Mecelle'yi tek bir kişinin "yazması" doğru bir ifade değildir; çünkü o, Mecelle Cemiyeti adı verilen özel bir komisyon tarafından hazırlanmış, derlenmiş ve tasnif edilmiş bir kanunlar bütünüdür. Bu, Mecelle'nin doğasını anlamak için kritik bir ayrımdır.
Mecelle'nin hazırlanması süreci, Osmanlı İmparatorluğu'nun Tanzimat dönemindeki hukuk reformlarının önemli bir adımıdır ve 1868 yılında başlamış, yaklaşık sekiz yıl sürmüş ve 1876'da tamamlanmıştır. Bu süreçte Ahmed Cevdet Paşa, komisyonun tartışmasız lideri ve ana mimarı olmuştur. Onun hukuk bilgisi, devlet tecrübesi ve reformist kişiliği, Mecelle'nin şekillenmesinde belirleyici rol oynamıştır. Komisyonda dönemin önde gelen fıkıh alimleri, kadıları ve hukukçuları yer almıştır. Yani Mecelle, bir dâhi tarafından sıfırdan yaratılan bir eser değil, yüzlerce yıllık fıkıh birikiminin modern devlet ihtiyaçlarına göre sistematize edilmiş, tasnif edilmiş ve kanun diliyle yeniden formüle edilmiş halidir. Benim tecrübelerime göre, bu tür karmaşık ve köklü hukuk metinlerinin oluşturulma süreçlerinde, tek bir 'yazar' arayışı çoğu zaman yanıltıcı olur; asıl marifet, mevcut birikimi anlaşılır ve uygulanabilir bir koda dönüştürmektir.
Mecelle, Osmanlı Medeni Kanunu niteliğindedir ve Hanefi mezhebine ait fıkıh kurallarının ilk defa maddeleştirilerek (kodifiye edilerek) yazılı hale getirilmiş şeklidir. Toplam 16 kitap ve 1851 maddeden oluşur. Borçlar hukuku, eşya hukuku, yargılama usulü gibi alanları kapsar. Aile hukuku ve miras hukuku ise ayrı kanunlarla düzenlenmeye devam etmiştir. Mecelle'nin en bilinen özelliği, girişindeki 100 maddelik külli kaideleridir. Bu kaideler, İslam hukukunun temel prensiplerini özlü bir şekilde ifade eder ve günümüzde bile pek çok hukuk sisteminde kendine referans bulur.