Kuzey Yarımküre'de (Türkiye dâhil) kış mevsimi, Aralık, Ocak ve Şubat aylarını kapsar. Bu takvim, meteorolojik standartlara göre belirlenir ve coğrafi olarak bulunduğun yarımküreye göre değişkenlik gösterir; Güney Yarımküre'de ise bu aylar yaz mevsimini oluşturur. Ancak Türkiye ve Avrupa'da konuştuğumuzda kastedilen dönem, yılın en soğuk ve kısa günlerin yaşandığı bu üç aylık süreçtir.
Burada çoğu kişinin karıştırdığı önemli bir püf nokta var: Astronomik kış ile meteorolojik kış aynı değildir.
Bu üç aylık dilimin seçilmesinin altında yatan temel neden, ısınma sürekliliğidir. Kışın meteorolojik olarak 1 Aralık'ta başlaması, ısıtma faturalarının ve enerji tüketiminin bu tarihten itibaren başlatılmasını sağlar. Ocak ayı genellikle yılın en soğuk ayı olsa da, hava sıcaklıkları Aralık'tan itibaren düşmeye başlar ve Şubat sonunda bahara geçişin sinyalleri alınmaya başlar. Bu standart, küresel iklim modellerinin kıyaslanmasını kolaylaştırır.
Eğer kıyafet seçimini veya ev bakımını planlıyorsan, Aralık ayının başı ile Şubat ayının sonu arasındaki dönemi "tam kış" olarak ele alman en sağlıklı stratejidir. Özellikle Türkiye'nin iç kesimlerinde (İç Anadolu ve Doğu Anadolu) Ocak ayı, meteorolojik kışın tam ortası olmasından daha sert hissedilebilir. Deneyimlerim gösteriyor ki, en kritik donma riski Ocak ortasında yaşandığı için, dış mekan aktivitelerini veya bitki bakımlarını bu aya göre zamanlaman, seni sürprizlerden korur. Şubat ayının son haftaları ise "geç kış" etkisini gösterir; bu dönemde ani sıcaklık düşüşlerine karşı hazırlıklı olmak, yıldırımlardan daha tehlikeli olabilecek hipotermi riskini azaltır.