Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri, 13. yüzyılda yaşamış, Farsça eserler vermiş büyük bir şair, İslam alimi, teolog ve sufi mistiktir. Ancak onu sadece bu sıfatlarla anmak, onun evrensel etkisini ve derinliğini tam olarak anlamanı engeller. O, asıl olarak İlahi Aşk ve Tevhid (Allah'ın birliği) felsefesini tüm insanlığa yayan, hoşgörüyü ve insan sevgisini temel prensip edinmiş bir ruhani rehberdir.
Onun felsefesinin merkezinde, evrenin ve tüm varoluşun kaynağı olarak gördüğü aşk yatar. Bu aşk, kişisel arzulardan öte, Yaratıcı'ya duyulan koşulsuz sevgi ve O'nun tecellilerini her yerde görebilme yeteneğidir. Mevlana'ya göre, insan bu aşk ile kendini tanır, hamlıktan olgunluğa (pişmişliğe) ve nihayetinde ilahi aşkta yok oluşa (yanmışlığa) ulaşır. Onun "Hamdım, piştim, yandım" sözü, bu tasavvufi yolculuğun üç ana aşamasını mükemmelen özetler:
Hamlık: Bilgisizlik ve dünyaya bağlılık hali.
Pişmişlik: İlim, tecrübe ve tasavvufi eğitimle olgunlaşma.
* Yanmışlık: İlahi aşka gark olma, benliğin yok olması ve Vahdet-i Vücud (varlığın birliği) sırrına erme.
Mevlevi tarikatının kurucusu olarak bilinse de, onun öğretileri sadece bir tarikata özgü değil, tüm insanlığı kucaklayan evrensel bir bilgeliktir. En bilinen eseri olan Mesnevi, 25 binden fazla beyitten oluşan, derin alegoriler ve hikayelerle dolu, bir çeşit İslami Ansiklopedi ve ruhani rehber niteliğindedir. Mesnevi'yi okurken, kelimelerin literal anlamlarına takılmadan, onların ardındaki sembolik ve mistik katmanları çözmeye çalışmalısın. Benim tecrübeme göre, onun her hikayesi, insan ruhunun farklı bir yönüne ayna tutar ve sana kendi iç dünyanda yeni kapılar açar. Bu eser, sadece bir şiir kitabı değil, aynı zamanda nefsin terbiyesi ve kalbin arınması için bir kılavuzdur.
Hayatındaki dönüm noktası, Şems-i Tebrizi ile karşılaşmasıdır. Bu karşılaşma, onun içindeki gizli cevheri ortaya çıkarmış, onu bir medrese aliminden, sema ve şiirle coşan bir aşk dervişine dönüştürmüştür. Şems'in ayrılığı, Mevlana'yı ilahi aşk sarhoşluğuna daha da itmiş ve Mesnevi'nin yazımına vesile olmuştur. Şems, Mevlana için ilahi aşkın ve bilginin doğrudan tecellisi olmuştur.
Mevlana, yüzlerce yıldır sadece Müslüman coğrafyasında değil, tüm dünyada düşünürleri, sanatçıları ve sıradan insanları etkilemiş, eserleri birçok dile çevrilmiş, Birleşmiş Milletler tarafından bile anılan evrensel bir değerdir. Onu anlamak, sadece bir tarihi figürü değil, kendi içsel yolculuğunun potansiyelini anlamaktır.