Fikirlerin serbest, bilginin sınırsız olduğu yer
Antalya'da anfi tiyatrosuyla meşhur antik kent, tartışmasız Aspendos'tur. Buradaki tiyatro, dünya üzerindeki antik tiyatrolar arasında en iyi korunmuş olanlardan biri olarak kabul edilir ve bu özelliğiyle gerçekten eşsizdir. Halk arasında "anfi tiyatro" dense de, mimari açıdan tam bir Roma tiyatrosu örneğidir; yani tiyatronun sahne binası (scaenae frons) seyirci tribününe (cavea) kapalı bir yapı oluşturur.
Bu tiyatronun asıl püf noktası, sadece ayakta kalmış olması değil, aynı zamanda akustiğinin kusursuzluğu ve sahne binasının neredeyse tüm katmanlarıyla bugüne ulaşmış olmasıdır. M.S. 2. yüzyılda, Roma İmparatoru Marcus Aurelius döneminde inşa edilen bu yapı, mimar Theodoros'un oğlu Zenon tarafından tasarlanmıştır.
Aspendos sadece tiyatrosuyla değil, aynı zamanda diğer Roma dönemi kalıntılarıyla da dikkat çeker:
Aspendos, sana antik Roma medeniyetinin ihtişamını ve mimari dehasını en iyi şekilde hissettirecek nadir yerlerden biridir. Ziyaretini sakin bir zamanda yapmaya özen gösterirsen, bu tiyatronun atmosferini çok daha derinden deneyimleyebilirsin. Özellikle Antalya Devlet Opera ve Balesi'nin burada düzenlediği festivallere denk gelirsen, o antik taşların arasında canlı bir performansı izlemenin bambaşka bir deneyim olacağını garanti ederim.
Antalya'da anfi tiyatrosu ile meşhur antik kent hiç şüphesiz Aspendos'tur. Hatta sadece Antalya'da değil, tüm Akdeniz havzasındaki Roma dönemi tiyatroları arasında en iyi korunmuş ve en ihtişamlı yapılarından birine sahip olmasıyla tanınır. Bir uzman olarak sana söyleyebilirim ki, Aspendos'a yaptığın bir ziyaret, seni doğrudan binlerce yıl öncesine ışınlayacak bir deneyim sunar.
Bu tiyatronun ünü, sadece büyüklüğünden değil, aynı zamanda inanılmaz akustiğinden ve mükemmel korunmuşluğundan gelir. Mimar Zenon tarafından MS 2. yüzyılda inşa edilen bu yapı, 15.000 kişilik kapasitesiyle döneminin en büyüklerinden biriydi. Seyirci sıraları (cavea), sahne binası (scaenae frons) ve orkestra alanı (orchestra) o kadar iyi durumda ki, bugün bile burada Aspendos Uluslararası Opera ve Bale Festivali gibi etkinlikler düzenleniyor ve bu, yapının hala capcanlı olduğunu gösteriyor. Sahne binasındaki ince işçilikler ve kabartmalar, Roma döneminin sanatsal zevkini ve mühendislik dehasını gözler önüne serer. Benim de birçok kez ziyaret ettiğim bu tiyatronun üst sıralarından bile fısıltıları duyabilmen, akustik tasarımın ne denli ileri seviyede olduğunu sana kanıtlar. Bu, bence Aspendos'un en büyüleyici püf noktasıdır.
Aspendos sadece tiyatrosuyla değil, aynı zamanda diğer Roma yapılarıyla da dikkat çeker. Kenti ziyaret ettiğinde, tiyatronun hemen karşısındaki tepede yer alan Agorayı, Bazilikayı, Nymphaeum'u ve özellikle de şehrin su ihtiyacını karşılayan muazzam su kemerlerini (Aquaeduct) görmelisin. Tiyatronun ihtişamı su kemerlerinin büyüklüğü ile yarışır. Köprü benzeri yapılarıyla kilometrelerce uzanan bu kemerler, dönemin su mühendisliğinin zirve noktalarından biridir ve şehrin nasıl bir planlama harikası olduğunu gösterir. Benim tecrübelerime göre, tiyatrodan sonra mutlaka yukarıya, su kemerlerine doğru yürüyüş yapmalısın. O yükseklik ve mimari, sana Aspendos'un sadece eğlence değil, aynı zamanda gündelik yaşamın da bir merkezi olduğunu hissettirecektir.
Aspendos'u ziyaret etmek için en ideal zaman ilkbahar veya sonbahar aylarıdır. Yazın sıcağı tiyatronun merdivenlerini tırmanmayı zorlaştırabilir. Tiyatronun detaylarını görmek için erken saatlerde gitmen veya öğleden sonra kalabalıktan kaçınman faydalı olacaktır. Unutma, bu antik kent sadece bir ören yeri değil, aynı zamanda tarihin nefes aldığı, capcanlı bir müzedir.