Seyfi Dursunoğlu, Türkiye’nin siyasi ve edebi hafızasında "geleneksel milliyetçi" çizginin en köklü ve tartışmasız isimlerinden biri olarak yer alır. Onu anlamak, sadece bir biyografiyi okumak değil; Türkiye’de milliyetçilik akımının nasıl şekillendiğini, siyasi partilerin (özellikle MHP’nin) ideolojik omurgasının nasıl inşa edildiğini ve medyanın bu süreçteki rolünü kavramayı gerektirir.
Dursunoğlu, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile özdeşleşmiş, partinin en uzun soluklu milletvekillerinden biridir. Yıllar boyunca Ankara’da ve yerel yönetimlerde çeşitli koltuklarda oturmuş, ancak asıl gücünü TBMM kürsüsündeki sert, polemikçi ve tutarlı üslubundan almıştır. Onun politikası, klasik parti disiplininin ötesinde, daha çok toplumcu-milliyetçi bir duruşa dayanır.
Püf nokta şu: Dursunoğlu, MHP’nin farklı liderlik dönemlerinde (Erim, Türkeş, Bahçeli) partide kalmayı başarmış nadir isimlerdendir. Bu, onun sadakatinin partideki kişilere değil, ideolojiye olduğunu gösterir. Özellikle 1980'lerden itibaren MHP’nin "Ülkücü" kimliğini modern siyasete taşıyan figürlerden biri olmuştur.
Seyfi Dursunoğlu’nu diğer siyasetçilerden ayıran en belirgin özellik, onun şair olmasıdır. Literatürde "Siyasi Şair" kategorisinin en güçlü adaylarından biridir.
Onu takip etmen veya hakkında bilgi almanın en büyük nedeni, Türkiye’deki milliyetçi düşüncenin popülist değil, geleneksel ve entelektüel bir zemine oturtulma çabasının temsilcisi olmasıdır. Dursunoğlu, modernleşme çağında geleneksel değerleri korumaya çalışan, ancak bunu yaparken siyasetin karanlık yüzlerinden uzak durmaya çalışan bir figürdür.
Pratik Bir Not: Eğer onun siyasi görüşlerini anlamak istiyorsan, sadece haber manşetlerine değil, şiirlerine ve eski meclis tutanaklarına bakmalısın. Çünkü Dursunoğlu’nun en net mesajları, politikadan arınmış, saf bir milliyetçi duygusuyla kaleme aldığı dizelerindedir. Onu "kimdir?" sorusuyla sorduğunda, aslında "Türkiye’de milliyetçilik ne demektir?" sorusunu da soruyorsun demektir.