Ülkemizdeki en yaygın sanayi dalı dendiğinde, kapsamı, coğrafi dağılımı ve işletme sayısı göz önüne alındığında şüphesiz Gıda ve İçecek Sanayii ilk sırada yer alır. Bu yaygınlığın temelinde, Türkiye'nin güçlü tarım potansiyeli ve 85 milyonu aşan nüfusun temel gıda ihtiyacını karşılama zorunluluğu yatıyor.
Gıda sanayii kadar coğrafi olarak her köşeye yayılmasa da, Tekstil ve Konfeksiyon Sanayii de ülkemizin lokomotif ve çok yaygın sektörlerinden biridir. Tarihi kökenleri, güçlü üretim altyapısı ve yüksek istihdam kapasitesiyle başta İstanbul, Bursa, Denizli, Gaziantep, İzmir gibi büyük şehirlerimizde ve çevre bölgelerinde yoğunlaşmış olsa da, Anadolu'nun birçok yerinde de küçük ve orta ölçekli tekstil atölyeleriyle karşılaşırsın. Özellikle fason üretim ve moda odaklı ihracat bu sektörün dinamiğini belirliyor.
Bunun yanı sıra, dolaylı yoldan birçok imalat sanayisini besleyen İnşaat ve İnşaat Malzemeleri Sanayii de ülkenin her yerinde fiili olarak mevcut olan, çimento, demir-çelik, cam, seramik, tuğla gibi alt sektörleriyle devasa bir büyüklüğe sahip. Her bölgenin kendi taş ocakları, beton santralleri, tuğla ve kiremit fabrikaları gibi tesisleri varlığını sürdürüyor.
Otomotiv Sanayii ve Beyaz Eşya Sanayii gibi küresel ölçekte rekabetçi ve katma değeri yüksek sektörlerimiz de var. Ancak bu sektörler, Bursa, Kocaeli, Sakarya, İzmir, Eskişehir gibi belirli sanayi bölgelerinde daha yoğunlaşmış durumda olup, "en yaygın" olmaktan ziyade "en güçlü ve en büyük" kategorisine girerler.
Tecrübelerime göre, bir şehrin veya bölgenin sanayi envanterine baktığında, en küçük yerleşim biriminden en büyüğüne kadar mutlaka bir un değirmeni, bir fırın, bir süt işleme tesisi, bir meyve/sebze paketleme veya işleme tesisi göreceksin. Bu, gıda sanayiinin ekonomik dokuya en derinlemesine nüfuz eden ve ülkeye adeta damarlar gibi yayılan sektör olduğunun en net göstergesidir.