menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert
"Engizisyon Mahkemeleri" ne demektir ?
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

2 Cevap

more_vert
Orta çağda katolik kiliseleri tarafından Hritiyanlık ilkelerine karşı çıkan kişilerin cezalandırılması amacıyla kurulan mahkemelere engizisyon mahkemeleri denir.

Fikirlerin serbest, bilginin sınırsız olduğu yer

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Merhaba kıymetli okuyucularım,

Bugün sizinle tarihin belki de en karmaşık, en karanlık ve bir o kadar da öğretici sayfalarından birine, "Engizisyon Mahkemeleri" konusuna derinlemesine bir yolculuk yapacağız. Bu terim, pek çoğumuzda belki bir ürperti, belki bir merak uyandırıyor. Bir tarihçi olarak, bu konuyu ele alırken sadece geçmişi anlatmakla kalmayıp, o günlerden bugüne hangi dersleri çıkarabileceğimizi de sizinle paylaşmak istiyorum. Gelin, bu zorlu konuya uzman bakış açısıyla, ama samimi bir dille birlikte bakalım.

Engizisyon Nedir? Kavramı Anlamak

"Engizisyon" kelimesi, Latince inquisitio kökünden gelir ve "soruşturma", "sorgulama" anlamına gelir. Tarihsel bağlamda ise, Orta Çağ'da ve erken modern dönemde Katolik Kilisesi tarafından kurulan, amacı sapıklık (herezi) olarak görülen inançları tespit etmek, yargılamak ve ortadan kaldırmak olan bir dizi mahkeme ve yargı sistemi anlamına gelir. Bu, sadece basit bir mahkeme değil, aynı zamanda dini ve siyasi gücün birleştiği, derinlelemesine organize olmuş bir sistemdi.

Peki, neden böyle bir sisteme ihtiyaç duyuldu? 12. ve 13. yüzyıllarda Avrupa'da, Kilise'nin öğretilerinden sapma olarak kabul edilen çeşitli dini hareketler ortaya çıktı. Katarlar, Valdiler gibi gruplar, Kilise'nin otoritesini ve zenginliğini sorguluyorlardı. Kilise, kendi varlığını ve otoritesini korumak adına, bu tür "sapmaları" engellemek için daha sert yöntemlere başvurma ihtiyacı hissetti ve böylece Engizisyon Mahkemeleri'nin temelleri atıldı.

Bir Sistem Olarak Engizisyon: Nasıl İşlerdi?

Engizisyon, adından da anlaşılacağı gibi, pasif bir yargı organı değildi. Aktif bir şekilde soruşturma yapar, şüphelileri arar ve kendi sistemi içinde yargılardı. Bu sistemin işleyişi ise bugünkü hukuk anlayışımızdan oldukça farklıydı ve genellikle sanığın aleyhine işleyen bir yapıya sahipti:

Soruşturma ve Yargılama Süreçleri

  • Anonim İhbarlar: Engizisyon, genellikle anonim ihbarlarla başlardı. Komşunuzun veya bir tanıdığınızın sizi "dini sapkınlık" ile suçlaması mümkündü ve kimliğini bilmediğiniz bir suçlayıcıyla yüzleşmek zorunda kalırdınız.
  • Gizlilik: Yargılamalar tamamen gizliydi. Sanıkların avukata erişimi genellikle kısıtlıydı veya hiç yoktu. Yargılamanın detaylarını öğrenme ve kendisini savunma imkanları son derece sınırlıydı.
  • İtiraf Odaklılık: Engizisyon'un temel amacı, sanığın suçunu itiraf etmesini sağlamaktı. Çünkü o dönemki anlayışa göre itiraf, Kilise'nin merhametini kazanmanın ve ruhun kurtuluşunun anahtarıydı. Bu amaçla maalesef işkence de yaygın bir sorgulama yöntemi olarak kullanılırdı. İşkence altında alınan itiraflar, sanığın aleyhindeki en güçlü delil sayılırdı.
  • Savunma Yükü: Modern hukukta "suçsuzluk karinesi" esastır; yani bir kişi suçu ispatlanana kadar suçsuz sayılır. Engizisyon'da ise durum tersineydi: sanık genellikle suçlu kabul edilir ve kendi suçsuzluğunu ispatlamakla yükümlü olurdu ki bu neredeyse imkansızdı.

Cezalar ve "Auto-da-fé"

Engizisyon'un verdiği cezalar, sanığın "pişmanlık" düzeyine ve suçunun ağırlığına göre değişirdi:

  • Hafif Cezalar: Pişmanlık gösterenlere hac, dua etme, oruç tutma gibi dini görevler verilirdi.
  • Ağır Cezalar: Mallarına el konulması (müsadere), hapis cezası gibi daha ağır yaptırımlar uygulanırdı.
  • Ölüm Cezası: En bilinen ve en korkulan ceza. Ancak burada önemli bir detay var: Kilise, kendi elleriyle kan dökmekten kaçındığı için, ölüm cezasına çarptırılanları seküler otoritelere teslim ederdi. İnfazlar ise genellikle "auto-da-fé" adı verilen, halka açık ve seremoni niteliğindeki törenlerde gerçekleştirilirdi. "Auto-da-fé" (iman eylemi) aslında bir tören olup, sapkınlık suçlamasıyla yargılananların cezalarının açıklandığı ve infaz edildiği, bazen çok sayıda insanın bir araya geldiği bir gösteriydi.

Farklı Yüzleri, Farklı Dönemleri: Engizisyon Bir Bütün müydü?

Engizisyon tek bir monolitik yapı değildi. Farklı zamanlarda ve farklı coğrafyalarda farklı formlar almıştır.

  • Orta Çağ Engizisyonu (Papa Engizisyonu): 13. yüzyılda Papa IX. Gregorius tarafından organize edilen, doğrudan papalık otoritesine bağlı, daha çok dini sapkınlıkları hedef alan bir yapıydı.
  • İspanyol Engizisyonu (15. yy sonu - 19. yy başı): Belki de Engizisyon denince akla gelen en karanlık ve en bilinen örnektir. 1478'de Kastilya ve Aragon kralları tarafından kurulan bu kurum, doğrudan İspanyol monarşisinin kontrolündeydi. Sadece dini değil, aynı zamanda siyasi ve etnik temizlik amaçlarına da hizmet etti. Özellikle Reconquista sonrası, Hristiyanlığa dönmek zorunda kalan Yahudi (konverso) ve Müslüman (morisko) kökenlilerin "gerçekten" inanıp inanmadıklarını sorgulamakla görevliydi. Tomas de Torquemada gibi isimler, bu dönemin gaddarlığıyla özdeşleşmiştir.
  • Portekiz Engizisyonu: İspanyol Engizisyonu'na benzer şekilde işleyen, Portekiz'deki Yahudi ve Müslüman kökenlileri hedef alan bir diğer devlet destekli engizisyondur.
  • Roma Engizisyonu (Kutsal Ofis): 16. yüzyılda kurulan bu Engizisyon, daha çok doktriner konulara odaklanmış ve Protestan Reformu'na karşı Kilise'nin öğretilerini korumayı amaçlamıştır. Bilim insanları da bazen bu Engizisyon'un hedefi olmuştur; Galileo Galilei'nin davası bunun en bilinen örneğidir.

Unutmayalım ki, her ne kadar Kilise tarafından kurulmuş olsalar da, özellikle İspanyol ve Portekiz Engizisyonları'nda devlet gücü ve siyasi çıkarlar dini dogmatizmin önüne geçebilmiştir.

Günümüz Bakış Açısıyla Engizisyon: Mirası ve Dersleri

Engizisyon Mahkemeleri, insanlık tarihindeki karanlık bir sayfa olarak anılır. Peki, bugünün dünyasında bu konuyu neden bilmeli ve anlamalıyız? İşte size bir uzmanın gözünden çıkarılacak dersler:

  1. Gücün Zehri: Engizisyon, dini dogmatizm ile mutlak devlet gücünün birleştiğinde ne kadar yıkıcı olabileceğinin en çarpıcı örneklerinden biridir. İnsanların inançları, düşünceleri veya kökenleri yüzünden nasıl acımasızca yargılanabileceğini gösterir.
  2. Düşünce ve İfade Özgürlüğü: Tarihin bu acı deneyimi, düşünce, inanç ve ifade özgürlüğünün ne kadar değerli ve vazgeçilmez olduğunu bizlere hatırlatır. Farklı düşünenin, sorgulayanın cezalandırıldığı bir toplum, ne yazık ki karanlığa mahkumdur.
  3. Hukukun Üstünlüğü: Engizisyon'un keyfi yargılama süreçleri, anonim ihbarlar ve işkence kullanımı, hukukun üstünlüğünün, adil yargılanma hakkının ve savunma hakkının ne kadar kritik olduğunu bizlere öğretir. Hak ve adalet olmadan bir toplumun ayakta kalamayacağını gösterir.
  4. Tarihten Ders Çıkarmak: Bugün belki "Engizisyon Mahkemeleri" diye doğrudan bir kurum yok. Ama cadı avları, düşünce polisliği, tek tipleştirme arzusu gibi eğilimler farklı şekillerde karşımıza çıkabiliyor. Bir grubun, bir ideolojinin veya bir inancın mutlak doğru kabul edilip, geri kalan her şeyin sapkınlık ilan edildiği durumlar, Engizisyon'un ruhunu taşır. Tarih bize, bu tür eğilimlere karşı her zaman uyanık olmamız gerektiğini fısıldar.

Ben bir tarihçi ve uzman olarak, her zaman şunu vurgularım: Tarihi sadece geçmişi öğrenmek için değil, bugünü anlamak ve geleceği inşa etmek için okuruz. Engizisyon Mahkemeleri, insan doğasının hem en karanlık yönlerini hem de özgürlük arayışının ne kadar güçlü olduğunu bize gösteren bir aynadır.

Sonuç

Engizisyon Mahkemeleri, insanlık tarihindeki en tartışmalı ve trajik bölümlerden birini temsil eder. Bu mahkemeler, dini dogmatizmin ve mutlak gücün birleştiğinde birey özgürlüklerini ve adaleti nasıl ezebileceğini acı bir şekilde ortaya koymuştur. Ancak bu karanlık tarihten çıkarılacak çok değerli dersler var: farklılıklara saygı duymak, hoşgörüyü yüceltmek, düşünce özgürlüğünü her koşulda savunmak ve her türlü fanatizme karşı durmak.

Unutmayalım ki, geçmişin hayaletlerinin yeniden canlanmaması için, o günlerden bugüne yansıyan bu dersleri daima hatırlamalı ve içselleştirmeliyiz. Çünkü tarihin tekerrür etmemesi, ancak ondan ders çıkarılmasıyla mümkündür.

Sevgi ve bilgiyle kalın.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
3 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap

11,892 soru

21,496 cevap

22 yorum

171 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 24
0 Üye 24 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 16903
Dünkü Ziyaretler: 7758
Toplam Ziyaretler: 5724608

Son Kazanılan Rozetler

meryem_bulut Bir rozet kazandı
süleyman_Şahin Bir rozet kazandı
mehmet_kaya Bir rozet kazandı
meryem_bulut Bir rozet kazandı
efe_acar Bir rozet kazandı
...