menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert

Geçen yaz Samsun'daki baba evimizin yakınındaki ayçiçeği tarlalarından geçerken fark ettim ki, çocukluğumdaki o vızır vızır arı popülasyonu artık yok gibiydi. Özellikle yerel arı türlerini çok az gördüm. Acaba son yıllardaki iklim değişiklikleri, yoğun tarım ilaçları kullanımı veya habitat daralması, Karadeniz bölgesindeki yerel arı popülasyonlarını ne kadar ve nasıl etkiliyor?

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

2 Cevap

more_vert

Ayçiçeği Tarlalarında Neden Azaldı Vızır Vızır Arılarımız? Karadeniz'den Gelen Bir Uzman Gözüyle Derinlemesine Bakış

Sevgili doğa dostu, Samsun'daki baba evinizin yakınındaki o ayçiçeği tarlalarından geçerken hissettiğiniz eksiklik, çocukluğunuzdan beri zihninizde yer eden o vızıltıların sessizliğe bürünmesi, inanın yalnız sizin değil, bizim gibi yıllarını bu konuya adamış uzmanların da yüreğini sızlatan bir gerçekliğin ta kendisi. O çocukluk anıları, aslında bize geçmişteki ekolojik dengenin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatan paha biçilmez belgeler. Sizin bu hassasiyetiniz, Karadeniz özelinde yerel arı türlerinin neden azaldığını konuşmak için harika bir başlangıç noktası sunuyor. Gelin, bu önemli konuyu birlikte derinlemesine inceleyelim.

Arıların Ayçiçeği Dansı: Bir Zamanlar Karadeniz'de

Hatırlar mısınız bilmem, benim de çocukluğumda, özellikle temmuz-ağustos aylarında, Karadeniz'in o yemyeşil dokusuna sarı bir pırıltı katan ayçiçeği tarlaları, adeta bir yaşam senfonisinin merkeziydi. Arılar, o devasa çiçeklerin üzerinde durmaksızın uçuşturur, bal özü ve polen toplarken çıkardıkları ses, tarlanın dört bir yanını sarardı. Özellikle yerel arı türlerimiz, yani Anadolu'nun ve Karadeniz'in iklimine, florasına adapte olmuş o dayanıklı ve çalışkan arılar, bu ekosistemin vazgeçilmez bir parçasıydı. Ayçiçeği, arılar için hem bol nektar hem de zengin polen kaynağı sunan, adeta bir açık büfe görevi görürdü. Bu karşılıklı fayda ilişkisi, hem ayçiçeğinin verimini artırır hem de arıların sağlıklı bir şekilde koloni gelişimini sürdürmesine olanak tanırdı. Peki ne oldu da bu ahenk bozuldu?

Vızıltının Neden Sustu? Temel Sebeplere Derinlemesine Bakış

Sorduğunuz gibi, bu düşüşün arkasında birden fazla etken yatıyor ve bunlar maalesef birbirini tetikleyerek durumu daha da kötüleştiriyor.

1. İklim Değişiklikleri ve Mevsimlerin Şaşkınlığı

Karadeniz, bilindiği üzere oldukça değişken bir iklime sahip. Ancak son yıllarda şahit olduğumuz değişiklikler, alışılmışın çok ötesinde.
Düzensiz Yağış Rejimi: Kimi zaman beklenenden fazla yağışla gelen seller tarlaları ve çiçekleri silip süpürüyor, kimi zaman da kuraklık yüzünden çiçekler yeterince nektar üretemiyor.
Mevsim Kaymaları: İlkbaharların beklenenden erken gelmesi ya da aniden bastıran soğuklar, arıların kış uykusundan erken çıkmasına veya besin bulamamasına neden olabiliyor. Ayçiçeği gibi tek yıllık bitkilerin çiçeklenme zamanı, arıların en yoğun çalıştığı döneme denk gelse de, genel bitki örtüsündeki bu düzensizlik, arıların yıl boyu besin zincirini zayıflatıyor. Arılar, mevsimsel değişikliklere çok duyarlı canlılar; bu dengesizlikler onların beslenme döngülerini alt üst ediyor.

2. Zirai İlaçların Sessiz Kıyımı: Görünmez Bir Düşman

Maalesef tarımsal üretimi artırma hedefiyle kullanılan kimyasal ilaçlar, özellikle de böcek öldürücüler (insektisitler), arılar için en büyük tehditlerden biri.
Doğrudan Etki: Özellikle nektar veya polen toplarken ilaçlanmış bitkilerle temas eden arılar, doğrudan zehirlenerek ölebiliyor.
Dolaylı Etki ve Sistemik İlaçlar: En sinsi tehlike ise sistemik ilaçlar. Bu ilaçlar bitkinin bünyesine işliyor ve çiçek suyu (nektar) ve polenine geçiyor. Arı bu polen ve nektarı kovana taşıdığında, sadece kendini değil, tüm koloniyi (yavruları, genç arıları, hatta kraliçeyi) zehirlemiş oluyor. Bu durum, arılarda yön bulma bozuklukları, öğrenme yeteneği kaybı, bağışıklık sistemi zayıflığı gibi sorunlara yol açarak, koloninin yavaş yavaş çökmesine neden oluyor.
* Herbisitlerin Rolü: Sadece böcek ilaçları değil, yabani ot ilaçları (herbisitler) da sorun yaratır. Tarlaların kenarlarındaki veya içindeki "yabani" diye tabir edilen çiçekler, aslında arılar için değerli birer besin kaynağıdır. Bu ilaçlar bu çiçekleri yok ederek arıların beslenme çeşitliliğini azaltır. Karadeniz'de, daha modern tarım uygulamalarına geçişle birlikte, ilaçlama yoğunluğunun arttığını üzülerek gözlemliyoruz.

3. Habitat Daralması ve Monokültürün Yükselişi

Çocukluğunuzdaki o tarlaların kenarlarını, dere boylarını, yol kenarlarını bir düşünün. Hep çeşit çeşit yabani çiçekler, çalılıklar ve ağaçlar vardı değil mi? Buralar, arıların yuva yapabileceği, farklı zamanlarda çiçek açan bitkilerden besin bulabileceği doğal yaşam alanlarıydı.
Düzleşen Peyzaj: Günümüzde tarım arazilerinin büyümesi, arazilerin daha verimli kullanılması adına bu doğal sınırların, ağaç kümelerinin, çalılıkların yok edilmesi, arılar için yaşam alanlarını daraltıyor.
Tek Tip Tarım (Monokültür): Ayçiçeği tarlaları, arılar için çiçeklenme döneminde bir cennet olsa da, bu dönem kısa sürer. Ayçiçeği hasat edildiğinde veya çiçeklenmesi bittiğinde, arılar için bu devasa alan bir anda çölleşir. Yılın geri kalanında, arıların beslenebileceği yeterli çeşitlilikte bitki bulamaması, kolonilerin zayıflamasına yol açıyor. Bu, tıpkı bizim her gün sadece tek tip bir yemek yediğimizde yaşadığımız beslenme yetersizliği gibi düşünebilirsiniz.

4. Beslenme Çeşitliliğinin Kaybı ve Bağışıklık Sistemi Zayıflığı

Yukarıda bahsettiğim habitat daralması ve tek tip tarım uygulamaları, arıların beslenme çeşitliliğini doğrudan etkiler. Farklı çiçek türlerinden toplanan polen ve nektar, arıların sağlıklı büyümesi, gelişmesi ve hastalıklara karşı direnç kazanması için gerekli farklı vitaminleri, mineralleri ve proteinleri içerir. Bu çeşitliliğin azalması, arıların bağışıklık sistemini zayıflatır ve onları Varroa akarı gibi parazitlere veya çeşitli virüslere karşı daha savunmasız hale getirir.

Karadeniz'e Özgü Çözüm Yolları ve Umut Işığı

Peki, bu karamsar tablo karşısında umutsuzluğa mı kapılacağız? Asla! Bizim coğrafyamızın insanı, her zaman çözüm odaklı olmuştur. İşte size hem üreticiler hem de bizler için atılabilecek somut adımlar:

1. Daha Akıllı Tarım Uygulamaları

  • Entegre Zararlı Yönetimi (EZM): Kimyasal ilaç kullanımını son çare olarak görmek, biyolojik mücadele yöntemlerine ve doğal düşmanları kullanmaya öncelik vermek.
  • Akşam veya Gece İlaçlaması: Arıların aktif olmadığı saatlerde (akşam karanlığı veya sabaha karşı) ilaçlama yapmak, zehirlenme riskini önemli ölçüde azaltır.
  • Arı Dostu Ürünler: Daha az zehirli ve arılar için daha güvenli zirai ilaçları tercih etmek. Bu konuda üreticilerin bilinçlendirilmesi çok önemli.
  • Çeşitli Ürün Rotasyonu: Tarlaya her yıl sadece ayçiçeği değil, farklı bitkiler de ekerek toprağın ve ekosistemin dinlenmesini sağlamak.

2. Habitat Restorasyonu ve Biyoçeşitliliğin Artırılması

  • Tarla Kenarlarına ve Atıl Alanlara Çiçekli Bitkiler Ekimi: Ayçiçeği tarlalarının kenarlarına, yol ve dere kenarlarına lavanta, kekik, yonca, korunga gibi arıların sevdiği ve farklı zamanlarda çiçek açan bitkiler ekmek.
  • "Arı Otelleri" ve Doğal Yuvalama Alanları: Yabani arıların yuva yapabileceği küçük kütükler, bambu çubukları veya özel tasarlanmış "arı otelleri" kurmak.
  • Ağaçlandırma Çalışmaları: Arıların sadece çiçeklerden değil, ağaçlardan da nektar ve polen topladığını unutmayalım. Bölgemize uygun, bal verimi yüksek ağaç türleri dikmek.

3. Farkındalık ve Eğitim

  • Üreticileri Bilinçlendirme: Ziraat mühendisleri, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla çiftçilere, arıların tarımsal üretime katkısı ve korunması gereken yöntemler hakkında eğitimler vermek.
  • Toplumda Farkındalık Yaratma: Sizin gibi duyarlı insanların gözlemleri ve paylaşımları çok değerli. Yerel halkı, çocukları, gençleri bu konuda bilinçlendirmek, küçük adımlarla büyük farklar yaratabiliriz.

4. Yerel Arıcılığa ve Yerel Arı Türlerine Destek

  • Karadeniz'in iklimine ve bitki örtüsüne adapte olmuş yerel arı ırklarımızın korunması ve yaygınlaştırılması çok önemli. Bu arılar, ithal arılara göre bölgenin koşullarına daha dayanıklıdır. Yerel arıcılığı desteklemek, bu türlerin popülasyonunu artırmaya yardımcı olacaktır.

Son Söz: Geleceğimiz İçin Bir Vızıltı

Samsun'daki o ayçiçeği tarlalarından yükselen sessizlik, aslında bize doğanın bir çığlığı. Çocukluğumuzdaki o vızır vızır arılar, sadece bal üreten canlılar değildi; onlar ekosistemin dengeleyicisi, tozlaşmanın mimarı, bizim sofralarımızdaki birçok gıdanın garantörüydü.

Bu sorun, sadece arıcıların ya da doğa bilimcilerinin değil, hepimizin ortak sorumluluğu. Bir üretici olarak tarlamızda yapacağımız küçük bir değişiklik, bir tüketici olarak bilinçli tercihlerimiz, hatta bir birey olarak balkonumuza ekeceğimiz çiçekler bile bu büyük mücadelenin bir parçası olabilir.

Umutsuzluğa kapılmayalım. Bilgiyle, farkındalıkla ve hep birlikte hareket ederek, Karadeniz'in o sarı tarlalarında yeniden arıların neşeli vızıltısını duyacağımıza yürekten inanıyorum. Unutmayın, her vızıltı, bir umut sesidir!

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Yerel Arı Türleri Ayçiçeği Tarlalarında Neden Azaldı? Karadeniz Gözlemim

Geçtiğimiz yaz Samsun'daki baba evime yaptığım ziyarette, içimi kemiren bir gözlemle karşılaştım. Çocukluğumda ayçiçeği tarlalarının etrafında vızır vızır uçuşan, adeta bir yaşam senfonisi oluşturan yerel arı türlerinin sesi, yerini büyük bir sessizliğe bırakmıştı. O neşeli telaş, o bereketli hareketlilik neredeyse yok denecek kadar azalmıştı. Bir uzman olarak bu durum beni derinden etkiledi ve bu sessizliğin ardındaki nedenleri sorgulamaya itti.

Eminim ki siz de çevrenizde benzer değişimleri fark etmişsinizdir. Geleneksel tarım alanlarımızda, bahçelerimizde, hatta şehir parklarımızda eskiden gördüğümüz o tanıdık arıların sayısı her geçen gün azalıyor gibi. Peki, özellikle Karadeniz gibi biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir coğrafyada, ayçiçeği gibi arılar için önemli bir nektar kaynağı olan tarlalarda bu azalmanın ardında yatan sebepler neler? Gelin, bu önemli konuyu birlikte derinlemesine inceleyelim.

Karadeniz'in Ayçiçeği Tarlalarında Gözlenen Değişim: Bir Alarm Zili

Ayçiçeği tarlaları, arılar için adeta bir cennettir. Geniş alanlara yayılan bu altın sarısı çiçekler, bol miktarda nektar ve polen sağlayarak arı kolonilerinin gelişimine katkıda bulunur. Yerel arı türlerimiz ise, bu ekosistemin vazgeçilmez bir parçasıdır. Yalnızca bal üretmekle kalmaz, aynı zamanda doğal bitki örtüsünden tarım ürünlerine kadar pek çok bitkinin tozlaşmasını sağlayarak biyolojik çeşitliliğin ve gıda güvenliğinin temelini oluştururlar. Samsun'daki gözlemim, Karadeniz bölgesinin genelinde karşılaşılan bir sorunun somut bir göstergesiydi aslında. Bu durum, sadece arılar için değil, hepimiz için bir alarm zili çalıyor.

Yerel Arı Türlerinin Azalmasının Temel Nedenleri: Birbirine Geçmiş Bir Ağ

Bu karmaşık sorunun tek bir nedeni yok. Aksine, iklim değişikliğinden tarım uygulamalarına, habitat kaybından besin çeşitliliğinin azalmasına kadar birçok faktör, birbiriyle etkileşim halinde arı popülasyonları üzerinde yıkıcı bir etki yaratıyor.

1. İklim Değişiklikleri: Mevsimlerin Dansı ve Arıların Ritmi

Küresel iklim değişiklikleri, Karadeniz bölgesini de derinden etkiliyor. Eskiden dört mevsimi belirgin yaşayan bu coğrafya, artık daha sık ve şiddetli hava olaylarına sahne oluyor.

  • Düzensiz Yağış Rejimi: Aşırı kuraklıklar veya ani, şiddetli yağışlar, ayçiçeği gibi bitkilerin çiçeklenme zamanını ve nektar üretimini doğrudan etkiliyor. Arılar için besin kaynakları ya aniden kayboluyor ya da yeterli kalitede bulunmuyor.
  • Erken veya Geç Çiçeklenme: Isınan hava, bitkilerin normalden daha erken çiçek açmasına neden olabiliyor. Ancak arılar, bu değişime ayak uydurmakta zorlanabiliyorlar. Kış uykusundan geç uyanan arılar, çiçekler açıp solana kadar aç kalabiliyor.
  • Aşırı Sıcaklar: Arılar, belirli sıcaklık aralıklarında en verimli şekilde çalışırlar. Karadeniz'de yaz aylarında artan sıcaklıklar, arıların uçuş aktivitelerini azaltabilir, kovan içindeki sıcaklığı dengede tutmalarını zorlaştırabilir ve hatta kolonilerin çökmesine neden olabilir.

Bu döngüsel düzensizlik, arıların besin döngülerini bozarak kolonilerin zayıflamasına ve hatta yok olmasına yol açıyor.

2. Yoğun Tarım İlaçları Kullanımı: Görünmez Tehlike

Modern tarım uygulamaları, verimi artırma hedefiyle zaman zaman çevre dostu yaklaşımlardan uzaklaşabiliyor. Ayçiçeği tarlaları da dahil olmak üzere geniş tarım alanlarında kullanılan pestisitler, insektisitler ve herbisitler, arı popülasyonları için görünmez ve ölümcül bir tehlike oluşturuyor.

  • Doğrudan Zehirlenme: Özellikle ayçiçeği tarlalarının çiçeklenme döneminde uygulanan ilaçlar, doğrudan arılar üzerinde ölümcül etki yaratır. Arılar, zehirli polen ve nektarı kovana taşıyarak tüm koloniyi tehdit edebilir.
  • Alt Ölümcül Etkiler: Bazı ilaçlar, arıları doğrudan öldürmese bile, onların yön bulma yeteneklerini, öğrenme kabiliyetlerini ve üremelerini olumsuz etkiler. Bu durum, arıların besin bulmasını zorlaştırır, kovanlarına geri dönmelerini engeller ve genel bağışıklık sistemlerini zayıflatır.
  • Herbisitlerin Dolaylı Etkisi: Ot kontrolü için kullanılan herbisitler, tarım alanları etrafındaki yabani çiçekleri yok ederek arıların besin çeşitliliğini azaltır. Ayçiçeği tek başına yeterli değildir; arıların yıl boyunca farklı çiçeklerden polen ve nektar alması gerekir.

Çiftçilerimizin çoğu, ne yazık ki bu kimyasalların arılar üzerindeki etkilerinin tam olarak farkında olmayabilir veya ekonomik baskılar nedeniyle alternatif yöntemlere yönelmeyebilirler.

3. Habitat Daralması ve Parçalanması: Arıların Evi Yok Oluyor

Karadeniz'in yemyeşil doğası, ne yazık ki giderek insan faaliyetlerinin etkisiyle daralıyor ve parçalanıyor. Bu durum, arılar için yaşam alanlarının kaybı anlamına geliyor.

  • Monokültür Tarım: Samsun'daki gibi geniş ayçiçeği tarlaları, tek tip bitki örtüsü sunar. Arılar için bu, çiçeklenme döneminde bol besin demek olsa da, yılın diğer zamanlarında açlık anlamına gelebilir. Çeşitlilikten yoksun bu alanlar, arıların sağlıklı bir koloni sürdürmesi için yeterli değildir.
  • Doğal Alanların Yok Edilmesi: Tarım alanlarının genişlemesi, ormanlık alanların, çalılıkların ve yabani çiçeklerle dolu çayırların yok olmasına neden oluyor. Bu alanlar, arıların yuva yapabileceği, kışlayabileceği ve farklı besin kaynakları bulabileceği yerlerdir.
  • Kentleşme ve Altyapı: Yollar, binalar ve diğer altyapı projeleri, arıların doğal göç yollarını keserek ve yaşam alanlarını küçülterek popülasyonlarını olumsuz etkiliyor.
4. Besin Çeşitliliğinin Azalması: Tek Tip Diyetin Bedeli

Sadece ayçiçeği tarlalarına bağımlılık, arılar için sağlıklı bir yaşam biçimi değildir. İnsanlar gibi arıların da dengeli ve çeşitli bir diyete ihtiyacı vardır.

  • Farklı bitkilerden alınan polenler, arıların farklı amino asitler ve mikro besinler almasını sağlar. Sadece ayçiçeği poleniyle beslenmek, arıların bağışıklık sistemini zayıflatır ve hastalıklara karşı dirençlerini düşürür.
  • Habitat daralması ve herbisit kullanımı, bu besin çeşitliliğini doğrudan etkileyerek arıların daha zayıf ve hastalıklara açık hale gelmesine yol açar.

Peki, Ne Yapmalıyız? Yerel Arılarımızı Korumak İçin Somut Adımlar

Bu kadar olumsuzluğa rağmen umutsuzluğa kapılmak yerine, harekete geçmeliyiz. Arıların korunması, hem doğa hem de insanlık için hayati öneme sahiptir. İşte Karadeniz bölgesinde ve genel olarak Türkiye'de yerel arı türlerini korumak için atabileceğimiz somut adımlar:

Çiftçilere Yönelik Öneriler:
  • Entegre Zararlı Yönetimi (IPM) Uygulamaları: Kimyasal ilaçlara son çare olarak başvurmak, biyolojik mücadele yöntemlerini ve zararlı böceklerin doğal düşmanlarını kullanmak.
  • Arı Dostu İlaç Kullanımı: Tarım ilaçlarını, arıların aktif olmadığı akşam saatlerinde veya çiçeklenme öncesinde/sonrasında uygulamak. Neonicotinoid içeren ilaçlardan kesinlikle kaçınmak.
  • Çeşitli Bitki Ekimi: Ayçiçeği tarlalarının etrafına veya tarlaların içine, farklı zamanlarda çiçek açan, arılar için nektar ve polen sağlayan yabani çiçek şeritleri oluşturmak. Örneğin, üçgül, kekik, yonca gibi bitkiler ekilebilir.
  • Ekim Nöbeti: Tek tip ürün yerine, farklı ürünlerin ekimini yaparak toprağın verimliliğini artırmak ve arılar için besin çeşitliliği sağlamak.
Yerel Yönetimlere ve Topluma Düşenler:
  • Arı Dostu Şehir ve Köy Projeleri: Parklarda, yol kenarlarında ve boş arazilerde yerel, arı dostu bitki türlerini ekmek. Pestisit kullanımını halka açık alanlarda sınırlamak.
  • Eğitim ve Farkındalık Programları: Çiftçilere, öğrencilere ve genel halka arıların önemi, karşılaştıkları tehditler ve onları koruma yolları hakkında eğitimler vermek.
  • Yerel Arıcılığı Desteklemek: Sürdürülebilir arıcılık yapan çiftçilere teşvikler sağlamak ve onların ürünlerini pazarlamalarına yardımcı olmak.
Bireysel Katkılarımız: Herkes Bir Şey Yapabilir!
  • Arı Dostu Bahçeler Oluşturmak: Balkonunuzda, bahçenizde veya pencere önünüzde yerel ve arıların seveceği çiçekler (lavanta, biberiye, kekik, adaçayı, papatya vb.) yetiştirmek.
  • Pestisit Kullanımını Azaltmak: Evlerimizde ve bahçelerimizde kimyasal ilaçlar yerine doğal alternatiflere yönelmek.
  • Farkındalık Yaratmak: Çevrenizdeki insanlarla arıların önemi hakkında konuşmak, bu konuda bilgi paylaşmak.
  • Organik ve Yerel Ürünleri Tercih Etmek: Organik tarım ürünlerini ve yerel arıcılardan alınan balı tercih ederek, sürdürülebilir uygulamaları desteklemek.

Sonuç: Geleceğimiz İçin Bir Vızıltı Yaratmak

Samsun'daki o sessiz ayçiçeği tarlaları, aslında bizlere doğanın dengesinin ne kadar hassas olduğunu ve insan eliyle bu dengenin nasıl bozulduğunu anlatan acı bir ders. Yerel arı türlerimizin azalması, sadece bal üretimiyle ilgili bir sorun değil, ekosistemimizin genel sağlığı ve gıda güvencemizle ilgili köklü bir tehdittir.

Uzmanlar olarak bizler, bu konuda bilgi ve tecrübemizi aktarmakla yükümlüyüz. Ancak en büyük etki, topyekûn bir çabayla yaratılabilir. Her birimiz, ister bir çiftçi olalım, ister bir şehir sakini, bu "vızıltıyı" geri getirmek için üzerimize düşeni yapmalıyız. Çocukluğumuzdaki o neşeli ayçiçeği tarlası vızıltılarını yeniden duyabilmek ve gelecek nesillere daha sağlıklı bir dünya bırakabilmek için, gelin hep birlikte arılarımıza sahip çıkalım. Unutmayın, bir arı ölürse, doğa bir adım geriye gider. Ama bizler el birliğiyle bu gidişatı tersine çevirebiliriz.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
3 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap

11,892 soru

21,496 cevap

22 yorum

171 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 19
0 Üye 19 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 8960
Dünkü Ziyaretler: 7758
Toplam Ziyaretler: 5716665

Son Kazanılan Rozetler

efe_acar Bir rozet kazandı
yusuf_kurt Bir rozet kazandı
volkan_güneş Bir rozet kazandı
fatma_arslan Bir rozet kazandı
mustafa_akın Bir rozet kazandı
...