menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert

Herkese merhaba! Dil ve Anlatım dersinde kompozisyon yazmak benim için hep bir kabus oldu. Hocamız sürekli "özgün olun, farklı olun" dese de, ben hep aynı şeyleri yazdığımı, klişelere düştüğümü hissediyorum. Sanki bir türlü akılda kalıcı, sıradanlıktan uzak bir şeyler üretemiyorum. Gerçekten sıkıcı olmayan, okuyanı etkileyen ve notumu yükseltecek kompozisyonlar yazmak için bana yol gösterecek pratik tavsiyeleriniz var mı?

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

3 Cevap

more_vert

Sıkıcı Kompozisyonlardan Kurtulup Daha Özgün Yazmak Mümkün mü? Elbette Mümkün!

Herkese merhaba sevgili okuyucularım! Dil ve Anlatım derslerinde kompozisyon yazmanın sizler için bir kabusa dönüştüğünü, "özgün olun, farklı olun" baskısıyla bunaldığınızı ve bir türlü klişelerin dışına çıkamadığınızı hissediyor olabilirsiniz. Merak etmeyin, bu konuda yalnız değilsiniz! Benim yıllar süren yazarlık ve eğitmenlik serüvenimde en sık karşılaştığım sorunlardan biri de budur. Öğrencilerimden yazarlara, pek çok kişi özgün bir ses bulmakta zorlanır.

Ancak size şimdiden müjdeleyebilirim: Evet, sıkıcı kompozisyonlardan kurtulup daha özgün yazmak sadece mümkün değil, aynı zamanda öğrenilebilir bir beceridir! Bu bir yetenekten ziyade, doğru teknikler, farklı bakış açıları ve biraz cesaretle geliştirilebilecek bir kas gibidir. Gelin, bu kabustan nasıl kurtuluruz, akılda kalıcı ve etkileyici kompozisyonlar yazmak için hangi adımları atabiliriz, birlikte keşfedelim.

1. Sıkıcılığın Kökenleri: Neden Klişelere Düşüyoruz?

Öncelikle sorunun kaynağını anlamakla başlayalım. Neden hep aynı şeyleri yazma eğilimindeyiz?
Güvenli Alan Arayışı: Bilmediğimiz bir konu hakkında yazarken, beynimiz otomatik olarak daha önce duyduğumuz, okuduğumuz "güvenli" ifadelere yönelir. Sanki o klişeler, hata yapma riskini azaltır.
Gözlem Eksikliği: Etrafımıza yeterince dikkatli bakmıyoruz. Detayları kaçırıyor, olayları ve kavramları genel hatlarıyla ele alıyoruz. Bu da yazılarımızın yüzeysel kalmasına neden oluyor.
İç Sesimizi Susturmak: Özgünlük, sizin kişisel bakış açınızdır. Ancak eleştirilme korkusu, "bu saçma olur" düşüncesiyle kendi iç sesimizi bastırır, başkalarının ne düşüneceğini önemseriz.
Okuma Alışkanlıkları: Sadece belirli türde yazılar okuyorsanız veya hiç okumuyorsanız, kelime dağarcığınız ve ifade biçimleriniz sınırlı kalır.

Unutmayın, klişelerden kaçınmak bir lüks değil, yazınızın ruhudur.

2. Özgünlüğün Anahtarı: Gözlem ve Duygu

Özgün bir yazı kaleme almanın temelinde iki sihirli kelime yatar: gözlem ve duygu.

Gözlerini Aç: Detayları Yakala

Hepimiz "park" temalı bir kompozisyon yazabiliriz. Çoğumuz "ağaçlar, banklar, çocuklar" der ve geçeriz. Peki ya bir de şöyle düşünün:
O bankta oturan yaşlı adamın titreyen elleriyle yem serdiği güvercinlerin telaşı...
Salıncaktaki çocuğun kahkahasıyla karışan hışırtılı yaprak sesleri...
Yağmur sonrası toprağın kokusuyla harmanlanan taze ekmek kokusu...
Ağacın gövdesine yıllarca kazınmış aşk itiraflarının solgunluğu...

Gördüğünüz gibi, bir "park" bile yüzlerce farklı detayı barındırabilir. Beş duyunuzu birden kullanın. Bir konuyu ele alırken:
Neye benziyor? (Renkler, şekiller, boyutlar)
Nasıl bir ses çıkarıyor? (Fısıltılar, gürültüler, melodiler)
Kokusu nasıl? (Keskin, hafif, tatlı, ekşi)
Dokunuşu nasıl? (Sert, pürüzsüz, tüylü)
* Tadı var mı? (Acı, tatlı, mayhoş)

Bu detaylar, yazdıklarınıza derinlik katar ve okuyucuyu o anın içine çeker.

Duygularını Konuştur: İçsel Bir Yolculuk

Bir konuya kişisel bir dokunuş katmadan özgünlük yakalamak zordur. Örneğin, "mutluluk" hakkında yazıyorsanız, "Mutluluk, insanın hissettiği en güzel duygulardan biridir..." diye başlamak yerine, sizi mutlu eden belirli bir anı, bir olayı, bir hissi anlatın.
"Küçükken anneannemin taze pişmiş kurabiyelerinin kokusu burnuma geldiğinde hissettiğim o tarifsiz huzur..."
"Yıllar sonra ilk kez gittiğim o kasabada, çocukluk arkadaşımla karşılaştığımda içimi kaplayan o sıcak dalga..."

Kendi deneyimleriniz ve duygularınız, başkasının asla kopyalayamayacağı biricik şeylerdir. Konu ne olursa olsun, onunla ilgili kendi içsel yolculuğunuzu yansıtın. Bu, yazınızı anında sizin yapar ve onu sıkıcılıktan kurtarır.

3. Klişelerden Kaçış Yolları: Pratik Adımlar

Şimdi gelelim somut önerilere!

Alışılmışın Dışına Çık: Farklı Bakış Açıları Geliştir

Bir konuya herkesin baktığı açıdan bakmayın. Biraz zorlayıcı olabilir ama deneyin:
"Peki ya tam tersi?" İyilik hakkında mı yazıyorsunuz? Kötülüğün bazen nasıl iyi sonuçlar doğurabildiğini veya iyiliğin zorluğunu düşünün.
"Bunu bir çocuk nasıl anlatırdı?" veya "Ya bir hayvanın gözünden olsaydı?" Bu, konuyu daha sade, daha şaşırtıcı ve farklı kılabilir.
* "Geçmişte nasıldı, gelecekte nasıl olacak?" Zaman çizgisini değiştirerek konuya derinlik katabilirsiniz.

Benzetmeler ve Metaforlarla Oyna

Klişe benzetmelerden kaçının ("gözleri inci gibi", "saçları ipek gibi"). Bunun yerine, kendi özgün benzetmelerinizi yaratın.
"Kalabalık bir şehirde kaybolmak" yerine, "kalabalık, insandan örülmüş bir labirent gibiydi; her köşe başında yeni bir hikayenin kapısı açılıyordu."
"Zaman hızla akıyor" yerine, "zaman, parmaklarımın arasından süzülen ince kum taneleri gibiydi, yakalamaya çalıştıkça daha da hızlanıyordu."

Bu tür yaratıcı ifadeler, yazınıza edebi bir tat katacaktır.

Deneyimlerini ve Anılarını Kullan

Hocanız size soyut bir konu verdiğinde bile (örneğin "sabır"), bunu kişisel bir anınızla ilişkilendirin.
"Sabır üzerine düşünürken aklıma sınav sonuçlarını beklediğim o uzun geceler geldi..."
"Annemin yıllarca kurduğu bir hayali gerçekleştirmek için gösterdiği sabır, bana bu kelimenin gerçek anlamını öğretti..."
Bu, yazınızı anında kişisel ve özgün kılar.

Giriş ve Sonuçlara Yaratıcı Dokunuşlar

Kompozisyonunuzun en önemli kısımları giriş ve sonuçtur; okuyucuyu yakalar ve akılda kalıcılığını sağlar.
Giriş: Soru sorarak başlayın, şaşırtıcı bir istatistik veya alıntıyla dikkat çekin, kısa ve çarpıcı bir anekdot anlatın. Doğrudan konuya dalın, açıklayıcı cümlelerle oyalanmayın.
Sonuç: Yazdıklarınızı özetlemek yerine, konuya farklı bir boyut katın. Okuyucuyu düşündüren bir soruyla bitirin, bir çağrı yapın, konuyu daha geniş bir perspektife taşıyın veya geleceğe yönelik bir öngörüde bulunun. Asla yeni bir fikirle bitmeyin, ama var olan fikri derinleştirin.

Okumak, Okumak, Okumak

Farklı türlerde, farklı yazarlardan okuyun. Romanlar, denemeler, makaleler, şiirler... Ne kadar çok okursanız, beyninizdeki kelime ve ifade dağarcığı o kadar zenginleşir. Bu, size bilinçaltınızdan yeni cümle yapıları, benzetmeler ve bakış açıları sunar. Taklit etmek için değil, ilham almak için okuyun.

4. Yazma Süreci: Deneme, Yanılma ve Gelişim

Unutmayın ki yazma, bir süreçtir. İlk denemede mükemmel olmak zorunda değilsiniz.

İlk Taslakta Mükemmeliyetçilikten Kaçın

Yazmaya başladığınızda, aklınıza gelenleri olduğu gibi kağıda dökün. Düzeltme, kelime seçimi, akıcılık gibi konulara sonraki aşamada odaklanın. İlk taslak, fikirlerinizi serbest bırakmak içindir. Özgünlük, genellikle ilk taslağın dağınık hallerinde saklıdır.

Ara Ver ve Yeniden Oku

Yazdığınız metni bitirdikten sonra hemen düzenlemeye kalkmayın. Birkaç saat, hatta bir gün bekleyin. Taze bir zihinle okuduğunuzda, klişeleri, anlamsız tekrarları ve akıcılık sorunlarını daha kolay fark edeceksiniz.

Geri Bildirim Al (Doğru Kişilerden)

Yazılarınızı güvendiğiniz birine (arkadaş, aile üyesi veya en iyisi öğretmeniniz) okutun. Onlardan, hangi kısımların akılda kalıcı olduğunu, hangi kısımların sıkıcı veya anlaşılmaz geldiğini dürüstçe söylemelerini isteyin. Yapıcı eleştiri, en büyük yardımcınızdır.


Sevgili gençler, sıkıcı kompozisyonlardan kurtulmak ve özgün bir ses geliştirmek, bir gecede olacak bir şey değildir. Bu, sürekli pratik, gözlem, okuma ve deneme-yanılma gerektiren bir yolculuktur. Ancak bu yolculuğun sonunda, sadece daha iyi yazan değil, aynı zamanda dünyaya daha farklı bakan, daha derin düşünen bir birey olacaksınız.

Hocanızın "özgün olun" uyarısı aslında size bir hediye sunuyor: Kendinizi ifade etme ve kendi biricikliğinizi keşfetme fırsatı. Bu fırsatı değerlendirin, korkmadan yazın, kendi sesinizi bulun ve o sıkıcı kompozisyon defterlerini bambaşka bir dünyanın kapısı haline getirin.

Yazma serüveninizde size bol şans diliyorum! Unutmayın, en özgün hikaye, sizin hikayenizdir.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Merhaba sevgili dostlar, değerli okuyucular!

Eğitim ve yazı dünyasının içinde yıllarını geçirmiş bir uzman olarak, bugün çok samimi ve çok yaygın bir soruna, yani "Sıkıcı Kompozisyonlardan Kurtulup Daha Özgün Yazmak Mümkün mü?" sorusuna hep birlikte ışık tutacağız. Bu soruyu soran arkadaşımızın hissettiği o çaresizlik, o "hep aynı şeyleri yazıyorum" hissi, inanın bana, yazma yolculuğuna çıkan hemen hemen herkesin bir dönem yaşadığı çok doğal bir duygu. Hatta itiraf etmeliyim ki, ben bile bu satırları yazarken zaman zaman klişelere düşme endişesi taşıyorum. Ama önemli olan, bu duyguların bizi durdurmasına izin vermemek ve kendimize yeni yollar açmak için çaba göstermek.

Size şimdiden müjdeyi vereyim: Kesinlikle mümkün! Hatta sadece mümkün olmakla kalmıyor, doğru adımlarla ve biraz pratikle, yazma eylemini bir kabustan çıkarıp keyifli bir keşif yolculuğuna dönüştürebilirsiniz. Hadi gelin, bu sıkıcı zincirlerden nasıl kurtuluruz, daha özgün, daha akılda kalıcı ve daha "sen" olan yazılar nasıl ortaya çıkarırız, adım adım inceleyelim.

Neden Sıkıcı Yazdığımızı Düşünüyoruz?

Öncelikle bu hissiyatın kökenine inelim. Neden bazen yazılarımız bize bile "sıkıcı" geliyor?

  • Korku ve Mükemmeliyetçilik: "Yanlış yaparsam", "beğenilmezse" korkusuyla kendimizi kısıtlarız. Mükemmel bir ilk taslak yazmaya çalışırız ve bu da yaratıcılığımızı engeller.
  • Klişelere Sığınma: Özellikle okul ortamında, doğru ve kabul edilebilir olanı yazma eğilimiyle, aslında çok duyduğumuz, çok okuduğumuz ifadeleri tekrar ederiz. Bu, bir nevi güvenli limandır.
  • Gözlem ve Detay Eksikliği: Çevremize yeterince dikkat etmeyiz. Olaylara, nesnelere ve insanlara yüzeysel bakarız. Bu da yazımıza katabileceğimiz "taze" malzemeyi sınırlar.
  • Duygusal Bağ Kuramama: Yazdığımız konuyla aramızda kişisel bir bağ kuramazsak, o yazı ruhsuz ve cansız kalır. Okuyucuya geçirecek bir duygu bulamayız.
  • Yeterince Beslenememe: Geniş bir okuma ve deneyim yelpazemiz yoksa, zihnimizdeki fikir havuzu sığ kalır.

Özgün Yazmanın Sırları: Pratik ve Uygulanabilir Adımlar

Şimdi gelelim asıl meseleye: Sıkıcılıktan kurtulup özgünlüğe yelken açmak için neler yapabiliriz?

1. Gözlem Gücünüzü Keşfedin: Detay Avcısı Olun

Yazmanın en temel adımlarından biri, gözlem yapmaktır. Çevrenizdeki her şeye daha dikkatli bakın. Bir kahve fincanını sadece bir fincan olarak değil, üzerindeki çatlak desenini, buharın havada çizdiği yolu, elinizdeki sıcaklığını, hafif pütürlü dokusunu da fark edin.
Pratik Öneri: Yanınızda küçük bir not defteri taşıyın (ya da telefonunuzdaki notlar uygulamasını kullanın). Gördüğünüz ilginç bir renk kombinasyonu, duyduğunuz garip bir ses, birinin yüzündeki beklenmedik bir ifade... Hepsini not alın. Bu detaylar, bir gün harika bir betimlemeye ya da metafora dönüşebilir. Unutmayın, dünya, yazılabilecek sayısız hikayeyle dolu bir açık hava kütüphanesi.*

2. Klişelerden Kaçış Yolları: Yeniden Çerçeveleme ve Şaşırtma

"Gün batımı kızıl renklere boyanmıştı," cümlesi ne kadar tanıdık, değil mi? Peki ya "Güneş, günün yorgun vedasıyla kendini gökyüzünün kızıl kollarında bıraktığında..."? Ya da daha farklı: "Şehir, güneşin son cılız ışıklarını yutarken, binaların camları tek tek sönmeye başlayan umutlar gibi parladı."
* Pratik Öneri: Klişe olduğunu düşündüğünüz bir ifadeyi yakaladığınızda durun. "Bunu başka nasıl söyleyebilirim?" diye sorun kendinize. Farklı bakış açıları deneyin. Bir şeyi tersinden anlatın, insan olmayan bir nesnenin ağzından konuşun. Mecazlar, benzetmeler ve metaforlar kullanmaktan çekinmeyin; bunlar yazınızın baharatıdır.

3. Kendinizi Katın: Duygusal Bağ Kurun ve Deneyimlerinizi Harmanlayın

Yazınızın sıkıcı olmasının en büyük nedenlerinden biri, sizin orada olmamanızdır. Yazdığınız konuya kendi duygunuzu, kendi yaşanmışlığınızı katın. Bir konuyu işlerken, "bu bende hangi duyguyu uyandırıyor?" diye düşünün. Belki o konuyla ilgili kişisel bir anınız vardır, belki de hayali bir durumu kendinize göre yorumlayabilirsiniz.
* Pratik Öneri: Bir olay, bir kavram veya bir duygu hakkında yazarken, kendinize şu soruları sorun: "Ben bunu nerede hissettim?", "Bununla ilgili yaşadığım bir şey var mı?", "Başka bir durumda nasıl bir his yaratırdı?" Samimi olmak, özgünlüğün en kestirme yoludur. Kendi sesinizi bulun.

4. Okumak ve Yaşamak: Zihninizi Sürekli Besleyin

Beyninizi ne kadar farklı bilgi ve deneyimle beslerseniz, o kadar zengin bir içerik üretirsiniz. Sadece ders kitapları değil, romanlar, şiirler, denemeler, makaleler, hatta çizgi romanlar okuyun. Farklı kültürleri, farklı düşünce yapılarını tanıyın. Seyahat edin, yeni insanlarla tanışın, farklı hobiler edinin.
* Pratik Öneri: Her gün mutlaka okuyun. Sevdiğiniz bir türden başlayın ama ara sıra konfor alanınızın dışına çıkın. Okuduğunuz metinlerdeki kelime seçimlerine, cümle yapılarına ve anlatım tekniklerine dikkat edin. Bunları birer öğrenme aracı olarak görün.

5. Beyin Fırtınası ve Zihin Haritaları: Yaratıcılığınızı Serbest Bırakın

Bir kompozisyon konusunu ele alırken, hemen yazmaya başlamayın. Önce bir beyin fırtınası yapın. Konuyla ilgili aklınıza gelen her şeyi bir kağıda karalayın. Kısıtlama yok, yargılama yok. Sonra bu fikirleri gruplayın, aralarındaki bağlantıları kurun. Zihin haritaları bu konuda çok işe yarar. Merkezde konunuz, etrafında dallanıp budaklanan fikirler...
* Pratik Öneri: Başlangıçta konuyu daraltmaktan korkmayın. Geniş bir konuyu çok dar bir çerçeveden ele almak, bazen daha derin ve özgün yazılar ortaya çıkarır. Örneğin, "mutluluk" yerine "sabah kahvesinin ilk yudumundaki mutluluk" gibi.

6. Farklı Bir Başlangıç, Akılda Kalıcı Bir Sonuç

Okuyucunun dikkatini çekmek için ilk cümleleriniz çok önemlidir. Klasik "Günümüzde..." veya "Tarih boyunca..." başlangıçlarından kaçının.
Başlangıç için: Çarpıcı bir soru sorun, bir anekdot anlatın, beklenmedik bir gerçekle başlayın, kısa bir diyalog kullanın, bir betimlemeyle okuyucuyu o anın içine çekin.
Sonuç için: Sadece yazdıklarınızı özetlemek yerine, bir düşünce tohumu ekin, bir soruyla okuyucuyu baş başa bırakın, bir çağrıda bulunun, geleceğe yönelik bir öngörü sunun. Amacınız, yazınız bittiğinde okuyucunun zihninde bir iz bırakmak olsun.

7. Tekrar ve Revizyon: Hamurunu Yoğurun

Yazmanın en önemli aşamalarından biri de tekrar okumak ve düzeltmektir. İlk yazdığınız taslak asla son hali değildir. Hatta bazen ilk taslak berbat olabilir; sorun değil, çünkü o sadece bir başlangıçtır.
* Pratik Öneri: Yazınızı bitirdikten sonra bir süre ara verin. Mümkünse ertesi gün, "yabancı bir gözle" okuyun.

*   Cümleler akıcı mı?
*   Anlatım karışık mı?
*   Kelime tekrarları var mı?
*   Daha iyi ifade edilebilecek yerler var mı?
*   Yüksek sesle okumak, kulağa takılan yerleri fark etmenizi sağlar.
*   Güvenilir bir arkadaşınızdan veya aile üyelerinizden yazınızı okumasını isteyin ve yapıcı eleştirilere açık olun.

Unutmayın: Herkes Bir Kez Sıkıcı Yazmıştır!

Sevgili dostlar, "özgünlük" dediğimiz şey, bir anda ortaya çıkan sihirli bir yetenek değildir. Bu, tıpkı bir kas gibi, düzenli pratikle, gözlemle ve bilinçli çabayla gelişen bir beceridir. Bugün hayranlıkla okuduğumuz yazarların bile ilk denemeleri muhtemelen çok da parlak değildi. Önemli olan, denemekten, hata yapmaktan ve bu hatalardan ders çıkarmaktan korkmamaktır.

Hocanızın "özgün olun" demesi, aslında sizden kendi sesinizi, kendi bakış açınızı bulmanızı istiyor. Bu süreçte kendinize karşı sabırlı olun. Farklı olmayı denedikçe, klişelerin dışına çıktıkça, yazınızın notu da yükselecek, en önemlisi, yazma eylemi sizin için keyifli bir ifade biçimine dönüşecektir.

Kâğıdınızın ve kaleminizin ya da klavyenizin başına geçtiğinizde, önce bir nefes alın. Sonra, "Bugün neyi farklı anlatabilirim?" diye sorun kendinize. İçinizdeki o meraklı, o gözlemci çocuğu serbest bırakın. Göreceksiniz, yazma serüveniniz çok daha renkli ve tatmin edici olacak.

Yazma yolculuğunuzda hepinize bol ilham ve kolaylıklar dilerim!

Sevgi ve kalemle kalın.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Kesinlikle mümkün. Sıkıcı kompozisyonlardan kurtulup, okuyanı gerçekten etkileyen ve notunu yükseltecek özgün yazılar kaleme almak, aslında tahmin ettiğinden daha pratik adımlarla başarılabilir bir şey. Hocanın "özgün ol" çağrısı çoğu zaman havada kalır çünkü nasıl özgün olunacağı pek öğretilmez. İşte sana yol gösterecek temel prensipler:

1. Klişelerin Kökenine İn: Detaylara Odaklan

Klişeler, genellemelerden doğar. "Sonbaharda yapraklar sararır ve dökülür" klişedir. Ama "Evimizin önündeki ıhlamur ağacının ilk sararan yaprağı, düşerken pencere camına çarpıp bir anlık bir veda fısıldamış gibiydi" özgündür. Gördün mü? Herkesin bildiği, duyduğu genellemelerden uzak dur. Bir konu verildiğinde, o konunun senin hayatında, senin gözünde, senin duygularında nasıl bir karşılık bulduğunu düşün. Büyük resme değil, kendi gözlemlediğin küçük ama sana ait ayrıntılara odaklan.

2. Kişisel Dokunuş: Senin Hikayen, Senin Bakış Açın

En sıradan konu bile, seninle ilgili bir anı, bir düşünce veya bir duygu barındırdığında anında özgünleşir. Örneğin, "Kitap okumanın faydaları" gibi bir konuyu ele alırken, genel doğruları sıralamak yerine, seni derinden etkileyen bir kitabın hayatına nasıl dokunduğunu, bir karakterle nasıl bağ kurduğunu veya bir cümlesinin ufkunu nasıl açtığını anlat. Her konuyu kendine çevirmeye çalış: "Bu konu benim hayatımda nerede karşılık buluyor? Ben bu konuda ne hissettim, ne yaşadım?"

3. Ezber Boz: Farklı Bir Açıdan Yaklaş

Herkesin kabul ettiği bir fikri veya konuyu sorgula. "Teknoloji insanı yalnızlaştırıyor" genel bir argüman olabilir. Sen bunun yerine, teknolojinin farklı coğrafyalardaki insanları nasıl bir araya getirdiğini, uzak mesafeleri nasıl yakınlaştırdığını veya daha önce erişilemez olan bilgilere nasıl ulaşım sağladığını ele alabilir misin? Beklenmeyeni sunmak, okuyucunun dikkatini anında çeker. Bir konuya tersinden bakmayı, ana akım düşünceyi sorgulamayı dene. Bu, kompozisyonuna otomatikman bir derinlik ve farklılık katacaktır.

4. "Göster, Anlatma" Prensibi

Yazarların altın kuralıdır bu. "Çok üzgündüm" demek yerine, o üzüntünün fiziksel yansımalarını veya iç dünyandaki etkilerini betimle: "Omuzlarım çökmüş, gözlerim yerde, avuçlarım ter içinde titriyordu, boğazımda düğümlenen yumruk sanki nefesimi kesiyordu." Okuyucunun zihninde bir sahne canlandır. Duyguyu, olayı resimlerle anlat.

Mesela, benim yıllar önce bir öğrencim "Doğa sevgisi" üzerine bir yazı yazarken, ilk başta herkesin söylediği gibi "kuş sesleri, yeşillik huzur verir" gibi genel şeyler yazıyordu. Ona "Peki, bu sevgi seni ilk ne zaman etkiledi? Hangi kuşun sesi? O sırada ne hissediyordun?" diye sordum. Cevabı, büyükannesinin köyündeki ahşap evin penceresinden gördüğü ilk kardelen çiçeği ve o çiçeğin ona verdiği umut oldu. İşte o an, o yazı sıkıcılıktan kurtulup okuyanı yakalayan, özgün bir şeye dönüştü.

5. Dil ve Üslup Oyunları

Kelimeleri yan yana getirme şeklinle oyna. Metaforlar, benzetmeler kullanmaktan çekinme. Kendine has bir ses tonu geliştir. Belki ironik, belki lirik, belki de direkt ve vurucu bir dil tercih edebilirsin. Bol bol oku, farklı yazarların dillerini analiz et, ancak taklit etme; onlardan ilham alarak kendi dilini inşa et.

Unutma, özgünlük bir anda ortaya çıkan sihirli bir formül değil, yukarıdaki adımları bilinçli bir şekilde uygulamakla geliştirilen bir kas gibidir. Denemekten çekinme!

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
3 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
3 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
3 cevap

11,892 soru

21,496 cevap

22 yorum

171 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 17
0 Üye 17 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 606
Dünkü Ziyaretler: 17753
Toplam Ziyaretler: 5726064

Son Kazanılan Rozetler

ayşe_aydin Bir rozet kazandı
sibel_Çelik Bir rozet kazandı
İbrahim_kaplan Bir rozet kazandı
elif_aydın Bir rozet kazandı
İbrahim_kaplan Bir rozet kazandı
...