menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın en tehlikeli maddesi hangisidir ?
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

2 Cevap

more_vert
"İtilaf Devletleri kendi güvenliklerini tehdit eden bir durum ortaya çıkarsa,  istedikleri bölgeyi işgal edebileceklerdir." yazan 7.  Maddedir.
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Değerli okuyucularım, tarih meraklıları, sevgili gençler… Bugün, milletimizin hafızasında derin izler bırakmış, adeta bir milat olmuş bir dönüm noktasını, Mondros Ateşkes Antlaşması’nı ve onun en "tehlikeli" maddesini konuşacağız. Bu soru, yıllardır akademik çevrelerde, tarih sohbetlerinde ve hatta aile yemeklerinde bile sıkça karşımıza çıkar. Bir uzman olarak, bu konuyu sadece kitap sayfalarından değil, aynı zamanda o dönemin ruhunu anlamaya çalışarak, olası tüm perspektiflerden ele almak benim için bir sorumluluktur.

Mondros, Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşı'ndan çekilmek zorunda kaldığı, mağlubiyetin acı faturasının kesildiği, ancak faturanın çok ötesinde bir varoluşsal tehdidin kapılarını araladığı bir belgedir. İmzalandığı 30 Ekim 1918 tarihi, sadece bir ateşkes değil, adeta bir teslimiyetin, bir istilanın ve ülkenin dört bir yanından yükselen bir çığlığın başlangıcı olmuştur. Peki, bu denli ağır sonuçlar doğuran antlaşmanın maddeleri arasında, 'en tehlikeli' sıfatını hak eden hangisidir?

Mondros: Bir İmparatorluğun Veda Türküsü

Öncelikle, Mondros'un genel çerçevesini hızlıca hatırlayalım. Birinci Dünya Savaşı'ndan yorgun düşmüş, insan gücünü ve kaynaklarını tüketmiş Osmanlı İmparatorluğu, müttefiklerinin de yenilgisiyle yalnız kalmış, çaresizdi. Limni Adası'nın Mondros Limanı'nda imzalanan bu antlaşma, aslında ateşkes görünümlü bir kapitülasyonlar bütünüydü. Osmanlı ordusu terhis ediliyor, silahları toplanıyor, stratejik noktalar İtilaf Devletleri'nin denetimine veriliyor, hatta demiryolları, telgraf ve posta idaresi bile kontrol altına alınıyordu. Amaç açıktı: Osmanlı'yı savaşamayacak duruma getirmek ve topraklarını paylaşım için hazırlamak.

Bu maddelerin her biri, ayrı ayrı birer felaket niteliğindeydi. Ordusu olmayan bir devletin varlığını sürdürmesi, iletişimi kontrol edilmeyen bir yapının organize olması düşünülemezdi. Ancak aralarında öyle bir madde vardı ki, adeta tüm diğer yıkımların kapısını açan bir anahtar, bir Truva Atı işlevi görmüştür.

Tehlikeli Adaylar: Madde 7 ve Madde 24

Mondros'un en tehlikeli maddesi üzerine konuştuğumuzda, akla ilk gelen ve üzerinde en çok tartışılan iki madde vardır: Madde 7 ve Madde 24. Her ikisi de Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecinde yaşanan işgalleri ve mücadeleyi doğrudan etkilemiştir.

Madde 24: Doğu'nun Makûs Talihi

Önce Madde 24'e göz atalım: "Altı vilayette (Erzurum, Van, Harput (Elazığ), Diyarbakır, Sivas, Bitlis) herhangi bir karışıklık çıktığı takdirde, İtilaf Devletleri bu vilayetlerin herhangi bir kısmını işgal hakkına sahip olacaktır."

Bu madde, özellikle Anadolu'nun doğusunda bir Ermeni devleti kurulması fikrine zemin hazırlamak amacıyla konulmuştu. "Vilayet-i Sitte" olarak anılan bu coğrafyanın stratejik önemi ve etnik yapısı düşünüldüğünde, bu maddenin uzun vadeli ve kalıcı bir toprak kaybı amacı taşıdığı aşikardır. Eğer bu madde tam anlamıyla uygulanabilseydi, Anadolu'nun büyük bir kısmı Osmanlı'dan koparılacak, yeni Türkiye'nin coğrafi bütünlüğü baştan dinamitlenmiş olacaktı. Bu, sadece bir işgal değil, doğrudan toprak bütünlüğüne yönelik bir parçalanma tehdidi idi. Bölgedeki karışıklıklar bahane edilerek, bölgenin demografik ve siyasi yapısı tamamen değiştirilmeye çalışılacaktı.

Madde 7: Bir İstila Anahtarı

Şimdi gelelim asıl 'şüpheliye', Madde 7'ye: "İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıktığında herhangi bir stratejik noktayı işgal hakkına sahip olacaktır."

Bu madde, benim ve birçok uzmanın gözünde, Mondros'un en tehlikeli, en sinsi ve en yıkıcı maddesidir. Neden mi?

  1. Muğlaklık ve Keyfilik: Maddenin en can alıcı kısmı "güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıktığında" ifadesidir. Bu ifade o kadar genel ve yoruma açıktır ki, İtilaf Devletleri için istedikleri her an, istedikleri her yeri, uydurma bir bahaneyle işgal etmek için sınırsız bir hak sağlamıştır. Bir telgraf direğinin devrilmesi, küçük bir yerel çatışma veya hatta hiçbir şey olmasa bile "güvenlik tehdidi" olarak yorumlanabilirdi. Bu, hukuktan uzak, tamamen keyfi bir işgal yetkisiydi.

  2. Kapsam ve Yaygınlık: Madde 24 belirli vilayetleri hedeflerken, Madde 7 Anadolu'nun dört bir yanındaki her stratejik noktayı hedef almıştır. İstanbul, İzmir, Adana, Maraş, Antep, Urfa, Samsun, Antalya, Sivas, Eskişehir... aklınıza gelebilecek her yer bu madde kapsamında işgale açıktı. Gerçekten de, Mondros'un imzalanmasından sonra, bu maddeye dayanarak ülkenin en kritik şehirleri, limanları, demiryolları birbiri ardına işgal edilmiştir.

  3. Anında Uygulanabilirlik: Madde 24 daha uzun vadeli ve planlı bir parçalanma hedeflerken, Madde 7 anında ve acil işgallere olanak tanımıştır. Osmanlı Hükümeti'nin elini kolunu bağlamış, halkı çaresizlik içinde bırakmıştır. Bir anda, Boğazlar işgal edilmiş, İzmir'de Yunan bayrakları dalgalanmaya başlamış, Anadolu'nun kalbine doğru ilerleyişler başlamıştır.

  4. Psikolojik Etki: Bu madde, sadece fiziksel bir işgal tehdidi değil, aynı zamanda derin bir psikolojik yıkım yaratmıştır. Milletin üzerinde sürekli bir işgal tedirginliği, belirsizlik ve çaresizlik hissi oluşturmuştur. "Acaba sırada hangi şehrimiz var?" sorusu, her evde, her köyde dile getirilen bir endişe olmuştur. Bu durum, devlet otoritesini tamamen sıfırlamış, halkın devlete olan güvenini sarsmıştır.

  5. Millî Mücadele'yi Tetikleyen Kıvılcım: Belki de en önemlisi, Madde 7'nin tetiklediği işgaller, doğrudan Türk Millî Mücadele'sinin fitilini ateşlemiştir. İzmir'in işgali, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışının temel gerekçelerinden biri olmuştur. Madde 7, Türk milletine "ya istiklal ya ölüm" demekten başka bir seçenek bırakmamıştır. Bu madde olmasaydı, işgaller bu kadar pervasız ve hızlı gerçekleşmeyebilir, Millî Mücadele'nin seyri ve şiddeti farklı olabilirdi.

Neden Madde 7, Madde 24'ten Daha Tehlikeliydi?

Burada bir uzman olarak kendi perspektifimi daha net ifade etmek isterim. Madde 24, kuşkusuz Anadolu'nun bütünlüğünü tehdit eden çok ağır bir maddeydi. Ancak Madde 7, tüm diğer tehditlerin uygulanabilmesini sağlayan bir yetkilendirme maddesiydi. Madde 24 bir "amaç" belirlerken, Madde 7 bu amaca ulaşmak için sınırsız bir "araç" sunuyordu.

Düşünün ki, bir kapıyı kilitlemek istiyorsunuz. Madde 24, kapının hangi odanın kapısı olduğunu belirliyor (Doğu Anadolu'daki altı vilayet). Ama Madde 7, size tüm evdeki tüm kapıları açıp kapatma yetkisi veriyor, üstelik bunun için hiçbir gerekçe göstermenize gerek yok. Bu, Mondros'un geneline yayılmış bir virüs gibiydi. Her yere bulaşabiliyor, her yeri enfekte edebiliyordu.

Benim tarih derslerimde ve seminerlerimde hep vurguladığım bir nokta vardır: Madde 7, Türk Milleti'nin onurunu, bağımsızlık arzusunu ve vatan sevgisini en derinden yaralayan madde olmuştur. Zira bu madde, egemenlik haklarının uluslararası hukuk karşısında tamamen yok sayıldığının en somut göstergesiydi. Bir devletin kendi toprakları üzerinde güvenlik gerekçesiyle yabancı güçler tarafından keyfi olarak işgal edilebilmesi, o devletin varoluşsal anlamda sona ermesi demekti.

Sonuç: Tarihten Çıkarılan Dersler

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın en tehlikeli maddesi üzerine yaptığımız bu derinlemesine inceleme sonucunda, benim ve birçok uzmanın görüşü Madde 7 üzerinde birleşmektedir. Bu madde, belirsizliği, geniş kapsamı ve anında uygulanabilme potansiyeliyle Osmanlı Devleti'ni fiilen ortadan kaldırmış, İtilaf Devletleri'ne sınırsız bir işgal yetkisi vermiş ve Millî Mücadele'nin kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmesini sağlamıştır.

Mondros'tan ve özellikle Madde 7'den çıkarılacak en büyük ders, vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığının asla pazarlık konusu yapılamayacağıdır. Egemenlik haklarının korunması, uluslararası ilişkilerde uyanık olmak ve olası tehditlere karşı güçlü durmak, tarih boyunca bize ışık tutan en önemli ilkeler olmuştur.

Unutmayalım ki, tarihten ders almak, geleceğimizi daha sağlam temeller üzerine inşa etmemizi sağlar. Mondros'un acı dersleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesinin ve "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesinin temelini oluşturmuştur. Bu bilinçle, gelecek nesillere daha güçlü ve bağımsız bir Türkiye bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
3 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
3 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap

8,718 soru

16,000 cevap

34 yorum

109 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 19
0 Üye 19 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 9940
Dünkü Ziyaretler: 14101
Toplam Ziyaretler: 4638864

Son Kazanılan Rozetler

elif_aydın Bir rozet kazandı
emre_kara Bir rozet kazandı
meryem_bulut Bir rozet kazandı
sibel_Çelik Bir rozet kazandı
meryem_bulut Bir rozet kazandı
...