menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert

Komşumuzun tarihi binası için yıkım kararı çıkmış. Eski eser tescili var ama güçlendirme masrafları çok yüksek. Hem modern şehircilik anlayışını yakalayıp hem de kültürel mirasımızı kaybetmemek için dünyada veya Türkiye'de başarılı olmuş finansal/yasal bir model var mı merak ediyorum.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

2 Cevap

more_vert

Değerli Komşum,

Kadıköy'deki o eşsiz dokuyu oluşturan tarihi köşklerin kentsel dönüşüm kıskacında kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalması, içimizi acıtan ama maalesef çok da yabancı olmadığımız bir durum. Özellikle sizin komşunuzun tarihi binası özelinde yaşadığınız bu yıkım kararı, eski eser tescili olmasına rağmen yüksek güçlendirme maliyetleri nedeniyle ortaya çıkan çaresizlik hissini çok iyi anlıyorum. Bir uzman olarak, bu sorunun sadece tek bir ailenin değil, tüm şehrin ve kültürel mirasımızın ortak derdi olduğunu biliyorum.

Kadıköy, yalnızca mimarisiyle değil, her bir köşesinde sakladığı hikayeleri, anıları ve geçmişle bugünü birbirine bağlayan ruhuyla yaşayan bir müzedir aslında. Bu köşkler, o müzenin en değerli parçaları. Peki, modern şehircilik anlayışını yakalarken, deprem güvenliği ve konfor gibi çağdaş ihtiyaçları karşılarken, kültürel mirasımızı nasıl koruyacağız? Dünyada ve Türkiye'de bu dengeyi sağlayan uygulanabilir en iyi model nedir? Gelin, bu çetrefilli konuyu derinlemesine inceleyelim.

Kadıköy'ün Ruhunu Korumak: Neden Bu Kadar Zor?

Öncelikle, sorunun temel nedenlerine bir göz atalım. Bir binanın "eski eser" olarak tescil edilmesi, onu koruma altına alır ama beraberinde birtakım zorlukları da getirir:

  • Yüksek Maliyetler: Tarihi yapıların güçlendirme ve restorasyon maliyetleri, standart bir yapının maliyetlerinin çok üzerindedir. Özel malzemeler, teknikler, uzman işçilik gerektirir.
  • Bürokratik Engeller: Koruma kurullarından izin alma süreçleri uzun, karmaşık ve bazen de yorum farklarından dolayı zorlayıcı olabiliyor.
  • Fon Eksikliği: Mal sahiplerinin büyük çoğunluğu bu maliyetleri kendi imkanlarıyla karşılayamaz. Devlet destekleri genellikle yetersiz kalır veya küçük ölçekli binalar için ulaşılabilir değildir.
  • Deprem Gerçeği: İstanbul gibi birinci derece deprem bölgesinde yer alan bir şehirde, eski yapıların güçlendirilmesi hayati önem taşır. Ancak bu güçlendirme projeleri, binanın tarihi dokusuna zarar vermeden yapılmalı, bu da maliyeti ve uzmanlık ihtiyacını artırır.

Bu zorluklar karşısında, mal sahipleri çaresiz kalıp, binanın kaderine terk edilmesine veya yıkımına razı olabiliyor. Komşunuzun durumu da bunun en acı örneklerinden biri.

Entegre Koruma ve Gelişim Modeli: Tek Çözüm Bu!

Tek bir "en iyi model"den bahsetmek yerine, aslında birden fazla aracı ve yaklaşımı bir araya getiren "Entegre Koruma ve Gelişim Modeli"ni benimsememiz gerektiğine inanıyorum. Bu model, finansal sürdürülebilirliği, yasal kolaylaştırmayı ve toplumsal katılımı bir araya getiriyor. İşte size dünyanın ve Türkiye'nin farklı köşelerinden ilham alarak geliştirdiğim bu modelin temel bileşenleri:

1. Finansal Sürdürülebilirlik ve Destek Mekanizmaları

Bu, tarihi yapıların korunmasındaki en kritik halka. Mal sahipleri, yapıyı korumanın maddi bir yük değil, bir avantaj olduğunu hissetmeli:

  • Transfer Edilebilir Gelişme Hakları (TDR - Transferable Development Rights): Bu, belki de en güçlü ve yenilikçi çözümlerden biri. New York gibi şehirlerde başarıyla uygulanan bu modelde, tarihi eser sahipleri, parsellerinde kullanamadıkları "emsal" veya "kat hakkı" gibi imar haklarını, belediyenin belirlediği ve yeni yapılaşmaya açık olan başka bölgelerdeki projelere satabilirler. Böylece hem tarihi binanın korunması için finansman sağlanır hem de mal sahibi zarar etmez. Bu hakları satın alan geliştiriciler de, projelerini belirlenen sınırlar içinde daha yoğun yapabilirler.
    Örnek:* Komşunuzun köşkü için yıkım kararı çıktı çünkü güçlendirme maliyeti çok yüksek. Eğer bu sistem olsaydı, komşunuz kullanmadığı imar hakkını Kadıköy'de veya başka bir bölgedeki bir rezidans projesi geliştiricisine satabilir, elde ettiği gelirle köşkünü restore edebilir ve depreme karşı güçlendirebilirdi. Bu, kazan-kazan bir senaryo sunar.

  • Vergi Teşvikleri ve Muafiyetler: Tarihi eser sahiplerine emlak vergisi indirimi, miras vergisi muafiyeti veya gelir vergisi avantajları sağlanabilir. Restorasyon maliyetlerinin belirli bir yüzdesinin vergiden düşülmesi gibi uygulamalar Avrupa'da yaygındır.

  • Düşük Faizli veya Faizsiz Krediler: Kamu bankaları (Vakıfbank, Emlak Katılım) veya özel olarak oluşturulacak "Kültürel Miras Fonları" aracılığıyla, tarihi yapı sahiplerine uygun koşullarda, uzun vadeli ve düşük faizli krediler sunulmalı. İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) gibi kuruluşlar bu tür fonlara öncü olabilir.

  • Kat Karşılığı Restorasyon Modelleri: Bazı durumlarda, özel sektörün belirli bir kullanım hakkı veya kiralama süresi karşılığında restorasyonu üstlenmesi sağlanabilir. Ancak bu modelde, binanın özgün mimarisine ve ruhuna uygun bir kullanımın temin edilmesi büyük önem taşır.

2. Yasal ve Bürokratik Süreçlerin Sadeleştirilmesi

Mevcut yasal çerçeve, korumayı amaçlasa da, uygulama süreçleri çoğu zaman mal sahiplerini bezdiriyor.

  • Tek Durak Ofis (One-Stop Shop): Kadıköy Belediyesi bünyesinde veya İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde sadece tarihi eser tescilli binaların restorasyon ve güçlendirme projelerine yönelik "Tek Durak Ofis" kurulmalı. Tüm izinler, danışmanlıklar, kurullarla iletişim tek bir noktadan yürütülmeli. Bu, süreci hızlandırır ve mal sahiplerinin yolunu açar.
  • Uzman Havuzu ve Onaylı Projeler: Koruma kurulları ve belediyeler, belirli kriterleri karşılayan "uzman restorasyon mimarı" ve "statik güçlendirme mühendisi" listeleri oluşturmalı. Bu uzmanlar tarafından hazırlanan projelerin onay süreçleri hızlandırılmalı.
  • Esnek Yaklaşım: Güçlendirme projelerinde, binanın özgün niteliklerini koruyarak modern teknolojiyi entegre eden esnek çözümlerin önü açılmalı. Her binanın kendine özgü bir hikayesi olduğu unutulmamalı.

3. Toplumsal Katılım ve Farkındalık

Koruma bilincinin yaygınlaşması, en az finansal destek kadar önemlidir.

  • Bilgilendirme Kampanyaları ve Atölye Çalışmaları: Mal sahiplerine yönelik, restorasyon süreçleri, finansman modelleri ve yasal hakları konusunda düzenli bilgilendirme toplantıları yapılmalı.
  • Kültür Rotası ve Etkinlikler: Kadıköy'deki tarihi köşkleri ve sokakları içeren kültür rotaları oluşturularak, bu yapıların kamuoyu nezdindeki değeri artırılabilir. Köşklerde sanatsal ve kültürel etkinlikler düzenlenerek, halkın bu yapılara aidiyet hissi geliştirmesi sağlanabilir.
  • Yeni Fonksiyonlar: Bazı köşkler, sahiplerinin de onayıyla butik otel, kültür merkezi, sanat galerisi, kafe gibi kamuya açık fonksiyonlarla yaşatılabilir. Bu hem binanın bakımı için gelir sağlar hem de şehrin sosyal hayatına katkıda bulunur.
    • Örnek: Beyoğlu'ndaki Çukurcuma Hamamı gibi tarihi mekanların kültürel veya ticari bir fonksiyonla yeniden hayata kazandırılması. Ya da Gaziantep'te Zeugma Müzesi çevresindeki tarihi evlerin butik otellere dönüştürülerek turizme kazandırılması.

Komşunuz İçin Ne Yapabiliriz?

Sizin komşunuzun durumu için acil adımlar atılması gerekiyor. Öncelikle, yıkım kararına itiraz süreleri ve yasal süreçler hızla takip edilmeli. Aynı zamanda:

  1. Yerel Yönetimle İletişim: Kadıköy Belediyesi'nin ilgili birimleri ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Varlıkları Daire Başkanlığı ile derhal temasa geçilmelidir. Mevcut düşük faizli kredi veya hibe programları olup olmadığı araştırılmalıdır.
  2. Akademik Destek: Üniversitelerin mimarlık ve restorasyon bölümlerinden (Örn: İTÜ, Yıldız Teknik, Mimar Sinan) profesörler veya uzmanlarla görüşülerek, güçlendirme için daha uygun maliyetli veya yenilikçi çözümler üretilip üretilemeyeceği konusunda fikir alınabilir. Bazen öğrenci projeleri veya akademik danışmanlıklar uygun maliyetli çözümler sunabiliyor.
  3. Vakıflar ve Dernekler: Tarihi mirasın korunması üzerine çalışan sivil toplum kuruluşları (örn: Tarihi Kentler Birliği, ÇEKÜL Vakfı) ile iletişime geçilerek danışmanlık veya proje desteği talebinde bulunulabilir.
  4. Basın ve Kamuoyu Desteği: Eğer süreç tıkandıysa, binanın önemine dikkat çekmek için yerel basın ve sosyal medya aracılığıyla kamuoyu desteği aranabilir.

Sonuç: Mirasımız Sahipsiz Kalmasın!

Kadıköy'deki tarihi köşklerin korunması, sadece bir tuğla ve harç meselesi değil, aynı zamanda kimliğimizi, hafızamızı ve geleceğimizi koruma meselesidir. Uygulanabilir en iyi model, finansal olarak cazip, yasal olarak kolaylaştırılmış ve toplumsal olarak sahiplenilmiş entegre bir yaklaşımdır. Özellikle Transfer Edilebilir Gelişme Hakları (TDR) gibi yenilikçi finansal araçlar, bu krizin anahtarı olabilir.

Unutmayalım ki bu köşkler, geçmişten bize emanet edilmiş, geleceğe aktarmamız gereken paha biçilmez değerlerdir. Onları kaybetmek, Kadıköy'ün ruhundan bir parça koparmak demektir. Bu zorlu süreçte, hepimize büyük görev düşüyor. Yeter ki siyasi irade, bürokratik kolaylaştırma ve toplum bilinci bir araya gelsin. Ben eminim ki Kadıköy bu köşkleriyle yaşayacak, hikayelerini fısıldamaya devam edecek.

Saygılarımla,

[Uzmanınızın Adı/Unvanı]

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Çözüm Odaklı Bir Bakış: Kadıköy'ün Tarihi Köşklerini Kentsel Dönüşümde Nasıl Koruruz?

Değerli komşularım, sevgili Kadıköylüler,

Bugün, hepimizin yüreğini burkan, komşumuzun tarihi köşkünün yıkım kararıyla bir kez daha gündemimize oturan çok önemli bir konuyu konuşmak istiyorum: Kadıköy'ün kültürel mirası olan o eşsiz tarihi köşklerimizi, kentsel dönüşümün kaçınılmaz rüzgarında nasıl koruyabiliriz? Sizin de merak ettiğiniz gibi, tescilli bir eski eser olmasına rağmen yüksek maliyetler nedeniyle ayakta kalma mücadelesi veren bu binalar, aslında Kadıköy'ün ruhunu, kimliğini ve hafızasını temsil ediyor. Bu sadece bir binanın değil, hepimizin ortak mirasının meselesi.

Bir uzman olarak, uzun yıllardır bu alanda çalışmış biri olarak size net bir şey söyleyebilirim: Modern şehircilik anlayışıyla kültürel mirasımızı bir arada yaşatmak mümkün. Dünyada ve ülkemizde bunun başarılı örnekleri var. Önemli olan doğru modeli bulmak, tüm paydaşları bir araya getirmek ve kararlı bir yol haritası çizmek.

Kadıköy'ün Tarihi Doku ve Kentsel Dönüşüm Paradoksu

Kadıköy, İstanbul'un en eski yerleşim yerlerinden biri. Moda'dan Yeldeğirmeni'ne, Bahariye'den Erenköy'e kadar uzanan geniş bir coğrafyada, her biri ayrı bir hikaye anlatan, ince işçilikli cumbalı köşkler, Art Nouveau esintili apartmanlar ve ahşap konaklar görürüz. Bu binalar sadece taş ve ahşaptan ibaret değil; onlar geçmişin tanığı, ailelerin yuvası, sokağın karakteri. Kadıköy'e o benzersiz kimliğini veren unsurların başında geliyorlar.

Ancak ömrünü tamamlamış, riskli yapı statüsüne giren veya deprem güvenliği açısından zayıf olan bu binaların durumu ortada. Kentsel dönüşüm elbette gerekli. Güvenli, modern ve yaşanabilir kentler inşa etmek hepimizin arzusu. İşte paradoks da burada başlıyor: Bir yanda modernleşme ve güvenlik ihtiyacı, diğer yanda köklerine bağlı kalma, kültürel mirası yaşatma arzusu. Ne yazık ki, çoğu zaman yüksek güçlendirme ve restorasyon maliyetleri, mülk sahiplerini binalarından vazgeçmeye ve yıkım kararı almaya itiyor. Tescilli olmaları bile bu durumda yeterli bir koruma kalkanı oluşturamıyor.

Peki, bu paradoksun içinden çıkmak için ne yapmalıyız? Gelin, dünyadan ve ülkemizden edindiğimiz tecrübelerle oluşturabileceğimiz, Kadıköy'e özel bir modeli birlikte irdeleyelim.

Küresel ve Yerel Başarılı Modellerden Dersler

Tarihi yapıların korunması konusunda birçok farklı yaklaşım ve model mevcut. Bunları finansal, yasal ve sosyal boyutlarıyla ele alabiliriz:

1. Finansal Modeller: Yükü Hafifleten Çözümler

Maliyetler, yıkım kararlarının en temel sebebi. Bu nedenle, finansal teşvikler hayati öneme sahip:

  • Vergi Avantajları ve Muafiyetler: Restorasyon ve güçlendirme projeleri için mülk sahiplerine emlak vergisi muafiyeti, KDV indirimi veya gelir vergisi avantajları sunulabilir. Örneğin, yapılan harcamaların belli bir yüzdesinin vergiden düşülmesi, ciddi bir teşvik yaratır. Avrupa'daki birçok şehirde bu model başarıyla uygulanmaktadır.
  • Düşük Faizli Krediler ve Hibe Programları: Kültür ve Turizm Bakanlığı, yerel yönetimler (Kadıköy Belediyesi), Kalkınma Ajansları, Vakıflar Genel Müdürlüğü gibi kurumlar veya uluslararası fonlar (örneğin Avrupa Birliği hibe programları) aracılığıyla tarihi eserlerin restorasyonu için özel kredi veya hibe programları oluşturulabilir. Türkiye'de KUDEB (Koruma Uygulama ve Denetim Büroları) ve Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün belirli şartlarda sağladığı destekler örnek teşkil eder, ancak bunlar yaygınlaştırılmalı ve süreçler hızlandırılmalı.
  • Kamu-Özel Ortaklıkları (KÖO): Özel sektörün dinamizmi ve sermayesi ile kamunun koruma misyonunu birleştiren modellerdir. Tarihi bir köşkün restorasyonu ve belirli bir süre işletilmesi karşılığında özel sektöre tahsis edilmesi, ardından kamuya devri gibi modellerle hem koruma sağlanır hem de ekonomik değer yaratılır. İstanbul'da restore edilen birçok tarihi han ve yapı bu yolla hayat bulmuştur.
  • Döner Sermaye Fonları: Tarihi yapıların kiralanması veya ticari olarak işletilmesinden elde edilen gelirlerin, yine tarihi yapıların restorasyon ve bakımında kullanılmak üzere bir fonda toplanması. Bu, sürdürülebilir bir finansman mekanizması sunar.

2. Yasal ve İdari Modeller: Korumanın Çerçevesini Belirlemek

Finansal destekler kadar, yasal çerçevenin de güçlü ve destekleyici olması gerekir:

  • Koruma Amaçlı İmar Planları: Kadıköy'ün her bölgesi için özgün, titizlikle hazırlanmış ve sürekli güncellenen Koruma Amaçlı İmar Planları hayati öneme sahiptir. Bu planlar, sadece yıkımı engellemekle kalmamalı, aynı zamanda restorasyon projelerine esneklik tanımalı ve mülk sahiplerine yol göstermelidir.
  • Fonksiyon Değişikliği ve Adaptif Yeniden Kullanım (Adaptive Reuse): Tarihi köşklerin sadece konut olarak değil, aynı zamanda müze, sanat galerisi, butik otel, kafe, çalışma alanı veya kültür merkezi gibi yeni işlevlerle hayata döndürülmesi, hem sürdürülebilirliklerini sağlar hem de bölgeye ekonomik ve kültürel canlılık katar. İstanbul'da Salt Galata, Pera Müzesi gibi örnekler, eski yapıların modern işlevlerle nasıl yeniden doğduğunun en güzel kanıtlarıdır.

3. En Uygulanabilir ve Bütüncül Model: Arsa Payı Transferi (Transfer of Development Rights - TDR)

Kadıköy'deki durumu göz önüne aldığımızda, finansal yükü doğrudan hafifleten ve hem koruma hem de gelişim hedeflerini aynı anda karşılayabilen Arsa Payı Transferi (TDR) modeli, en umut vadeden yaklaşımlardan biridir.

TDR Nedir ve Neden Önemlidir?
Basitçe ifade etmek gerekirse: Tescilli bir tarihi binanın sahibi, kendi parselindeki kullanılmayan veya kullanılamayan imar hakkını (kat veya emsal hakkı), belirlenmiş başka bir "gelişim bölgesi"ndeki (örneğin yüksek katlı yapılaşmaya uygun, yoğun yapılaşmanın istendiği bir bölge) bir araziye veya projeye transfer ederek satabilir.

Bu Modelin Avantajları:

  • Finansal Yükü Hafifletir: Tarihi binanın sahibi, güçlendirme ve restorasyonun yüksek maliyetlerini, elindeki imar hakkını satarak finanse edebilir. Bu, yıkım kararının ana sebebi olan "maliyet" sorununu doğrudan çözer.
  • Kamu Kaynağı Gerektirmez: Büyük ölçekli hibe veya kredi programlarına bağımlılığı azaltır. Mülk sahibi, kendi kaynağını kendi yaratır.
  • Koruma ve Gelişimi Dengeler: Bir yanda tarihi dokunun korunmasını sağlarken, diğer yanda şehrin belirli bölgelerinde planlı ve kontrollü bir gelişim ve yoğunlaşmaya izin verir.
  • Örnekler: ABD'de birçok şehirde (New York, San Francisco), Avrupa'da bazı ülkelerde ve hatta Türkiye'de Süleymaniye Yenileme Alanı Projesi gibi pilot bölgelerde TDR potansiyeli tartışılmış ve uygulanmıştır. Kadıköy'de de bu model, özellikle gelişim bölgeleri ile tarihi dokunun iç içe geçtiği alanlarda büyük bir potansiyel taşımaktadır.

Kadıköy İçin Entegre Bir Yol Haritası Önerisi

Tek bir model mucize yaratmaz. Kadıköy için en iyi model, yukarıdaki yaklaşımların akıllıca ve entegre bir kombinasyonu olacaktır:

  1. Pilot Bölge ve TDR Uygulaması: İlk adım olarak Kadıköy'de, tarihi köşklerin yoğun olduğu ancak aynı zamanda yakın çevresinde yüksek yapılaşmaya uygun, "gelişim bölgesi" olarak belirlenebilecek parsellerin olduğu bir pilot bölge seçilmelidir. Bu bölgede TDR sistemi detaylı bir yönetmelikle uygulamaya konulmalı ve mülk sahiplerine tanıtılmalıdır.
  2. Destekleyici Finansal Paket: TDR modelini desteklemek amacıyla, restorasyon maliyetlerini düşürecek vergi avantajları ve düşük faizli "tarihi eser kredileri" devreye sokulmalıdır. Bu krediler, TDR'den elde edilen gelirle birleşince mülk sahiplerinin işini çok kolaylaştıracaktır.
  3. Hukuki ve Bürokratik Hızlandırma: Restorasyon projelerinin onay süreçleri basitleştirilmeli, bürokratik engeller azaltılmalı ve tek elden izin ve denetim mekanizması oluşturulmalıdır. Koruma Kurulları ve yerel yönetimler arasında daha hızlı ve koordineli bir işleyiş şarttır.
  4. Uzman Danışmanlık ve Bilgilendirme Merkezi: Mülk sahiplerine, restorasyon süreçleri, finansal destekler ve TDR gibi modeller hakkında ücretsiz uzman danışmanlık hizmeti sunulmalıdır. Kadıköy Belediyesi bünyesinde bu amaçla bir birim kurulabilir.
  5. Fonksiyonel Çeşitlendirme ve Bölgesel Planlama: Restore edilen köşklerin sadece konut olarak değil, turizm, kültür, sanat ve yeme-içme sektörüne hizmet edecek şekilde fonksiyonel çeşitlendirilmesi teşvik edilmelidir. Bu, bölgenin ekonomik canlılığını artıracak ve köşklerin ayakta kalma potansiyelini güçlendirecektir. Örneğin, Yeldeğirmeni'ndeki sanat atölyeleri veya Moda'daki butik kafeler gibi örnekler yaygınlaştırılabilir.

Sonuç ve Geleceğe Çağrı

Kadıköy'deki tarihi köşkler, beton bloklar arasında sıkışıp kalmış, geçmişin hüzünlü anıtları olmak zorunda değil. Onlar, doğru politikalar, akılcı finansal modeller ve topyekûn bir toplumsal çaba ile şehrin geleceğinde de ışık saçmaya devam edebilirler. Komşunuzun yaşadığı bu dram, aslında hepimize bir uyarı niteliğinde: Harekete geçmezsek, Kadıköy'ün ruhunu oluşturan bu miras birer birer yok olup gidecek.

Unutmayalım ki, bu köşkleri korumak sadece mülk sahiplerinin değil; devletin, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve her bir Kadıköylünün ortak sorumluluğudur. Hep birlikte, Kadıköy'ün tarihi kimliğini kentsel dönüşümle değil, onunla birlikte zenginleştirerek geleceğe taşıyabiliriz. Gelin, bu değerlerimizi korumak için el birliği yapalım ve Kadıköy'ün o eşsiz siluetini gelecek nesillere gururla miras bırakalım.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap

11,892 soru

21,496 cevap

22 yorum

171 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 25
0 Üye 25 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 2659
Dünkü Ziyaretler: 7758
Toplam Ziyaretler: 5710364

Son Kazanılan Rozetler

mustafa_akın Bir rozet kazandı
ozer_sahin Bir rozet kazandı
sibel_Çelik Bir rozet kazandı
İbrahim_korkmaz Bir rozet kazandı
cem_Çetin Bir rozet kazandı
...