Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla deprem gerçeğiyle yüzleşen bir ülke. Bu gerçekle birlikte yaşamak, bizi korkuya teslim olmak yerine bilgiyle güçlenmeye ve hazırlıklı olmaya yöneltmeli. Bir deprem anında yapacağımız doğru hareketler, hayatta kalma şansımızı büyük ölçüde artırabilir. Unutmayın, panik en büyük düşmanımız, bilgi ise en güçlü dostumuzdur.
Bugün, Türkiye'nin önde gelen bir uzmanı olarak, deprem anında atmanız gereken adımları, hem bilimsel verilerle hem de yaşanmışlıkların ışığında, samimi ve anlaşılır bir dille sizlerle paylaşmak istiyorum. Amacım, bu kritik bilgileri günlük hayatınızın bir parçası haline getirmenize yardımcı olmak.
Deprem başladığında yaşadığımız o ilk saniyeler, çoğu zaman şok ve belirsizlikle doludur. İşte tam da bu noktada, önceden edinilmiş doğru bilgi, içgüdülerimizin önüne geçerek bizi doğruya yönlendirmelidir.
Yıllardır süregelen "hayat üçgeni" gibi yanlış inanışların aksine, bilimsel veriler ve saha deneyimleri bize "Kapan, Tutun, Örtün" prensibinin en güvenli yaklaşım olduğunu göstermektedir. Bu, deprem anında kendinizi korumanın en etkili yoludur:
Neden bu kadar önemli? Çünkü depremlerde yaralanmaların ve ölümlerin büyük bir kısmı, insanların panikle kaçmaya çalışırken düşen eşyalar, cam kırıkları veya çöken duvarlar nedeniyle meydana gelir. Sabit bir yerde kalmak ve kendinizi korumak, hareket halindeyken yaralanma riskinizi minimuma indirir.
Bir örnek vermek gerekirse; 1999 Gölcük depreminde, enkazdan sağ kurtarılan birçok kişinin ya yataklarının yanında yatarak, ya da bir masanın altında kapanarak kurtulduğu gözlemlenmiştir. Panikle dışarı fırlamaya çalışanlar ise ne yazık ki düşen beton parçaları veya duvarlarla çarpışarak hayatını kaybetmiştir.
Asla yapmamanız gerekenler:
Pencerelerden, cam kapılardan veya dış duvarlardan uzak durun.
Merdivenlere veya asansörlere koşmayın.
* Elektrik direklerinden veya binalardan uzaklaşmaya çalışın.
Deprem bizi her an, her yerde yakalayabilir. Bu yüzden, bulunduğumuz ortama göre nasıl davranacağımızı bilmek büyük önem taşır.
Deprem anı, yoğun bir stres ve korku halidir. Ancak bu anlarda sakin kalabilmek, doğru kararlar vermemizin anahtarıdır. Adrenalin seviyeniz yükselir ve vücudunuz "savaş ya da kaç" tepkisi verir. İşte bu noktada, önceden edindiğimiz bilgi devreye girer.
Bir dönem bir deprem sonrası gözlemlediğim bir durumu anlatayım: Bir grup insan, sarsıntı bitti sanıp panikle merdivenlere hücum etmişti. Ancak artçı bir sarsıntı ile merdivende sıkışıp kalmışlardı. Oysa o an sadece 10 saniye daha bekleyip, sakin kalarak durumu değerlendirselerdi, bu riski almayacaklardı.
Unutmayın, beyniniz bu bilgiyi önceden depoladığı için, panik anında bile doğru adımı hatırlama şansınız artar. Derin nefesler alarak ve sadece "Kapan, Tutun, Örtün" komutuna odaklanarak kendinizi kontrol edebilirsiniz. Çocuklarınız varsa, onlara sakinleştirici bir ses tonuyla talimatlar verin. Sizin sakinliğiniz onlara da yansıyacaktır.
Sarsıntı bittiğinde, tehlike tamamen geçmiş sayılmaz. Artçı depremler ve binadaki hasarlar yeni riskler oluşturabilir.
Deprem, coğrafyamızın acı ama değişmez bir gerçeği. Ancak bu gerçekle yaşamak, kadercilikle değil, bilgiyle, hazırlıkla ve doğru davranışlarla mümkündür. Bir deprem anında yapılması gerekenleri bilmek ve tatbikatlarla pekiştirmek, sadece sizin değil, sevdiklerinizin de hayatını kurtarabilir.
Bugün öğrendiğiniz bu bilgileri lütfen çevrenizle, ailenizle ve çocuklarınızla paylaşın. Deprem anında ne yapacağınızı önceden konuşun, bir toplanma noktası belirleyin ve bir deprem çantası hazırlayın. Unutmayın, en iyi kurtarma ekibi, ilk 15 saniyede kendinize ve sevdiklerinize yapacağınız doğru müdahaledir.
Hayatın kıymetini bilen, hazırlıklı ve bilinçli bir toplum olmak dileğiyle... Güvenle kalın.