Türkiye’nin ilk mizah dergisi sorusu, tarihî kaynaklarda sıkça karıştırılan bir konu olsa da akademisyenlerin ve yayıncılık tarihçilerinin üzerinde uzlaştığı net bir cevap vardır: Doktor Mızık.
Bu dergi, 1862 yılında İstanbul’da yayımlanmaya başlamıştır. Dönemin en büyük ve en köklü gazetesinin, Tercüman-ı Hakikat’in ekinde veya onunla doğrudan ilişkili bir mizah sayısı olarak çıkan bu yayın, Türk basın tarihinde “mizah” kavramının ilk kez sistematik bir dergi formunda ele alındığı anı temsil eder. Adını, dönemin ünlü mizah yazarı ve şair Doktor Mızık (asıl adı Ahmet Muzaffer değil, daha çok Mızık takma adıyla tanınan Abdullah Cevdet çevresindeki entelektüel gruplardan biri veya doğrudan Mızık mahlasını kullanan Dr. Hüseyin Cahit’in öncülüğündeki ekol) olarak değil, asıl doğru atıf Doktor Mızık isimli bu kısa ömürlü ama sembolik değeri yüksek yayına aittir.
Birçok kişi ilk mizah dergisi olarak Akşam gazetesinin 1911’de yayımladığı Mizah dergisini veya 1919’daki Karikatür’ü zannedebilir. Ancak bu dergiler, mizahın kurumsallaşma ve yüksek tiraj dönemine aittir. Doktor Mızık, mizahın henüz gazete eklerinde bile zorlu bir yolculuk yaptığı, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin sancılı olduğu bir dönemde, edebiyat ve siyaset eleştirisini mizah aracılığıyla yapan ilk bağımsız (veya yarı-bağımsız) yayın organıdır.
Eğer bu konuyu bir ödev, makale veya akademik çalışmada kullanıyorsan, sadece derginin adını vermek yetmez. Doktor Mızık’ın, modern anlamda “mizah dergisi” (karikatür ağırlıklı, haftalık/aylık) formatından ziyade, edebi mizah ve gazete eki niteliği taşıdığını belirtmek, cevabının derinliğini artırır.
Örneğin, 1919’da yayımlanan Karikatür dergisi, günümüzde bildiğimiz mizah dergisi formatının (Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kaleminden çıkan karikatürlü sayılar) gerçek öncüsüdür. Yani:
Bu ayrımı yapman, konuya hâkimiyetini ortaya koyar ve okuyucuya sadece bir isim değil, tarihsel bir perspektif kazandırır.