Muhsin Yazıcıoğlu, 25 Mart 2009 tarihinde, Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesi yakınlarındaki Keş Dağı'nda meydana gelen bir helikopter kazasında hayatını kaybetti. Yozgat'tan seçim mitinginden dönerken, içinde bulunduğu helikopterle birlikte Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Yancı, siyasi danışmanı Murat Çetinkaya, Kayseri İl Başkanı Temel Yılmaz, İHA muhabiri İsmail Güneş ve pilot Mustafa Kaya da vefat etti.
Kaza, yoğun sis ve kötü hava koşulları altında gerçekleşti. Helikopterin kaybolduğu ihbarının ardından geniş çaplı bir arama kurtarma çalışması başlatıldı. Enkaza ve cenazelere ancak 48 saat sonra, köylülerin yardımıyla ulaşılabildi. İlk resmi açıklamalar, kazanın kötü hava şartları ve pilotaj hatasından kaynaklandığı yönündeydi. Ancak bu süreç, ilerleyen yıllarda birçok tartışmayı ve şüpheyi beraberinde getirdi.
Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmalar, Türk siyasi tarihinin en karmaşık ve tartışmalı dosyalarından biri haline geldi. Olayın basit bir kaza olmadığına dair ciddi iddialar ve deliller ortaya atıldı:
Yazıcıoğlu ailesi ve sevenleri, kazanın bir suikast olduğuna inanarak yıllarca adalet arayışlarını sürdürdü. Hukuki süreç, açılan ve kapanan davalar, takipsizlik kararları ve görevsizliklerle dolu oldukça çetrefilli bir yol izledi. Bugüne kadar net ve tüm şüpheleri ortadan kaldıracak bir sonuç elde edilemedi. Dosya hala tam anlamıyla kapanmış değil ve kamuoyunda, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiği yönünde güçlü bir beklenti devam ediyor.
Sen de görmüşsündür, bu tür karmaşık ve siyasi derinliği olan olaylarda, resmi raporlar ne olursa olsun, halkın vicdanında oluşan şüpheler kolay kolay silinmez. Muhsin Yazıcıoğlu'nun davası da maalesef tam bu noktada, yıllar geçse de unutulmayan ve hala tüm yönleriyle aydınlatılmayı bekleyen bir dosya olarak tarihteki yerini koruyor. Bu süreçte, devlet kurumlarının işleyişi, Örtülü ödenek nedir? sorusu gibi mali ve idari mekanizmaların şeffaflığı da sıkça gündeme gelmiştir. Ayrıca, dönemin siyasi aktörlerinden Yusuf Halaçoğlu kimdir ? sorusu da davayla ilgili tartışmalarda bir referans noktası olarak anılmıştır.