İğneli söz, doğrudan bir hakaret veya açık bir küfür içermemesine rağmen, alt metni ve tonlamasıyla karşı tarafa ağır bir eleştiri, alay veya küçümseme hissettiren; ruhsal olarak "sıyran" ve "acıtın" nitelikteki laflardır. Türk dilinde "iğne" kelimesi, fiziksel olarak küçük ama delici ve rahatsız edici bir nesne olduğu için, bu ifadede de sözün dışarıdan bakıldığında zarif veya sakin görünmesi, ancak içeriğindeki keskinlikle karşı tarafın psikolojisine batması kastedilir.
İğneli sözlerin gücü, anlamsal belirsizlik ve pasif-agresif yapılarından kaynaklanır. Karşı taraf, sözün tam olarak ne anlama geldiğini anlasa bile, bunu açıkça dile getirmesi zordur. Çünkü sözün altında genelde "seninle dalga geçiyorum", "seni yetersiz buluyorum" veya "senin gibi biriyle konuşmak zaman kaybı" gibi mesajlar yatar. Bu durum, mağdur hissedilen kişiyi hem öfkeli hem de savunmasız bırakır; çünkü tepki verirse "abartıyor" veya "kırılgan" görünme riski taşır.
İğneli sözler genellikle şu üç taktikle kurulur:
Eğer biri sana iğneli bir söz attığında, en büyük hata savunma pozisyonuna geçmek veya aynı tonda karşılık vermektir. Bu, karşındaki kişinin istediği "etki alanı"na girdiğini ve sözünün seni rahatsız ettiğini kanıtlar.
En etkili strateji "Gri Taş" (Grey Rock) yöntemi olarak bilinir: Tepkisiz, monoton ve kısa cevaplar vererek konuyu sıkıcı hale getir. Örn: "Anladım," "Evet, öyle olabilir," veya sadece "Hm." demek. Duygusal bir yakıt sağlayamadığı için iğne batmaz, havada kalır. Unutma, iğneli sözler genellikle söyleyenin kendi içsel güvensizliğinden veya kontrol ihtiyacından doğar; senin değerini değil, onların sınırlarını yansıtır. Sessizlik, bazen en gürültülü itirazdır.