1869 tarihli Maarif Nizamnamesi, Osmanlı eğitim sisteminin modernleşme sürecindeki en kritik dönüm noktalarından biridir ve bu metin açıkça Fransız eğitim modelinden esinlenerek kaleme alınmıştır. Ancak bu "örnek alma" durumu, basit bir kopyala-yapıştır işlemi değil, dönemin siyasi ve entelektüel koşullarına göre uyarlanmış stratejik bir adaptasyondur.
Dönemin eğitim reformlarını yöneten Nazım Paşa ve Şinasi gibi aydınlar, Batılı devletler arasında eğitim sisteminin en rasyonel, merkeziyetçi ve laik temelli düzenlenmiş olanının Fransa olduğunu tespit etmişti. Özellikle 1850'lerin ve 1860'ların Fransası, devletin eğitim üzerindeki denetimini artırdığı ve özel okulların (özellikle Katolik kilise okullarının) etkisini kısırlaştırdığı bir dönemdi. Osmanlı yönetimi, eğitimde devletin mutlak otoritesini tesis etmek ve mezhep/farklılıklar yerine ortak bir "Osmanlı vatandaşlığı" bilinci oluşturmak amacıyla bu modeli tercih etti.
Bu nizamname ile birlikte eğitim sistemi şu temel ilkeler üzerine yeniden yapılandırıldı:
Sınavlarda veya akademik çalışmalarda bu konuyu değerlendirirken sadece "Fransa" demek yetmez; neden Fransa'nın seçildiğini açıklamak gerekir. Kendi gözlemlerime göre, bu sorunun asıl tuzağı, Osmanlı'nın aynı dönemde İngiltere veya Prusya modellerine de baktığını düşünmek ve karmaşık bir "hibrit" sistem olduğunu varsaymaktır. Oysa 1869 Nizamnamesi, özellikle laik devlet eğitim anlayışını ve merkezi bürokratik kontrolü Fransa'dan aldığını açıkça yansıtır.
Unutma, bu nizamname ile eğitim artık sadece vakıfların veya dini cemaatlerin (müslüman/manevi) işi olmaktan çıkıp, devletin bir yönetim ve entegrasyon aracı haline gelmiştir. Bu bakış açısıyla soruya cevap verdiğinde, konunun sadece tarihi bir gerçeği değil, aynı zamanda bir devlet inşası stratejisi olduğunu da göstermiş olursun.