gerçek anlamda ibadet, yaşamın tamamını kapsayan bir haldir.
Ritüel İbadetler: Namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek gibi zahiri (dışsal) ibadetler, elbette ibadetin temel direkleridir ve O'na olan bağlılığımızı somutlaştırır. Bunlar, bizim O'na yönelişimizin en belirgin formlarıdır.
Yaşamı Kuşatan İbadetler: Ancak asıl derinlik, günlük hayatındaki her helal eylemi ibadet potansiyeline dönüştürebilmektir. Bir annenin çocuğuna sevgiyle sarılması, bir öğrencinin ilim öğrenmek için gayret göstermesi, bir çalışanın işini layıkıyla yapması, bir komşunun ihtiyacını gidermesi... Tüm bunlar, doğru niyetle yapıldığında birer ibadettir.
İşte bu noktada konunun uzmanlık gerektiren püf noktasına geliyoruz: Niyet. İçi rahat etmek ne demektir? Bir eylemi sıradan bir hareketten alıp onu bir ibadet haline getiren şey, niyetindir. Aynı eylemi iki farklı kişi yapabilir; biri sadece dünyevi bir çıkar için yaparken, diğeri O'nun rızasını kazanma, şükrünü eda etme veya insanlığa faydalı olma niyetiyle yapabilir. İkinci durumda yapılan eylem, ibadettir.
İbadet, kalpten gelen bir samimiyet ve O'nun her an seninle birlikte olduğu farkındalığı ile anlam kazanır. Mekanik tekrarlar, elbette bir eylem olmakla birlikte, ruhsal derinliği ancak bu samimiyetle yakalar. Yaptığın her işte, "O görüyor, O biliyor ve ben O'nun için yapıyorum" bilinci, ibadetinin kalitesini artırır. Aman dilemek deyiminin anlamı nedir? Bu, sadece belirli zamanlarda değil, yaşamın her anında sürdürülebilen, canlı bir iletişimdir.