Türkiye, erik (Prunus domestica) konusunda dünya genelinde en biyolojik çeşitliliğe sahip ülkelerden biridir. Ancak "çeşit" denince akla gelen sadece meyvenin rengi veya tadı değildir; asıl ayrım, bitkinin biyolojik yapısına ve iklim adaptasyonuna göre yapılır. Ülkemizde yetiştirilen erikler temel olarak Asya eriği (P. salicina ve P. cerasifera) ve Avrupa eriği (P. domestica) olarak iki büyük aileye ayrılır.
Türkiye’nin özellikle Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu gibi ılıman iklim bölgelerinde baskın olan bu grup, P. salicina türüne dayanır. En popüler ve ticari değeri yüksek çeşitler şunlardır:
Genellikle Marmara, Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu’nun daha serin ve nemli bölgelerinde yetiştirilir. Meyveleri genellikle daha asidiktir ve doğrudan tüketimden çok kompot, reçel, marmelat veya kurutma için idealdir.
Çoğu kişi "en iyi erik hangisi?" diye sorar; ancak cevap coğrafyana bağlıdır. Eğer Akdeniz veya Ege’de bahçen varsa, Kıbrıs ve Santa Rosa gibi Asya türlerine yatırım yapmalısın; çünkü bu bölgelerde Avrupa erikleri yaz sıcaklıklarında yaprak dökümü ve verim kaybı yaşayabilir.
Eğer Karadeniz veya Doğu Anadolu’daysan, nemi seven ve hastalıklara daha dirençli olan Erken Çiçekli veya yerel Beyaz çeşitleri sana daha az bakım, daha fazla getiri sağlar. Unutma; erik fidanını seçerken sadece meyve rengine değil, çiçeklenme süresine de bak. Erken çiçeklenen çeşitler ilkbahar geç donlarından etkilenebilir, bu yüzden bölgendeki don tarihini mutlaka kontrol et.
Sonuç olarak, ticari amaçlıysan Kıbrıs çeşidi riski en düşük ve pazarı en geniş olandır. Ev bahçesi için ise çeşitliliği artırmak adına bir Asya (tatlı) ve bir Avrupa (asidik/kurutmalık) çeşidini birlikte dikmen, hem lezzet dengesini sağlar hem de hasat süreni uzatır.