Bizim mahallede kentsel dönüşüm konuşuluyor, babamlarla hep tartışıyoruz ama vatandaşın bu süreçte ne kadar etkisi olabilir ki? Sosyal Bilgiler dersinde "katılımcılık" önemli deniyordu, pratik karşılığı ne bunun?
Sevgili komşum, bu çok haklı ve önemli bir soru. Mahalledeki kentsel dönüşüm konuşulmaya başlandığında babanızla yaptığınız o tartışmalar, hissettiğiniz o belirsizlik ve "acaba benim sesimin bir karşılığı var mı?" endişesi, inanın ki Türkiye'nin dört bir yanındaki binlerce mahalle sakininin ortak derdi. Sosyal Bilgiler dersinde "katılımcılık" denince kulağa çok güzel gelse de, bunun pratikte ne anlama geldiğini, bir vatandaş olarak sizin ve ailenizin ne kadar etkili olabileceğini merak etmek çok doğal.
Ben, kentsel dönüşüm süreçlerinde uzun yıllardır hem sahada hem de akademik alanda çalışan bir uzman olarak size net bir şey söyleyebilirim: Vatandaşın söz hakkı sadece bir dilek ya da formalite değildir; doğru kullanıldığında süreci kökten değiştirebilecek gerçek bir güçtür. Ancak bu gücü kullanmak, bilinçli olmayı, örgütlenmeyi ve doğru adımları atmayı gerektirir. Gelin bu karmaşık gibi görünen süreci adım adım açalım.
Öncelikle şu "katılımcılık" kavramını günlük dilimize çevirelim. Kentsel dönüşüm bağlamında katılımcılık, basitçe, dönüşümün sadece "yapı"ları değil, "yaşam"ı da dönüştürdüğü gerçeğini kabul edip, bu yaşamın sahiplerinin, yani sizlerin, kararların alınma sürecine aktif olarak dahil olması anlamına gelir. Bu, size "beğenmedin mi, git mahkemeye!" demekten çok daha fazlasıdır; daha planlama aşamasında, hatta fikir aşamasında sizin de masada olmanız demektir.
Peki, neden bu kadar önemli? Çünkü her mahalle kendine özeldir. Bir yerin ruhunu, komşuluk ilişkilerini, günlük alışkanlıklarını, çocukların oyun alanlarını, esnafın dertlerini en iyi o mahallede yaşayanlar bilir. İstanbul'un Tarihi Yarımadası'ndaki bir mahallenin dinamikleriyle, Ankara'nın yeni gelişen bir semtinin ihtiyaçları aynı değildir. Sizin sesiniz olmadan yapılacak bir dönüşüm, kağıt üzerinde ne kadar kusursuz görünse de, yaşayan, nefes alan bir mahalle yaratmak yerine, ruhsuz ve yabancılaşmış mekanlar inşa edebilir.
Bu soru çok kritik. Kentsel dönüşümde vatandaşın söz hakkının en etkili olduğu dönem, genellikle sürecin ilk aşamalarıdır. Yani, binaların yıkılıp temellerin atıldığı değil, daha ne yapılacağının düşünüldüğü, planların çizilmeye başlandığı, hatta "bu mahallede dönüşüme ihtiyaç var mı?" sorusunun sorulduğu zamandır.
Bu aşamalarda belediyeler, bakanlıklar veya ilgili kurumlar genellikle:
Unutmayın, bu süreçlere ne kadar erken ve organize bir şekilde katılırsanız, söz hakkınızın etkisi o kadar artar. Kararlar verilmeden önce fikir beyan etmek, kararlar alındıktan sonra değiştirmeye çalışmaktan çok daha kolaydır.
Türkiye'deki kentsel dönüşüm süreçleri, vatandaş katılımı açısından çok farklı manzaralar sunuyor.
İzmir'in bir sahil mahallesinde, kentsel dönüşüm kararı alındığında ilk başta büyük bir endişe hâkim olmuştu. Mahallenin denizle ilişkisini kesen yüksek katlı binalar yapılacağı dedikoduları yayılmıştı. Ancak mahalle sakinleri paniklemek yerine hemen bir mahalle derneği kurdu. Dernek, şehir plancısı, mimar ve avukatlardan oluşan bir danışman ekibiyle çalışmaya başladı.
Önce kendi aralarında toplantılar yaparak mahallelerinin geleceğine dair bir vizyon oluşturdular: "Bizim için deniz manzarası, yürüyüş yolları, esnafımızın kalması önemli." Sonra bu vizyonu somut bir "Alternatif Mahalle Gelişim Planı" haline getirdiler. Belediye ve müteahhit firmalarla yapılan toplantılara bu planla gittiler. Onların derli toplu, uzman desteğiyle hazırlanmış ve tüm mahalleyi temsil eden önerileri, başlangıçtaki yüksek katlı projelerin revize edilmesini sağladı. Sonuçta ortaya, hem ticari beklentileri karşılayan hem de mahalle sakinlerinin yaşam kalitesini artıran, denizle barışık, daha insan ölçekli bir proje çıktı. İşte bu, örgütlü vatandaş katılımının somut bir zaferidir.
İstanbul'un eski, gecekondu dokulu mahallelerinden birinde kentsel dönüşüm kararı alındığında, vatandaşlar yeterince bilgilendirilmedi. Yüklenici firmalar tek tek kapı dolaşarak "imza atın, daireniz yenilenecek" diyerek insanları ikna etmeye çalıştı. Vatandaşlar ne haklarını biliyordu ne de sözleşmelerin içeriğini tam anlıyordu.
Birlik olamayan, farklı müteahhitlerle farklı anlaşmalar yapan mahalle sakinleri arasında kısa sürede kargaşa çıktı. Kimi daha avantajlı bir anlaşma yaptığını düşünürken, kimi mağdur olduğunu hissetti. Uzun yıllar süren davalar, inşaatı tamamlanamayan binalar, yıkılan sosyal doku ve en önemlisi güven kaybı yaşandı. Bu örnek, bilgi eksikliğinin ve örgütlenememenin, vatandaşın söz hakkını nasıl elinden aldığının acı bir göstergesidir.
Şimdi gelelim "Peki biz ne yapabiliriz?" sorusunun pratik cevabına.
Bilgi Güçtür: Bilgilenin!
Resmi Kaynakları Takip Edin: Belediyenizin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın duyurularını, web sitelerini, ilan panolarını düzenli kontrol edin.
Belgeleri İnceleyin: Kentsel dönüşümle ilgili çıkan her türlü kararı, planı, raporu isteyin ve okuyun. Anlamadığınız yerleri sorun.
* Soru Sorun: İlgili kurumlara yazılı olarak sorularınızı yöneltmekten çekinmeyin. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nu kullanın.
Birlikten Kuvvet Doğar: Örgütlenin!
Mahalle Meclisleri/Dernekleri Kurun: Babanızla birlikte mahallenizdeki komşularınızı, arkadaşlarınızı toplayın. Resmi ya da gayri resmi bir "Mahalle Kentsel Dönüşüm Komitesi" oluşturun. Bir dernek çatısı altında birleşmek, sesinizin daha gür çıkmasını sağlar ve hukuki süreçlerde size avantaj kazandırır.
Ortak Bir Ses Olun: Bireysel talepler yerine, mahallenizin genelini temsil eden ortak talepler ve beklentiler oluşturun.
Sesinizi Duyurun: Katılım Kanallarını Kullanın!
Toplantılara Katılın: Belediye veya bakanlık tarafından düzenlenen tüm bilgilendirme, istişare toplantılarına mutlaka katılın ve aktif olun. Sadece dinleyici olmayın, sorular sorun, görüşlerinizi ifade edin.
Yazılı Başvuru ve İtirazlar Yapın: Askıya çıkan planlara belirlenen süre içinde yazılı itirazlarınızı sunun. İtirazlarınızın kayıt altına alındığından emin olun.
* Sosyal Medyayı ve Yerel Basını Kullanın: Mahallenizin sorunlarını ve taleplerini sosyal medyada dile getirin, yerel basınla iletişime geçin. Kamuoyu oluşturmak çok etkilidir.
Uzmanlardan Destek Alın: Yalnız Değilsiniz!
Şehir Plancıları, Mimarlar, Avukatlar: Kentsel dönüşüm konusunda uzman kişilerden danışmanlık alın. Özellikle bir mahalle derneği çatısı altında hareket ediyorsanız, bu tür uzmanların desteği, taleplerinizi daha güçlü ve somut hale getirmenizi sağlar.
Sivil Toplum Kuruluşları (STK'lar): Kentsel dönüşüm ve kent hakkı konularında çalışan STK'lar da size yol gösterebilir, hatta hukuki destek sağlayabilir.
Yasal Haklarınızı Bilin ve Kullanın:
* Dava Hakkı: Eğer tüm çabalarınıza rağmen haksızlığa uğradığınızı veya planların yasalara aykırı olduğunu düşünüyorsanız, yargı yoluna başvurmaktan çekinmeyin. Özellikle imar planlarına karşı iptal davaları, vatandaşın en önemli yasal gücüdür.
Elbette bu yolculukta engellerle karşılaşacaksınız:
Sevgili komşum, babanızla olan o tartışmaların ne kadar değerli olduğunu şimdi daha iyi anlıyorsunuzdur umarım. O tartışmalar, sizin mahallenize sahip çıkma içgüdünüzün bir yansıması. Sosyal Bilgiler dersindeki "katılımcılık" kavramının pratik karşılığı ise, bilinçli, örgütlü ve aktif bir vatandaş olmaktır.
Kentsel dönüşüm, sadece binaların değil, toplumsal yaşamın, kültürel mirasın ve komşuluk ilişkilerinin de dönüştüğü çok katmanlı bir süreçtir. Bu süreçte sizin ve mahallenizdeki her bir ferdin söz hakkı vardır ve bu söz hakkı, kullanıldığı sürece gerçek bir etki yaratabilir.
Mahalleniz sizin eviniz, sizin yaşam alanınız. Onun nasıl dönüşeceğine dair en güçlü söz hakkı da sizindir. Yeter ki bu hakkı bilin, talep edin ve birlikte hareket edin. Unutmayın, "en iyi plan, katılımcı plandır." Mahalleniz sizinle birlikte dönüşecektir.