menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert

Geçen yıl KKM varken 'düşen enflasyon' lafları ediliyordu, şimdi bu sistemden vazgeçilmeye çalışılıyor ama cebimizdeki yangın devam ediyor. Bu geçiş sürecinin bize faturası ne olacak ve gerçekten somut, uygulanabilir bir strateji masada mı?

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

1 cevap

more_vert

Değerli okuyucularım, sevgili dostlar,

Bugün hepimizin cebini, geleceğini yakından ilgilendiren çok kritik bir konuyu masaya yatıracağız: Kur Korumalı Mevduat (KKM) sisteminden çıkışın maliyeti ve bu sancılı süreçten gerçekçi bir yol haritasıyla sıyrılıp sıyrılamayacağımız... Birçoğunuzun haklı serzenişini duyuyor gibiyim: "KKM varken enflasyon düşüyor deniyordu, şimdi sistemden çıkılıyor ama cebimizdeki yangın devam ediyor. Bize fatura ne olacak?" İşte tam da bu sorunun peşinden giderek, hem bugünü anlamaya hem de yarın için umutlu ama gerçekçi bir bakış açısı sunmaya çalışacağım.

KKM'nin Doğuşu ve Vaatleri: Kısa Bir Hatırlatma

Hatırlarsınız, 2021 yılının sonlarına doğru, döviz kurlarındaki fahiş artışları durdurmak, "dolarizasyonu" azaltmak ve Türk Lirası'nın itibarını korumak amacıyla hayatımıza KKM girdi. Amaç, vatandaşın dövizdeki getiri beklentisini TL'de karşılayarak kur artışına karşı bir kalkan oluşturmaktı. O günlerde, KKM'nin kuru stabilize edeceği ve bunun da enflasyonun düşüşüne katkı sağlayacağı iddia ediliyordu. Gerçekten de bir süre kurda görece bir sakinlik yaşandı. Ancak, madalyonun diğer yüzü vardı: KKM, aslında bir maliyet mekanizmasıydı ve bu maliyetler zamanla birikerek hepimizin sırtına yüklenecekti.

KKM'den Çıkış: Neden Şimdi ve Hangi Koşullarda?

Bugün ise, ekonomi yönetimimiz KKM'den kademeli olarak çıkış sürecini başlattı. Peki neden? Çünkü KKM, finansal sistemde yarattığı yapay denge ve özellikle kamu maliyesine getirdiği devasa yükle sürdürülebilir bir model değildi. Benim de sahadaki gözlemlerime göre, KKM'nin getirdiği maliyetler, döviz kurunu bir noktada tutsa bile, bu durum "halının altına süpürülen" bir enflasyon yaratıyordu. Yani siz kuru kontrol altında tuttuğunuzu düşünürken, bu maliyetler bütçe açıklarını artırıyor, para basımını tetikliyor ve dolaylı yoldan enflasyonu besliyordu.

Mevcut ekonomi yönetiminin, rasyonel politikalara dönüş kapsamında attığı ilk adımlardan biri KKM'nin sonlandırılması oldu. Bu, enflasyonla topyekun mücadele için atılması gereken bir adımdı, zira KKM'nin kendisi bir enflasyon kaynağına dönüşmüştü.

Enflasyon Maliyeti: Cebimizdeki Yangın Neden Devam Ediyor?

Şimdi gelelim can alıcı noktaya: KKM'den çıkışın bize, vatandaşlara, maliyeti ne olacak ve neden cebimizdeki yangın hala devam ediyor?

  1. KKM'nin Mirası: Kamu Maliyesine Yük ve Dolaylı Enflasyon: KKM, özellikle kur farkları nedeniyle Hazine ve Merkez Bankası'na milyarlarca liralık bir yük getirdi. Bu yük, nihayetinde ya vergilerimizle ya da para basımıyla karşılanmak zorunda kaldı. Her iki durum da enflasyonist baskıyı artırır. Yani KKM, doğrudan bir fiyat artışı gibi görünmese de, kamu maliyesini zayıflatarak uzun vadeli enflasyonun temelini attı.
  2. Beklenti Enflasyonu ve Güven Kaybı: KKM'nin yarattığı "suni istikrar", insanların enflasyon beklentilerini kalıcı olarak düşüremedi. Vatandaş, kurda bir artış yaşanmasa da, fiyatların yükseldiğini, alım gücünün azaldığını hissediyordu. Bu güven kaybı, KKM'den çıkış sürecinde de kendini gösteriyor ve kurda yaşanabilecek her dalgalanma beklentileri daha da kötüleştirebiliyor.
  3. Çıkışın Kısa Vadeli Enflasyon Riski (Kur ve Likidite): KKM'den çıkışın en önemli risklerinden biri, çözülen mevduatın dövize yönelerek kurda yukarı yönlü baskı oluşturmasıdır. Kurdaki her artış, ithal malların ve dolayısıyla nihai tüketim fiyatlarının artması anlamına gelir. Bu da maliyet enflasyonunu tetikler. Ayrıca, KKM'den çıkan paranın tüketim harcamalarına yönelmesi, zaten yüksek olan talep enflasyonunu daha da körükleyebilir. Bu geçiş sürecindeki en büyük endişelerden biridir.

Kısacası, KKM varken biriken maliyetler ve KKM'den çıkışın doğurduğu riskler üst üste biniyor ve bu da cebimizdeki yangının maalesef devam etmesine neden oluyor. Ancak, unutmamalıyız ki KKM'de kalmak, bu yangını daha da büyütecek, maliyetleri katlayacaktı.

Gerçekçi Bir Yol Haritası Var mı? İşte Benim Gözlemlerim ve Önerilerim

"Peki, bu işin içinden nasıl çıkacağız? Somut, uygulanabilir bir strateji masada mı?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Evet, mevcut ekonomi yönetimi, oldukça zorlu olsa da, gerçekçi bir yol haritası çizmeye çalışıyor. Ancak bu yol, sabır ve tutarlılık gerektiren, dikenli bir yol. İşte benim bu süreçteki gözlemlerim ve önerilerim:

1. Kademeli ve Kontrollü Çıkış Stratejisi

  • Yeni KKM Açılışının Durdurulması: Zaten halihazırda yeni KKM açılışları engellendi. Bu, yeni yükümlülükler altına girmemek adına hayati bir adımdı.
  • Mevcut KKM'nin Doğal Akışına Bırakılması: Vadesi dolan KKM hesaplarının Türk Lirası mevduata veya diğer yatırım araçlarına yönlendirilmesi hedefleniyor. Burada Merkez Bankası'nın faiz artırımlarıyla TL mevduatını cazip hale getirmesi ve enflasyonla mücadele konusunda ikna edici olması çok önemli.
  • Hedefli Teşvikler Yerine Piyasaya Güven: KKM'den çıkışı kolaylaştırmak adına genel teşvikler yerine, piyasa faizlerinin ve enflasyon beklentilerinin yönetilmesi kritik. Geçmişte verilen geniş teşvikler enflasyonu körükledi, bu hatayı tekrarlamamalıyız. TL mevduat faizleri, reel getiri sağlayabildiği ölçüde cazip olacaktır.

2. Sıkı Para Politikası ve Mali Disiplin

  • Faiz Artırımları ve Miktarsal Sıkılaştırma: Merkez Bankası, enflasyonu düşürmek amacıyla politika faizini artırmaya ve piyasadan likidite çekmeye devam ediyor. Bu, kısa vadede kredilere ulaşımı zorlaştırsa ve ekonomik aktiviteyi yavaşlatsa da, enflasyonu dizginlemenin bilimsel olarak kanıtlanmış tek yoludur. Bu sürecin maliyeti yüksek olacak, ancak uzun vadeli refah için kaçınılmaz.
  • Bütçe Disiplini: Hükümetin mali disiplini sağlaması, KKM'nin yarattığı bütçe yükünü azaltmak ve enflasyonla mücadeleye destek olmak açısından kritik. Kamu harcamalarının kontrol altına alınması, gereksiz israfın önlenmesi, vergi tabanının genişletilmesi ancak adil bir şekilde yapılması şart.

3. Güçlü ve Tutarlı İletişim Stratejisi

  • Güven İnşaası: Ekonomi yönetiminin attığı adımları şeffaf bir şekilde açıklaması, hedeflerini netleştirmesi ve bu hedeflere ulaşma konusundaki kararlılığını sürekli vurgulaması gerekiyor. Piyasaların ve halkın güvenini kazanmak, beklentileri doğru yönetmek için olmazsa olmaz. Benim yıllardır savunduğum gibi, belirsizlik enflasyonun en büyük dostudur.
  • Rasyonel Beklentilerin Oluşturulması: Enflasyonla mücadelenin uzun ve meşakkatli bir süreç olduğu, kısa sürede mucizeler beklenmemesi gerektiği gerçeği açıkça ifade edilmeli. Halkın da bu sürece katkı sağlaması, sabırlı olması ve spekülatif hareketlerden kaçınması beklenmeli.

4. Yapısal Reformlar ve Kurumsal Güçlendirme

  • Uzun Vadeli Çözümler: Enflasyonla kalıcı mücadele, sadece para ve maliye politikalarıyla sınırlı kalamaz. Üretim verimliliğini artıran, rekabet ortamını geliştiren, yatırım iklimini iyileştiren, hukuk güvenliğini pekiştiren yapısal reformlar hayata geçirilmeli. Ekonomi sadece sayılardan ibaret değildir, aynı zamanda kurumsal kaliteden de beslenir.
  • Merkez Bankası Bağımsızlığı: Merkez Bankası'nın araç bağımsızlığının tam olarak tesis edilmesi ve kararlarını siyasi müdahalelerden bağımsız alabilmesi, enflasyonla mücadelede güvenilirliği artırır ve beklentileri olumlu yönde etkiler.

Vatandaşa Düşen ve Beklentilerimiz

Bu geçiş sürecinde, fatura ne yazık ki hepimizin cebine yansıyacak. Yüksek enflasyonun, faizlerin ve yavaşlayan ekonominin getirdiği zorluklarla yüzleşeceğiz. Ancak, bu sancılı sürecin, gelecekte daha istikrarlı, daha öngörülebilir bir ekonomik ortama ulaşmak için gerekli bir bedel olduğunu kabul etmek zorundayız.

Vatandaş olarak bize düşen; paniklemek yerine, bireysel finans yönetimimizde daha temkinli olmak, spekülatif adımlardan kaçınmak ve ekonomi yönetiminden şeffaflık, tutarlılık ve kararlılık beklemek. Benim de her zaman dile getirdiğim gibi, güven ve istikrar, en kıymetli hazinelerimizdir.

Sonuç

Kur Korumalı Mevduat'tan çıkış, ülkemiz için zorunlu ama aynı zamanda oldukça zorlu bir adım. Enflasyon maliyeti, geçmişten gelen birikimler ve geçiş sürecinin riskleriyle birleşerek kısa vadede can yakmaya devam edecek. Ancak, mevcut ekonomi yönetiminin çizmeye çalıştığı yol haritası, sıkı para politikası, mali disiplin, güçlü iletişim ve uzun vadeli yapısal reformlarla desteklendiği takdirde, ülkemizi bu darboğazdan çıkarabilecek potansiyele sahip.

Unutmayın, iyi bir yola çıkış, başlangıçta zorluklar içerebilir. Önemli olan, bu yolda kararlı adımlarla ilerlemek, geçmiş hatalardan ders çıkarmak ve kolektif bir çaba ile daha iyi bir geleceğe ulaşmaktır. Türkiye'nin bu süreci de başarıyla atlatacağına inanıyorum, yeter ki doğru ve tutarlı politikalar izlenmeye devam etsin.

Sevgi ve saygılarımla,

[Uzman Adınız/Unvanınız - Örneğin: Ekonomist Dr. Ayşe Yılmaz]

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap

9,677 soru

18,036 cevap

34 yorum

109 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 11
0 Üye 11 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 3211
Dünkü Ziyaretler: 10949
Toplam Ziyaretler: 4955297

Son Kazanılan Rozetler

mustafa_Çelik Bir rozet kazandı
mustafa_Çelik Bir rozet kazandı
İbrahim_korkmaz Bir rozet kazandı
volkan_güneş Bir rozet kazandı
İbrahim_korkmaz Bir rozet kazandı
...