Sonbahar, astronomik ve meteorolojik olarak Eylül, Ekim ve Kasım aylarını kapsar. Ancak bu basit tanımlamanın ötesinde, mevsimin gerçek dinamiklerini anlamak için "astronomik" ve "meteorolojik" olmak üzere iki farklı bakış açısını ayırt etmen gerekir. Bu ayrım, özellikle tarım, inşaat planlaması veya iklim verilerini analiz ederken kritik önem taşır.
Astronomik sonbahar, Güneş’in ekvatoral düzlemi kuzeyden güneye geçiş yaptığı anla başlar. Kuzey Yarımküre’de bu tarih genellikle 22 veya 23 Eylül’dür. Bu tarihten itibaren günler kısalır, geceler uzar ve güneş ışınları yeryüzüne daha eğik açıyla düşmeye başlar. Astronomik sonbahar, 20-21 Aralık’taki kış gündönümüne kadar devam eder.
Meteorolojik sonbahar ise daha pratik ve istatistiksel bir tanımdır. İklim bilimciler, veri analizlerini standartlaştırmak için takvimsel aylara göre gruplama yapar. Bu nedenle meteorolojik sonbahar her zaman 1 Eylül’den 30 Kasım’a kadarki 3 aylık periyottur. Günlük hava durumuna ve mevsim geçişini hissetmeye başladığın dönemde (örneğin ilk soğuk rüzgarlar veya yaprakların dökülmeye başlaması) aslında meteorolojik tanımla daha çok iç içe geçersin.
Türkiye coğrafyasında sonbahar, coğrafi konuma ve rakıma göre sertliği değişen bir süreçtir. Kıyı bölgelerinde (örneğin Ege ve Akdeniz) sonbahar daha ılıman ve uzun sürerken, iç ve doğu bölgelerde sıcaklık düşüşü çok daha keskin olur. İşte burada dikkat etmen gereken birkaç kritik nokta:
Eğer mevsim geçişini en net şekilde hissetmek istersen, Ekim ayının ilk haftasını referans al. Bu dönemde hem astronomik olarak kışa yaklaştığını hem de meteorolojik olarak sonbaharın ortasında olduğunu fark edersin. Yaprakların renginin değişmesi ve gece sıcaklıklarının 10-15°C bandına inmesi, sonbaharın "gerçek" yüzünü gösterdiği andır. Unutma, takvim sadece bir kılavuzdur; doğanın kendi ritmi, özellikle sonbaharda, takvimden birkaç hafta önde veya geride seyredebilir.