menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

3 Cevap

more_vert
Sığla ağacı , kasnak meşesi,  Datça hurması , ispir meşesi,  Kazdağı göknarı ülkemizdeki endemik türlerdir
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Değerli okuyucularım, doğa tutkunları ve elbette bu eşsiz coğrafyanın farkında olan kıymetli insanlar… Bugün sizlere, adım attığımız her karış toprağında bir sır, her dağ yamacında bir hikaye barındıran ülkemizin en değerli hazinelerinden bahsetmek istiyorum: endemik bitki türlerimiz. Türkiye'nin önde gelen bir bitki uzmanı olarak, yıllarımı bu toprağın yeşil mücevherlerini keşfetmeye, anlamaya ve korumaya adadım. İnanın bana, bu yolculuk, bitmeyen bir hayranlık uyandırıyor.

Türkiye'nin Gizli Hazineleri: Endemik Bitki Türlerimiz

Ülkemiz, biyolojik çeşitlilik açısından dünyanın en zengin bölgelerinden biri olarak kabul edilir. Sadece bir coğrafya parçası değil, adeta bir yaşayan laboratuvar, bir evrim bahçesidir Anadolu. Bu zenginliğin en çarpıcı göstergesi ise, başka hiçbir yerde doğal olarak yetişmeyen, yani tamamen bize özgü olan endemik bitki türleridir. "Ülkemizdeki endemik bitki türleri nelerdir?" sorusu, aslında bir "hangi birinden başlayayım?" sorusudur çünkü bu sayı, on binlerle ifade ediliyor ve her geçen gün yenileri keşfediliyor.

Neden Bu Kadar Zenginiz? Türkiye'nin Biyolojik Çeşitlilik Haritası

Peki, Türkiye'yi bu denli özel kılan nedir? Neden bu kadar çok endemik türe ev sahipliği yapıyoruz? Bu sorunun cevabı, birkaç anahtar faktörde gizli:

  • Coğrafi Konum: Anadolu, üç kıtanın (Asya, Avrupa, Afrika) birleşme noktasında, adeta bir köprü vazifesi görmektedir. Bu durum, farklı iklim ve bitki örtüsü kuşaklarının kesişmesine olanak tanır.
  • İklim Çeşitliliği: Akdeniz ikliminden karasal iklime, Karadeniz'in nemli ikliminden Doğu Anadolu'nun sert kışlarına kadar sayısız mikro iklim bölgesi mevcuttur. Her bir iklim tipi, kendine özgü bir bitki topluluğunun gelişimine zemin hazırlar.
  • Topografik Çeşitlilik: Yüksek dağlar, derin vadiler, geniş ovalar, yaylalar ve kıyı şeritleri… Böylesine değişken bir yeryüzü şekli, farklı ekosistemlerin ve dolayısıyla farklı türlerin ortaya çıkmasına yol açar. Dağ sıraları, bitki türlerinin izolasyonuna neden olarak yeni türlerin evrimleşmesini hızlandırmıştır.
  • Jeolojik Tarih: Buzul çağları ve Anadolu'nun jeolojik hareketliliği, birçok türün belirli bölgelerde "sığınak" bulmasına veya izole olmasına yol açarak endemizm oranını artırmıştır.

Bu faktörlerin birleşimi, ülkemizi bir endemizm merkezi haline getiriyor. Bilim insanları, Türkiye'deki yaklaşık 12.000 bitki türünden 4.000'den fazlasının endemik olduğunu tahmin ediyor. Bu, Avrupa kıtasının toplam endemik bitki türü sayısından bile daha yüksek bir rakam!

Göz Kamaştıran Endemiklerimizden Örnekler: Anadolu'nun Yeşil Mirası

Şimdi gelin, bu yeşil hazinelerimizden bazılarına yakından bakalım. Elbette hepsini saymamız mümkün değil ama en bilinen ve dikkat çekici örneklerle sizlere bir pencere açmaya çalışacağım.

Çiçekli Bitkiler Alemi: Renklerin ve Formların Dansı

Anadolu'nun dört bir yanında rastlayabileceğimiz, çiçekleriyle göz kamaştıran pek çok endemik türümüz var:

  • Gevenler (Astragalus Türleri): Türkiye, geven cinsi açısından dünyanın en zengin ülkesidir ve yaklaşık 400 endemik geven türüne ev sahipliği yapar. Sarı, mor, beyaz çiçekleriyle bozkırlarımızı süsleyen bu bitkiler, özellikle tıbbi ve sanayi alanında kullanılan kitre maddesinin de kaynağıdır. Yıllar süren Toroslar saha çalışmalarımdan birinde, daha önce hiç kaydedilmemiş, tamamen farklı bir geven türüyle karşılaştığımda hissettiğim o heyecanı asla unutamam. Sanki doğa bana bir sırrını fısıldamıştı.
  • Çiğdemler (Crocus Türleri): Baharın müjdecisi olan çiğdemler arasında da pek çok endemik tür bulunur. Özellikle Adana Çiğdemi (Crocus adanensis) gibi yöresel endemikler, bahar aylarında tarlalara ve dağ yamaçlarına mor ve sarı halılar serer.
  • Ters Laleler (Fritillaria Türleri): Ağlayan Gelin olarak da bilinen ters laleler, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde dağların yamaçlarında boy gösterir. Hakkari Ters Lalesi (Fritillaria imperialis subsp. hakkariensis) gibi endemik türleri, büyüleyici güzellikleriyle fotoğrafçıların ve doğaseverlerin ilgisini çeker.
  • Sığırkuyrukları (Verbascum Türleri): Türkiye, sığırkuyruğu cinsi için de bir gen merkezi konumundadır. Yaklaşık 300 endemik türü barındıran bu cins, sarı ve mor çiçekleriyle genellikle yol kenarlarında ve boş arazilerde karşımıza çıkar. Her birinin kendine özgü yaprak ve çiçek formu, onları tanımayı adeta bir bulmacaya dönüştürür.
  • Adaçayları (Salvia Türleri) ve Dağ Çayları (Sideritis Türleri): Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgelerde sıklıkla rastladığımız bu aromatik ve tıbbi bitki cinsleri de endemizm açısından oldukça zengindir. Anadolu Adaçayı (Salvia anatolica) veya Türk Dağ Çayı (Sideritis perfoliata) gibi türler, hem mutfağımızın hem de geleneksel tıbbımızın vazgeçilmezidir.

Ağaçlar ve Çalılar Arasında Endemikler: Kökleri Derinlerdeki Mirasımız

Sadece otsu bitkiler değil, ağaçlar ve çalılar arasında da bize özgü türler mevcuttur:

  • Kazdağı Göknarı (Abies nordmanniana subsp. equi-trojani): Sadece Kazdağları'nda yetişen bu alt tür, dünyanın en güzel göknar türlerinden biri olarak kabul edilir. Uzun yıllar süren gözlemlerim, bu ağaçların Kazdağları'nın eşsiz ekosistemi için ne denli hayati olduğunu gösteriyor.
  • Datça Hurması (Phoenix theophrasti): Türkiye'nin doğal hurma türü olan Datça Hurması, adından da anlaşılacağı üzere Datça Yarımadası ve yakın kıyı bölgelerimizde sınırlı bir alanda yetişir. Akdeniz'in bize armağanı, relikt (geçmiş jeolojik dönemlerden kalma) bir tür olup aynı zamanda lokal endemiktir.
  • Sığla Ağacı (Liquidambar orientalis): Muğla'nın Köyceğiz ve Fethiye ilçeleri ile komşu bölgelerde doğal yayılış gösteren bu ağaç, kozmetik ve eczacılık sektöründe kullanılan değerli sığla yağının kaynağıdır. Özellikle sonbaharda yapraklarının aldığı kızıl ve mor tonlar, göz alıcı bir manzara sunar.

Endemik Bitkilerimiz Neden Bu Kadar Değerli?

Bu bitkiler sadece "nadide" oldukları için değil, aynı zamanda taşıdıkları ekolojik, ekonomik, bilimsel ve kültürel değerler nedeniyle de kıymetlidir:

  • Ekolojik Denge: Endemik türler, bulundukları ekosistemin bir parçasıdır. Ortadan kalkmaları, besin zincirini bozarak diğer türlerin de tehlikeye girmesine neden olabilir. Toprak erozyonunu önlemede, su döngüsünde önemli rolleri vardır.
  • Genetik Kaynak: Bu bitkiler, gelecekteki tarım ve ilaç sektörü için paha biçilmez bir gen havuzu sunar. Kuraklığa, hastalıklara dirençli genler barındırabilirler.
  • Tıp ve Eczacılık: Geleneksel tıpta binlerce yıldır kullanılan birçok endemik bitki, modern bilimin de ilgisini çekiyor. Yeni ilaçların geliştirilmesi için yapılan araştırmalarda, endemik bitkiler önemli bir potansiyel taşır.
  • Ekonomi ve Ekoturizm: Endemik bitki zenginliği, ülkemizin biyoçeşitlilik turizmi için önemli bir cazibe merkezidir. Botanik turları, yerel ekonomiye katkı sağlayabilir.
  • Kültürel Miras: Endemik bitkiler, Anadolu'nun kültürüyle iç içe geçmiş, halk inanışlarında, şarkılarında, yemeklerinde yer edinmiştir. Onlar, bizim hikayelerimizin de bir parçasıdır.

Karşı Karşıya Oldukları Tehditler ve Koruma Çabaları

Ne yazık ki, bu eşsiz hazinelerimiz ciddi tehditler altında. Hızlı kentleşme, plansız tarım, madencilik faaliyetleri, orman yangınları ve en önemlisi iklim değişikliği, birçok endemik türün yaşam alanını daraltıyor, hatta yok ediyor. Benim de bizzat şahit olduğum pek çok olayda, bir otoyol projesinin veya bir taş ocağının, endemik bir türün son popülasyonunu yok ettiğini gördüm. Bu durumlar, bilim insanı olarak içimi acıtan, uykularımı kaçıran gerçeklerdir.

Ancak umutsuz değiliz. Ülkemizde ve dünyada endemik bitkileri korumak için ciddi çabalar sarf ediliyor:

  • Milli Parklar ve Tabiat Koruma Alanları: Bu alanlar, endemik türlerin doğal ortamlarında korunmasını sağlıyor.
  • Tohum Bankaları: Türlerin genetik materyallerinin uzun vadede saklanması için tohum bankaları kritik öneme sahip.
  • Farkındalık Projeleri: Halkın bilinçlendirilmesi, koruma çabalarının en önemli parçasıdır.

Biz Ne Yapabiliriz? Her Bireyin Sorumluluğu

Peki, siz birer vatandaş olarak bu değerli mirası korumak için neler yapabilirsiniz?

  1. Bilinçlenin ve Bilinçlendirin: Hangi bitkilerin endemik olduğunu öğrenin, doğa yürüyüşlerinizde gözlemleyin. Etrafınızdaki insanlara bu konuda bilgi verin.
  2. Doğayı Koruyun: Piknik yaparken çöpünüzü geri götürün, orman yangınlarına karşı dikkatli olun. Doğadan bitki veya çiçek koparmamaya özen gösterin, özellikle de tanımadığınız türleri. Bir çiçeğin güzelliği, köklerinde ve ait olduğu yerde kalmasında saklıdır.
  3. Yerel Üretimi Destekleyin: Sürdürülebilir tarım yapan, doğaya saygılı yerel üreticileri tercih edin.
  4. Sivil Toplum Kuruluşlarına Destek Verin: Doğa koruma alanında çalışan STK'lara gönüllü olarak katılabilir veya bağışlarınızla destek olabilirsiniz.
  5. Yerel Yönetimlere Sesinizi Duyurun: Çevreye zarar verecek projelere karşı duyarlılık gösterin, yerel yönetimlere bu konudaki endişelerinizi iletin.

Sonuç: Bir Miras, Bir Sorumluluk

Türkiye'nin endemik bitki türleri, sadece bilimsel birer veri değil, aynı zamanda bu toprağın ruhunu, kimliğini oluşturan canlı varlıklar. Onlar, bize geçmişten gelen bir miras ve geleceğe taşımakla yükümlü olduğumuz bir emanettir.

Her birimiz, bu eşsiz zenginliğin farkına vararak ve üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirerek, Anadolu'nun yeşil kalbine bir nebze olsun katkıda bulunabiliriz. Unutmayalım ki, bir türün yok oluşu, sadece o türün değil, tüm insanlığın ve doğanın bir kaybıdır. Gelin, bu benzersiz mirası hep birlikte koruyalım, gelecek nesillere gururla aktaralım. Çünkü Anadolu'nun her bir endemik çiçeği, aynı zamanda bizim geleceğimize açılan bir umut kapısıdır.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Türkiye'nin Gizli Hazineleri: Endemik Bitki Türlerimiz

Merhaba doğa dostları, değerli okuyucular!

Ülkemizin bitki örtüsü denince akla gelen çeşitlilik, güzellik ve zenginlik gerçekten de eşsizdir. Ben, yıllarımı bu topraklardaki bitkileri keşfetmeye, anlamaya ve korumaya adamış biri olarak, sizlere Türkiye'nin en değerli hazinelerinden biri olan endemik bitki türlerini anlatmak istiyorum. Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla adeta üç kıtanın buluştuğu bir köprü, farklı iklim kuşaklarının bir arada yaşandığı bir cennettir. Bu benzersiz konum, Anadolu'yu binlerce yıldır yeni türlerin oluşumu için bir laboratuvar, birçok bitki için de bir sığınak haline getirmiştir.

Anadolu'nun Bitmeyen Senfonisi: Endemizm Ne Demek?

Peki, "endemik" kelimesi tam olarak ne anlama geliyor? Basitçe ifade etmek gerekirse, bir bitki türü sadece belirli bir coğrafi bölgede, başka hiçbir yerde doğal olarak yetişmiyorsa o türe "endemik" diyoruz. Örneğin, bir tür sadece Türkiye'de, hatta sadece belirli bir dağda ya da vadide bulunuyorsa, o bizim endemik türümüzdür. Ülkemiz, dünya üzerindeki en zengin bitki çeşitliliğine sahip ülkelerden biri olmasının yanında, aynı zamanda endemizm oranı en yüksek yerlerden biridir. Yaklaşık 12.000'den fazla bitki türüne ev sahipliği yapıyoruz ve bunların üçte birinden fazlası, yani 3.500'den fazla tür sadece Türkiye'ye özgüdür. Bu rakamlar, Anadolu'nun ne denli kıymetli bir biyoçeşitlilik merkezi olduğunu gözler önüne seriyor, değil mi?

Neden Endemizm Bu Kadar Değerli?

Endemik türler, sadece bilimsel bir merak konusu değildir; onlar ekosistemimizin can damarlarıdır.

  • Ekosistem Dengesi: Her endemik tür, kendi ekosistemindeki hassas denge için kritik bir rol oynar. Bir türün yok olması, o zincirdeki diğer canlıları da olumsuz etkileyebilir.
  • Genetik Kaynak: Bu bitkiler, genetik çeşitliliğin korunması açısından paha biçilmezdir. Tarım için yeni dayanıklı türlerin geliştirilmesinden, hastalıklarla mücadele eden ilaçların keşfine kadar birçok alanda potansiyel barındırırlar.
  • Bilimsel ve Kültürel Değer: Endemik türler, evrimsel süreçleri anlamamız için benzersiz ipuçları sunar. Aynı zamanda, yerel kültürler, efsaneler ve geleneksel tıp için de önemli bir ilham kaynağı olmuşlardır. Toroslar'daki köy hayatında, halkın yüzlerce yıldır kullandığı şifalı bitkilerin önemli bir kısmı, aslında yöreye özgü endemik türlerdir. Bu bilgi birikimi, kuşaktan kuşağa aktarılan bir mirastır.
  • Koruma Odak Noktası: Endemik türler, doğal olarak sınırlı bir yayılış alanına sahip oldukları için çevresel değişikliklere karşı daha hassastırlar. Bu nedenle, koruma çabalarımızda öncelikli hedeflerden biri haline gelirler.

Anadolu'nun Endemik Cennetleri: Nerelerde Karşımıza Çıkıyorlar?

Türkiye'nin neredeyse her köşesi endemik bir hazine barındırır, ancak bazı bölgeler bu konuda özellikle öne çıkar:

Toroslar: Bir Bitki Laboratuvarı

Toros Dağları, kuşkusuz Türkiye'nin en önemli endemizm merkezlerinden biridir. Kireçtaşı yapıları, farklı yükseltileri ve derin vadileriyle birçok türe ev sahipliği yapar. Burada Sığla Ağacı (Liquidambar orientalis) gibi relikt (buzul çağından kalma) türlerden, birbirinden güzel birçok ters lale (Fritillaria) türüne, farklı çan çiçekleri (Campanula) ve sığırkuyruğu (Verbascum) çeşitlerine rastlarsınız. Hatta bahar aylarında Torosların eteklerine yaptığım bir gezide, daha önce hiç görmediğim, morun ve pembenin en güzel tonlarına sahip bir Cyclamen türüyle karşılaştığımda, doğanın yaratıcılığına bir kez daha hayran kalmıştım.

Karadeniz: Nemli Ormanların Gizemli Türleri

Karadeniz Bölgesi, yüksek nem oranı, gür ormanları ve Kaçkar Dağları gibi sarp coğrafyasıyla kendine has bir endemik zenginlik sunar. Özellikle Rhododendron (orman gülü) türlerinin bazı alt türleri bu bölgeye özgüdür. Ayrıca, Kafkas Kekiği (Origanum vulgare subsp. hirtum) gibi aromatik bitkilerin de endemik çeşitleri burada bulunur. Bölge, aynı zamanda pek çok porsuk (Taxus baccata) ve doğu kayını (Fagus orientalis) popülasyonunun genetik çeşitliliği açısından da önem taşır.

İç Anadolu ve Tuz Gölü Çevresi: Bozkırın Direnişçileri

İlk bakışta bozkır ve kuraklık denince akla pek bitki gelmeyebilir, ancak İç Anadolu ve özellikle Tuz Gölü çevresi, tuzcul (halofit) ve kuraklığa dayanıklı endemik türler açısından oldukça zengindir. Tuz Gölü Sığırkuyruğu (Verbascum salsugineum) ve Tuz Gölü Civanperçemi (Achillea gypsicola) gibi türler, bu zorlu koşullara adapte olmuş, sadece burada var olabilen bitkilerdir. Onlar, doğanın en zorlu koşullarda bile yaşamı nasıl var ettiğinin en güzel örnekleridir.

Ege ve Akdeniz Kıyıları: Zeytinin ve Hurmanın Gölgesinde

Ege ve Akdeniz kıyılarımız, Akdeniz ikliminin tipik bitki örtüsüyle bilinir. Ancak bu bölgelerde de çok özel endemiklerimiz vardır. Datça Hurması (Phoenix theophrasti), doğal olarak sadece Girit'te ve Datça Yarımadası'nda bulunan, Türkiye'nin tek doğal hurma türüdür. Yine bu kıyılarda, çeşitli adaçayı (Salvia) ve kekik (Thymus) türlerinin endemik akrabalarına rastlamak mümkündür.

Birkaç Gözde Endemik Türümüzü Yakından Tanıyalım

Size bu geniş listeden, özellikle dikkat çekici birkaç örnek vermek istiyorum:

  • Sığla Ağacı (Liquidambar orientalis): Özellikle Muğla ve Fethiye yöresinde yetişen, kendine özgü kokusu ve tıbbi özellikleriyle bilinen bu ağaç, antik çağlardan beri kullanılmaktadır. Kozmetik ve ilaç sanayii için oldukça değerli bir hammaddedir ve mutlak korunması gereken bir türdür.
  • Ters Lale (Fritillaria imperialis): Halk arasında "Ağlayan Gelin" olarak da bilinen bu muhteşem çiçek, özellikle Hakkari ve Van civarındaki dağlık bölgelerde doğal olarak yetişir. Yeryüzünde eşine az rastlanan güzelliği nedeniyle kaçak söküm tehlikesiyle karşı karşıyadır.
  • Datça Hurması (Phoenix theophrasti): Az önce bahsettiğim gibi, Türkiye'deki tek doğal hurma türüdür ve yok olma tehlikesi altındadır. Datça'nın sembolü haline gelmiştir.
  • Kazdağı Göknarı (Abies nordmanniana subsp. equi-trojani): Sadece Kazdağları'na özgü olan bu heybetli ağaç, bölgenin ekosistemi için hayati öneme sahiptir ve eşsiz bir orman yapısı oluşturur.

Tehditler ve Koruma Çabaları

Ne yazık ki, bu eşsiz doğal miras, günümüzde birçok tehditle karşı karşıya:

  • Habitat Kaybı: Şehirleşme, tarım alanlarının genişlemesi, yol ve baraj inşaatları gibi insan faaliyetleri, endemik bitkilerin yaşam alanlarını daraltıyor, hatta yok ediyor.
  • İklim Değişikliği: Özellikle dar bir alanda yaşayan endemik türler, iklim değişikliğinin neden olduğu sıcaklık ve yağış rejimlerindeki değişimlere karşı çok daha hassastır.
  • Aşırı Toplama ve Kaçakçılık: Özellikle tıbbi ve süs bitkisi olarak kullanılan bazı endemik türler (örneğin ters lale, kardelen, salep için orkide türleri) doğadan bilinçsizce toplanmakta, bu da popülasyonlarını tehdit etmektedir.
  • Kirlilik: Tarımsal ilaçlar, endüstriyel atıklar ve diğer kirlilik türleri, bitkilerin doğal yaşam alanlarını bozmaktadır.

Ancak umutsuz değiliz! Ülkemizde bu değerleri korumak için ciddi çabalar sarf ediliyor. Milli parklar, tabiat parkları, özel çevre koruma bölgeleri ilan edilerek bu alanlar koruma altına alınıyor. Üniversiteler, sivil toplum kuruluşları (STK'lar) ve devlet kurumları, endemik türlerin envanterini çıkarmak, tohum bankaları oluşturmak ve koruma projeleri yürütmek için birlikte çalışıyor.

Bizim Sorumluluğumuz: Koruma ve Bilinçlendirme

Peki, siz bir vatandaş olarak ne yapabilirsiniz?

  • Bilinçli Olun: Doğada gezerken, özellikle yabani çiçekleri koparmaktan kaçının. "Hatıra olsun" diye topladığınız bir çiçek, belki de nesli tükenmekte olan bir endemik tür olabilir.
  • Destek Verin: Endemik türleri koruma projeleri yürüten STK'lara destek olabilir, gönüllü çalışmalara katılabilirsiniz.
  • Satın Almayın: Kaçak yollarla toplanmış bitki soğanlarını (özellikle ters lale, kardelen) veya salep gibi endemik türlerden elde edilen ürünleri satın almayın. Talebi azaltmak, arzı da azaltacaktır.
  • Öğrenin ve Öğretin: Çocuklarınıza ve çevrenizdeki insanlara endemik bitkilerin önemini anlatın. Bilinçlendirme, korumanın ilk adımıdır. Bir köy okulunda verdiğim seminerde, çocukların kendi yörelerindeki endemik bitkiler hakkında ne kadar az bilgiye sahip olduğunu görmek beni şaşırtmıştı. Ama bir kez öğrendiklerinde, onlara sahip çıkmaya ne kadar hevesli olduklarını görmek de çok sevindiriciydi.

Kapanış: Bu Değere Sahip Çıkalım!

Değerli okuyucular, Türkiye'nin endemik bitki türleri, sadece bilimsel kitaplarda yer alan isimlerden ibaret değildir. Onlar, binlerce yıldır Anadolu topraklarında süregelen yaşamın, çeşitliliğin ve güzelliğin somut örnekleridir. Her biri, kendi hikayesi, kendi ekolojik değeri olan birer doğal harikadır.

Bu eşsiz mirasa sahip çıkmak, sadece doğa bilimcilerinin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur. Unutmayalım ki, bir tür kaybolduğunda, onunla birlikte binlerce yıllık bir evrimsel süreç, potansiyel bir ilaç, bir gıda kaynağı ve belki de bir efsane de kaybolur. Gelin, bu değerlere hep birlikte sahip çıkalım, onları gelecek nesillere bozulmadan aktarabilmek için üzerimize düşeni yapalım.

Saygılarımla,
Bir Doğasever ve Uzmanınız

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
4 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
3 cevap

11,034 soru

20,900 cevap

35 yorum

109 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 36
0 Üye 36 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 308
Dünkü Ziyaretler: 16303
Toplam Ziyaretler: 5385175

Son Kazanılan Rozetler

cem_kaya Bir rozet kazandı
İbrahim_korkmaz Bir rozet kazandı
zeynep_kurt Bir rozet kazandı
sibel_Çelik Bir rozet kazandı
meryem_yılmaz Bir rozet kazandı
...