Geçen yıl KKM varken 'düşen enflasyon' lafları ediliyordu, şimdi bu sistemden vazgeçilmeye çalışılıyor ama cebimizdeki yangın devam ediyor. Bu geçiş sürecinin bize faturası ne olacak ve gerçekten somut, uygulanabilir bir strateji masada mı?
Değerli okuyucularım, sevgili dostlar,
Bugün hepimizin cebini, geleceğini yakından ilgilendiren çok kritik bir konuyu masaya yatıracağız: Kur Korumalı Mevduat (KKM) sisteminden çıkışın maliyeti ve bu sancılı süreçten gerçekçi bir yol haritasıyla sıyrılıp sıyrılamayacağımız... Birçoğunuzun haklı serzenişini duyuyor gibiyim: "KKM varken enflasyon düşüyor deniyordu, şimdi sistemden çıkılıyor ama cebimizdeki yangın devam ediyor. Bize fatura ne olacak?" İşte tam da bu sorunun peşinden giderek, hem bugünü anlamaya hem de yarın için umutlu ama gerçekçi bir bakış açısı sunmaya çalışacağım.
Hatırlarsınız, 2021 yılının sonlarına doğru, döviz kurlarındaki fahiş artışları durdurmak, "dolarizasyonu" azaltmak ve Türk Lirası'nın itibarını korumak amacıyla hayatımıza KKM girdi. Amaç, vatandaşın dövizdeki getiri beklentisini TL'de karşılayarak kur artışına karşı bir kalkan oluşturmaktı. O günlerde, KKM'nin kuru stabilize edeceği ve bunun da enflasyonun düşüşüne katkı sağlayacağı iddia ediliyordu. Gerçekten de bir süre kurda görece bir sakinlik yaşandı. Ancak, madalyonun diğer yüzü vardı: KKM, aslında bir maliyet mekanizmasıydı ve bu maliyetler zamanla birikerek hepimizin sırtına yüklenecekti.
Bugün ise, ekonomi yönetimimiz KKM'den kademeli olarak çıkış sürecini başlattı. Peki neden? Çünkü KKM, finansal sistemde yarattığı yapay denge ve özellikle kamu maliyesine getirdiği devasa yükle sürdürülebilir bir model değildi. Benim de sahadaki gözlemlerime göre, KKM'nin getirdiği maliyetler, döviz kurunu bir noktada tutsa bile, bu durum "halının altına süpürülen" bir enflasyon yaratıyordu. Yani siz kuru kontrol altında tuttuğunuzu düşünürken, bu maliyetler bütçe açıklarını artırıyor, para basımını tetikliyor ve dolaylı yoldan enflasyonu besliyordu.
Mevcut ekonomi yönetiminin, rasyonel politikalara dönüş kapsamında attığı ilk adımlardan biri KKM'nin sonlandırılması oldu. Bu, enflasyonla topyekun mücadele için atılması gereken bir adımdı, zira KKM'nin kendisi bir enflasyon kaynağına dönüşmüştü.
Şimdi gelelim can alıcı noktaya: KKM'den çıkışın bize, vatandaşlara, maliyeti ne olacak ve neden cebimizdeki yangın hala devam ediyor?
Kısacası, KKM varken biriken maliyetler ve KKM'den çıkışın doğurduğu riskler üst üste biniyor ve bu da cebimizdeki yangının maalesef devam etmesine neden oluyor. Ancak, unutmamalıyız ki KKM'de kalmak, bu yangını daha da büyütecek, maliyetleri katlayacaktı.
"Peki, bu işin içinden nasıl çıkacağız? Somut, uygulanabilir bir strateji masada mı?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Evet, mevcut ekonomi yönetimi, oldukça zorlu olsa da, gerçekçi bir yol haritası çizmeye çalışıyor. Ancak bu yol, sabır ve tutarlılık gerektiren, dikenli bir yol. İşte benim bu süreçteki gözlemlerim ve önerilerim:
Bu geçiş sürecinde, fatura ne yazık ki hepimizin cebine yansıyacak. Yüksek enflasyonun, faizlerin ve yavaşlayan ekonominin getirdiği zorluklarla yüzleşeceğiz. Ancak, bu sancılı sürecin, gelecekte daha istikrarlı, daha öngörülebilir bir ekonomik ortama ulaşmak için gerekli bir bedel olduğunu kabul etmek zorundayız.
Vatandaş olarak bize düşen; paniklemek yerine, bireysel finans yönetimimizde daha temkinli olmak, spekülatif adımlardan kaçınmak ve ekonomi yönetiminden şeffaflık, tutarlılık ve kararlılık beklemek. Benim de her zaman dile getirdiğim gibi, güven ve istikrar, en kıymetli hazinelerimizdir.
Kur Korumalı Mevduat'tan çıkış, ülkemiz için zorunlu ama aynı zamanda oldukça zorlu bir adım. Enflasyon maliyeti, geçmişten gelen birikimler ve geçiş sürecinin riskleriyle birleşerek kısa vadede can yakmaya devam edecek. Ancak, mevcut ekonomi yönetiminin çizmeye çalıştığı yol haritası, sıkı para politikası, mali disiplin, güçlü iletişim ve uzun vadeli yapısal reformlarla desteklendiği takdirde, ülkemizi bu darboğazdan çıkarabilecek potansiyele sahip.
Unutmayın, iyi bir yola çıkış, başlangıçta zorluklar içerebilir. Önemli olan, bu yolda kararlı adımlarla ilerlemek, geçmiş hatalardan ders çıkarmak ve kolektif bir çaba ile daha iyi bir geleceğe ulaşmaktır. Türkiye'nin bu süreci de başarıyla atlatacağına inanıyorum, yeter ki doğru ve tutarlı politikalar izlenmeye devam etsin.
Sevgi ve saygılarımla,
[Uzman Adınız/Unvanınız - Örneğin: Ekonomist Dr. Ayşe Yılmaz]