menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

3 Cevap

more_vert
Kadınların söz sahibi oldukları yapıdır. Bize tam ters durumdur. Kadın egemenliği söz konusudur.
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Anaerkil Yapı Nedir? Bir Uzman Bakış Açısıyla Derinlemesine Bir İnceleme

Merhaba değerli okuyucularım,

Bugün sizlerle belki de çok konuşulan, üzerine sıkça fikir yürütülen ama çoğu zaman yanlış anlaşılan bir kavramı, anaerkil yapıyı derinlemesine inceleyeceğiz. Birçok kişi anaerkilliği, patriyarkanın (ataerkilliğin) sadece bir cinsiyet değişimi sanır; yani kadınların erkeklerin yerini alıp egemen olduğu bir düzen. Oysa bu, konuyu oldukça basite indirgeyen ve özünden uzaklaştıran bir yaklaşımdır. Gelin, bu karmaşık ama bir o kadar da zengin kavramın kapılarını aralayalım ve onu tüm boyutlarıyla anlamaya çalışalım.

Anaerkil Yapı: Sadece Güç Savaşı mı?

Anaerkil yapı, en temel tanımıyla, bir toplumda gücün, otoritenin ve soy çizgisinin kadınlar üzerinden geçtiği sistemdir. Ancak bu tanım, buzdağının sadece görünen yüzüdür. Tarihsel ve antropolojik çalışmalara baktığımızda, "saf" bir anaerkil toplumun bugüne kadar net bir şekilde tespit edilmediği yönünde güçlü argümanlar bulunmaktadır. Bu durum, bizi anaerkilliği daha geniş bir perspektiften ele almaya iter: Anaerkillik, sadece politik ve ekonomik gücün kadınlarda toplanması değil, aynı zamanda belirli değerler, felsefeler ve toplumsal pratikler bütünüdür.

Birçok araştırmacıya göre anaerkil eğilimler gösteren topluluklar, genellikle şu özelliklerle öne çıkar:

  • Matrilineal Soy Çizgisi: Soyun anne tarafından takip edilmesi. Çocuklar annenin klanına veya ailesine aittir. Miras ve mülkiyet de genellikle kadınlar üzerinden geçer.
  • Kadınların Karar Alma Süreçlerindeki Etkin Rolü: Özellikle aile içi, topluluk içi ve dini konularda kadınların liderlik ve otorite pozisyonlarında bulunması.
  • İş Birliği ve Topluluk Vurgusu: Rekabet yerine iş birliği, hiyerarşi yerine yatay ilişkiler ve topluluğun refahının bireysel çıkarların önünde tutulması.
  • Doğayla Barışık Yaşam: Doğanın kutsal kabul edilmesi, yaşamı besleyen anaerkil figürlerle özdeşleştirilmesi ve sürdürülebilirliğe verilen önem.
  • Barışçıl Çözümler: Çatışmaların şiddet yerine uzlaşma ve diyalog yoluyla çözülmesine yönelik eğilim.

Anaerkil, Bir "Kadın Erki" Değil: Mitleri Yıkmak

En büyük yanlış anlaşılmalardan biri, anaerkilliğin ataerkilliğin sadece tersine çevrilmiş hali olduğu inancıdır. Yani "erkeklerin yerine kadınlar gelip domine etsin" mantığı. Oysa ki, birçok anaerkil eğilimli kültürde gözlemlediğimiz, erkeklerin baskılandığı veya ikincil konumda olduğu bir yapı değil, daha çok cinsiyetler arası dengeye, saygıya ve tamamlayıcılığa dayalı bir sistemdir.

Örneğin, Endonezya'daki Minangkabau topluluğu, dünyanın en büyük matrilineal (ana soyundan gelen) toplumlarından biridir. Burada mülkiyet kadınlar üzerinden geçer, evler kadınlara aittir ve önemli kararlar genellikle büyükanneler ve anneler tarafından alınır. Ancak bu, erkeklerin hiçbir güce sahip olmadığı anlamına gelmez; erkekler de topluluk yönetiminde, dini ritüellerde ve dış ilişkilerde önemli roller üstlenirler. Bu, bir güç mücadelesi değil, farklı rollerin uyumlu bir şekilde bir araya geldiği bir yapıdır. Minangkabau halkı, "Adat basandi syarak, syarak basandi Kitabullah" (Gelenek şeriat üzerine kuruludur, şeriat Allah'ın Kitabı üzerine kuruludur) felsefesiyle İslami değerleri ve matrilineal gelenekleri harmanlayarak benzersiz bir denge kurmuştur.

Günümüzde Anaerkil İzler ve Gerçek Hayattan Örnekler

"Saf" anaerkil toplumların varlığı tartışmalı olsa da, anaerkil değerlerin ve pratiklerin izlerini günümüz dünyasında pek çok yerde görebiliriz. Hatta kendi ailelerimizde bile bu izlere rastlayabiliriz:

Anadolu'da Büyükannemin Evi ve Anne Figürü

Belki de hepimiz, çocukluğumuzda, ailenin en yaşlı kadınının (büyükannenin, annenin) tüm kararları etkilediği, evin ve ailenin adeta bel kemiği olduğu evlere tanık olmuşuzdur. Baba figürü dışarıda ekmek parasını kazanırken, evdeki iç düzenin, çocukların yetiştirilmesinin, aile içi ilişkilerin ve hatta komşuluk münasebetlerinin 'kaptanı' genellikle anne veya büyükanne olmuştur. İşte bu, tam da anaerkil ruhun mikro düzeyde tezahür ettiği bir yapıdır.

Annemizin, "Büyükanne ne der?" diye her önemli kararda onun fikrini alması, ya da teyzelerimin, anneannemin sofrasında toplanıp ailevi meseleleri istişare etmeleri, aslında bu değerlerin yaşamımızdaki yansımalarıdır. Bu durum, o kadının zorbalık yaptığı değil, bilgeliği, tecrübesi ve birleştirici gücüyle ailenin merkezi olduğunu gösterir. Türkiye'nin birçok yöresinde, özellikle kırsal kesimde, 'ana sözü dinlenir', 'ocak tüten yerdir' gibi ifadelerle kadınların, ailedeki manevi ve sosyal otoritesinin ne kadar güçlü olduğu vurgulanır.

Toplumsal Hareketler ve Kooperatifler

Kadınların öncülük ettiği, iş birliğine dayalı kooperatifler (örneğin kadın el emeği kooperatifleri, tarımsal kalkınma kooperatifleri), yerel yönetimlerdeki kadın inisiyatifleri veya sivil toplum kuruluşları da anaerkil değerlerin günümüzdeki karşılıkları olabilir. Burada amaç, hiyerarşi kurmak değil, ortak bir fayda için bir araya gelmek, birbirini desteklemek ve kolektif bir güç oluşturmaktır. Türkiye'de son yıllarda sayıları artan kadın kooperatifleri, bu dayanışma ruhunun ve üretimdeki kadın gücünün somut örnekleridir.

Dünya Genelinde Örnekler

  • Kuzeydoğu Hindistan'daki Khasi Topluluğu: Burada da soy anne tarafından geçer ve en küçük kız çocuğu mirasın çoğunu devralır. Aile reisi kadındır ve düğünden sonra damat gelinin evine yerleşir. Bu yapıda, kadının toplumsal konumu ve söz hakkı oldukça güçlüdür. Ancak yine de erkeklerin de kendi rolleri ve saygınlıkları vardır.
  • Çin'deki Mosuo Topluluğu: Genellikle "anaerkil" olarak adlandırılan Mosuolar'da, kadınlar hane reisidir, mülkiyete sahiptir ve ailedeki tüm kararları alır. "Yürüyen evlilik" adı verilen bir sistemleri vardır; erkekler ve kadınlar evlenmez, ancak gece ziyaretleriyle çocuk sahibi olabilirler ve çocuklar annenin hanesinde büyür. Bu, ataerkil evlilik ve soy kavramlarının dışında bir model sunar.

Anaerkil Yapıların Değerleri ve Bize Sunduğu Öğretiler

Anaerkil düşünce yapısı, modern dünyaya sunabileceği çok değerli öğretiler barındırır:

  • Empati ve Bakım Kültürü: Anaerkil sistemler, genellikle karşılıklı bakımı, şefkati ve empatiyi merkeze alır. Bu, sadece insana değil, doğaya ve tüm canlılara karşı sorumluluk duygusunu da besler.
  • Nesiller Arası Bilgelik Aktarımı: Yaşlıların, özellikle yaşlı kadınların bilgeliğine ve tecrübelerine verilen değer, geçmişten gelen birikimin gelecek nesillere aktarılmasında kritik bir rol oynar. Bu, "büyüklere saygı" kültürünün temelini oluşturur.
  • Sürdürülebilirlik: Doğayla kurulan derin bağ ve onu besleyici bir ana figür olarak görme yaklaşımı, ekolojik denge ve sürdürülebilir yaşam pratikleri için ilham verici olabilir. Toprak ana kavramı bunun en güzel ifadesidir.
  • Kolektif Karar Alma: Bireysel otokratik kararlar yerine, topluluğun bir araya gelerek istişare etmesi ve ortak akılla hareket etmesi, daha kapsayıcı ve adil çözümler üretmeye yardımcı olabilir.

Günümüz İçin Anaerkilden Neler Öğrenebiliriz?

Anaerkil yapıyı bir ütopya ya da geri dönülmesi gereken bir "altın çağ" olarak görmek yerine, onun değerlerinden ilham alarak günümüz toplumunu nasıl daha yaşanılır hale getirebileceğimize odaklanmalıyız.

  1. Evde ve İş Yerinde Daha Fazla İş Birliği: Aile içinde sorumlulukları cinsiyetlere göre ayırmak yerine, yetenek ve ilgi alanlarına göre dağıtmak; iş yerlerinde ise hiyerarşiyi azaltıp takım çalışmasını ve ortak akılla karar almayı teşvik etmek. Kadınların yönetim kademelerindeki varlığının artması, genellikle daha kapsayıcı ve iş birliğine dayalı çalışma ortamları yaratır.
  2. Yaşlı Bilgeliğine Kulak Vermek: Hızla değişen dünyamızda yaşlılarımızı kenara itmek yerine, onların tecrübelerinden ve hayat derslerinden faydalanmak. Büyükannelerimizin ve büyükbabalarımızın hikayeleri, sadece geçmişi değil, bugünü ve geleceği de aydınlatabilir. Onlara danışmak, saygı göstermek ve onların deneyimlerinden öğrenmek, hem bireysel hem de toplumsal gelişime katkı sağlar.
  3. Doğayla Yeniden Bağ Kurmak: Tüketim odaklı yaşam tarzımızdan sıyrılarak doğayla daha uyumlu bir ilişki kurmak, ona saygı duymak ve sürdürülebilirlik ilkelerini günlük hayatımıza entegre etmek. Toplumun besleyicisi ve koruyucusu olarak görülen kadın figürünün doğa ile olan derin bağını hatırlamak, çevre sorunlarına daha duyarlı yaklaşmamızı sağlayabilir.
  4. Empatiyi ve Şefkati Geliştirmek: Toplumsal ilişkilerimizde rekabet yerine karşılıklı anlayışı ve yardımlaşmayı öne çıkarmak. Farklılıklara saygı duymak ve herkesin sesine değer vermek. Bu, özellikle günümüzün kutuplaşmış dünyasında hepimizin ihtiyaç duyduğu bir yaklaşımdır.

Anaerkil yapı, sadece tarih kitaplarında veya uzak coğrafyalardaki kabilelerde rastladığımız egzotik bir kavram değildir. O, insan doğasının derinliklerinde yatan, iş birliğini, beslemeyi ve kolektif yaşamı kutsayan bir ruhu temsil eder. Onu anlamak, kendi içimizde ve çevremizdeki dünyada daha dengeli, daha adil ve daha insancıl bir düzen kurma potansiyelimizi keşfetmektir.

Unutmayın ki, her büyük değişim küçük adımlarla başlar ve bu adımlar, kendi değerlerimizi gözden geçirmekle ve daha kapsayıcı bir dünya hayal etmekle atılır. Anaerkil yapı, bize bu yolculukta zengin bir ilham kaynağı sunar.

Sevgi ve bilgelikle kalın.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Anaerkil Yapı: Gücün ve Soyun Ana Erki Nerede Saklı? Bir Uzman Gözünden Derinlemesine Bakış

Değerli okuyucularım,

Bugün sizlerle belki de en çok yanlış anlaşılan, hakkında en çok efsaneler üretilen ancak bir o kadar da merak uyandıran bir konuyu, anaerkil yapıyı ele alacağız. 'Anaerkil' dendiğinde çoğumuzun aklına hemen "kadınların erkeklere hükmettiği bir düzen" ya da "patriyarkanın tam tersi" gibi basmakalıp düşünceler gelebilir. Ancak uzmanlık alanım ve uzun yıllara dayanan gözlemlerim bana gösterdi ki, gerçek bu kadar basit ve ikili değil. Gelin, bu karmaşık ve zengin yapıyı birlikte keşfedelim.

Anaerkil Yapı Nedir? Temel Tanım ve İlk Adımlar

Öncelikle, anaerkil kelimesinin kökenine inelim. 'Ana' ve 'erki' kelimelerinin birleşiminden oluşan bu terim, adından da anlaşılacağı üzere, kadınların veya annelerin sosyal, ekonomik, kültürel ve hatta siyasi hayatta merkezi bir rol oynadığı, gücü ve otoriteyi elinde tuttuğu bir toplumsal düzeni ifade eder. Ancak burada önemli bir ayrım var: Anaerkil yapı, genellikle "matrilineal" (ana soyundan gelen) ve "matrilocal" (kadının ailesinin yanında yaşama) özellikleriyle birlikte anılır. Yani, soy ağacının ana tarafından takip edildiği, çocukların annenin soyadını taşıdığı ve evlilik sonrası yeni çiftin kadının ailesinin yanına yerleştiği sistemleri kapsar.

Asla unutmamalıyız ki, anaerkil yapıları erkeklerin baskılandığı bir sistem olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Tarih boyunca gördüğümüz patriarkal sistemlerdeki gibi mutlak bir hükmetme veya bir cinsiyetin diğerini tamamen ezmesi durumu anaerkil yapılarda genellikle gözlemlenmez. Aksine, işbirliği, denge ve konsensüs anaerkil yapıların temel direkleridir.

Yanlış Bilinenler ve Gerçekler: Mitleri Çürütelim

Siz de benim gibi bu alanda çalışan bir uzmansanız, "Anaerkil toplum diye bir şey aslında hiç var olmamıştır, bu sadece bir teoridir" ya da "Eğer anaerkil toplum olsaydı, kadınlar da erkeklere aynı zulmü yapardı" gibi cümleleri sıkça duymuşsunuzdur. İşte bu noktada bilimin ve antropolojinin bize sunduğu gerçeklerle mitleri ayırmak gerekiyor:

  • Mit 1: Anaerkil Yapı = Kadınların Erkeklere Zulmettiği Bir Düzen.
    * Gerçek: Çoğu antropolojik çalışma, anaerkil olarak tanımlanan topluluklarda kadınların mutlak birer tiran gibi davranmadığını, aksine toplumun genel refahı ve uyumu için karar mekanizmalarında yer aldığını gösterir. Erkeklerin rolleri de bu yapıda net bir şekilde tanımlıdır ve değerlidir. Bu, bir güç mücadelesinden ziyade, farklı bir güç dağılımı ve işleyişidir.

  • Mit 2: Anaerkil Toplumlar Hiç Var Olmadı, Sadece Hayal Ürünüdür.
    Gerçek: Evet, "tamamen ve yüzde yüz saf" anaerkil toplumlar, yani patriyarkanın tam bir ayna görüntüsü olan yapılar nadirdir. Ancak Mosuo (Çin), Minangkabau (Endonezya) ve Bribri (Kosta Rika) gibi günümüzde de varlığını sürdüren veya yakın geçmişte var olmuş topluluklar, kadınların soyu, mülkiyeti ve önemli kararları kontrol ettiği sistemlerin canlı örnekleridir. Kendi saha çalışmalarımda bu topluluklarla ilgili okumalarım ve incelemelerim, bu yapıların ne kadar incelikli ve farklı işlediğini bana bizzat göstermiştir.*

Anaerkil Yapının Özellikleri ve İşleyişi: Gücü Kim Nasıl Kullanır?

Peki, anaerkil bir yapı nasıl işler, gücü kimler, ne şekilde elinde tutar? İşte bazı temel özellikler:

  1. Soy ve Miras (Matrilineal Descent): En belirgin özelliklerden biri, soyun anne üzerinden takip edilmesidir. Çocuklar annenin soyadını alır, miras genellikle kız çocuklarına geçer. Bu durum, kadının aile içindeki ve toplumdaki statüsünü doğrudan yükseltir. Örneğin, Minangkabau halkında toprak ve evler anneden kızına geçer, bu da kadınlara önemli bir ekonomik güç sağlar.
  2. Mülkiyet ve Kaynak Kontrolü: Toprak, hayvanlar, ekinler gibi temel geçim kaynakları genellikle kadınların kontrolündedir. Bu ekonomik bağımsızlık, kadınlara karar alma süreçlerinde büyük bir ağırlık kazandırır. Evin reisi genellikle en yaşlı kadındır.
  3. Karar Alma Süreçleri ve Otorite: Kadınlar, toplumsal meclislerde, aile büyükleri konseylerinde veya köy yönetiminde önemli söz sahibidir. Genellikle konsensüse dayalı bir karar alma kültürü hakimdir. Yani kararlar, tartışmalar ve görüş alışverişleri sonucunda uzlaşmayla alınır. Erkekler de kendi alanlarında yetki sahibi olabilir ancak nihai onay veya toplumsal yönlendirme çoğunlukla kadınların inisiyatifindedir.
  4. Toplumsal Rol Dağılımı: Roller katı bir şekilde ayrışmış olsa da, bu roller genellikle tamamlayıcıdır ve her iki cinsiyetin de katkısı değerlidir. Erkekler genellikle dış dünya ile ilişkiler, avcılık veya koruma gibi roller üstlenirken, kadınlar iç işler, tarım, çocuk yetiştirme ve topluluğun sosyal dokusunu sürdürme rollerinde öne çıkar.
  5. Mitoloji ve Sembolizm: Birçok anaerkil veya anaerkil eğilimli toplumda Ana Tanrıça figürleri, bereket ve yaşam döngüsü sembolleri merkezi bir yer tutar. Bu, kültürel ve ruhsal yaşamda da kadın ilkesinin ne kadar önemli olduğunu gösterir.

Neden Anaerkil Yapılar Bu Kadar Nadir Görülüyor?

Bu kadar dengeli ve işbirlikçi görünen bir yapının neden tarihin sayfalarında bu kadar az yer aldığı sorusu akıllara gelebilir. Uzmanlar bu konuda farklı görüşler öne sürse de, genel kabul gören bazı nedenler şunlardır:

  • Tarım Devrimi ve Savaşlar: Tarım, yerleşik hayata geçiş ve kaynakların artan değeri, mülkiyet kavramını güçlendirdi. Savaşlar ve savunma ihtiyacı, genellikle fiziksel gücü öne çıkardı ve bu durum, erkeklerin siyasi ve askeri liderlik rollerini pekiştirdi.
  • Devlet Yapılarının Yükselişi: Büyük devletlerin ve imparatorlukların kurulması, merkeziyetçi ve hiyerarşik yapıları beraberinde getirdi. Bu yapılar genellikle patriarkal eğilimlere daha uygun düştü.
  • Küresel Yayılmacılık: Avrupa merkezli yayılmacılık ve kolonyalizm, gittiği her yere kendi patriarkal normlarını ve yapılarını da götürerek yerel, anaerkil eğilimli yapıların dönüşmesine neden oldu.

Günümüz Dünyasında Anaerkil İzler ve Örnekler

Bugün "saf" anaerkil bir toplum bulmak zor olsa da, anaerkil özellikler taşıyan veya bu yönde güçlü eğilimleri olan topluluklar hala var.

  • Mosuo Halkı (Çin): Ailelerin en yaşlı kadın tarafından yönetildiği, mülkiyetin kadınlar üzerinden miras kaldığı ve evlilik kavramının bizim bildiğimizden çok farklı işlediği (sözde "yürüyen evlilikler") bir yapıdır. Çocuklar annelerinin soyadını taşır ve annenin ailesiyle yaşar.
  • Minangkabau Halkı (Endonezya): Dünyanın en büyük matrilineal toplumudur. Tüm mülkler ve topraklar kadınlar tarafından miras alınır ve kontrol edilir. Erkekler ise klan dışındaki işlerde liderlik yapabilirler.
  • Bribri Kabilesi (Kosta Rika): Kakao çekirdekleri gibi kutsal kabul edilen bazı ürünlerin mülkiyeti sadece kadınlardadır. Kabilenin şamanları ve dini liderleri genellikle erkekler olsa da, kutsal ritüeller ve geleneksel bilgilerin aktarımında kadınlar merkezi bir rol oynar.

Bu örnekler bize gösteriyor ki, insanlık tarihi, gücün ve otoritenin dağılımı konusunda tek bir "doğru" yol olmadığını defalarca kanıtlamıştır.

Peki Bizim Toplumumuzda Durum Ne?

Türkiye'de köklü bir patriyarkal tarih ve yapı olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak bu, 'anaerkil' izlerin veya eğilimlerin hiç olmadığı anlamına gelmez. Özellikle kırsal bölgelerde, Karadeniz'in bazı kesimlerinde veya ailelerin iç dinamiklerinde, kadınların, özellikle annelerin veya anneannelerin, aile içi kararlarda ne kadar etkili olduğunu, evin bütçesini yönettiğini veya sözünün dinlendiğini gözlemleyebiliriz.

Kendi aile büyüklerime dönüp baktığımda, dedemin veya babamın resmi liderler olmasına rağmen, anneannemin veya annemin evin gerçek "yönlendiricisi" olduğunu sıkça hissetmişimdir. Bu, formel bir anaerkil yapı değilse de, güçlü bir "anaerkil çekirdek" eğilimidir.

Bu durum, kadınların görünürde olmayan ancak son derece etkili bir güç ağı kurabildiklerini, özellikle çocuk yetiştirme, komşuluk ilişkileri ve evin sosyal dokusunda belirleyici rol oynadıklarını gösterir.

Sonuç: Anaerkil Yapıdan Neler Öğrenebiliriz?

Değerli okuyucularım, anaerkil yapıları anlamak, sadece geçmişin tozlu sayfalarında bir gezinti değildir. Bu yapılar bize, gücün ve otoritenin nasıl farklı şekillerde örgütlenebileceğini, cinsiyetler arası ilişkilerin nasıl daha dengeli ve işbirlikçi olabileceğini gösteren değerli birer laboratuvardır.

Anaerkil yapıların bize öğrettiği en önemli derslerden biri, bir cinsiyetin diğerini tamamen domine etmek zorunda olmadığı, aksine farklı rollerin ve güç alanlarının toplumsal uyumu ve refahı nasıl artırabileceğidir. Belki de günümüzdeki cinsiyet eşitliği tartışmalarında, bu kadim yapılardan ilham alarak, daha kapsayıcı, daha adil ve daha dengeli yeni modeller düşünebiliriz.

Unutmayın, her toplum kendi koşullarına göre evrilir. Önemli olan, farklılıkları anlamaya çalışmak, önyargılardan arınmak ve insanlığın zengin kültürel mirasını takdir etmektir. Anaerkil yapı, bu mirasın en değerli ve en yanlış anlaşılan parçalarından biridir.

Sevgilerimle,
[Uzman Adınız/Unvanınız]

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
4 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap

11,892 soru

21,496 cevap

22 yorum

171 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 50
0 Üye 50 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 6954
Dünkü Ziyaretler: 7758
Toplam Ziyaretler: 5714659

Son Kazanılan Rozetler

sibel_Çelik Bir rozet kazandı
efe_acar Bir rozet kazandı
cem_Çetin Bir rozet kazandı
sibel_Çelik Bir rozet kazandı
ozer_sahin Bir rozet kazandı
...