menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

3 Cevap

more_vert
20 li yaşlarda çıkan arka dişlerdir
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

20'lik Diş Nedir? Bilmeniz Gereken Her Şey Uzmanından

Merhaba değerli okuyucularım,

Bugün, ağız ve diş sağlığımızın belki de en merak edilen, en çok konuşulan ve bir o kadar da korkulan konularından birine derinlemesine dalacağız: "20'lik diş nedir?" Halk arasında bu kadar yaygın bir terim olmasına rağmen, aslında pek çoğumuzun bu dişler hakkında doğru bilinen yanlışları veya eksik bilgileri var.

Bir diş hekimi olarak kariyerim boyunca sayısız hastamdan bu soruyu duydum. Kimi zaman yüzü şiş, ağrısı dindirilmiş bir hastanın rahatlama anında, kimi zaman ise genç bir yetişkinin "Acaba benimkiler ne olacak?" endişesiyle. Amacım bu makalede, 20'lik dişlerin gizem perdesini aralamak, tüm merak ettiklerinizi açıklamak ve sizi bu konuda tam anlamıyla bilgilendirmek. Hazırsanız, gelin birlikte bu yolculuğa çıkalım.

20'lik Dişler: Ağzımızın Son Misafirleri

Öncelikle şu temel soruyu yanıtlayalım: 20'lik diş tam olarak nedir?

Bilimsel adıyla "üçüncü azı dişleri" olarak bilinen bu dişler, adını genellikle sürmeye başladıkları yaş aralığından alır. Çoğunlukla 17 ila 25 yaşları arasında, yani ergenliğin sonu ve genç yetişkinliğin başlarında ağızda kendilerine yer bulmaya çalışırlar. Bu yüzden de halk arasında "20'lik diş" denir. Ağzımızın en arka kısmında, alt ve üst çenenin her iki tarafında birer tane olmak üzere toplamda dört adet bulunurlar. Yani, tam bir setiniz varsa, ağzınızda dört adet 20'lik dişiniz var demektir.

Peki, neden "son misafirler" diyorum? Çünkü ağzımızdaki en son çıkan kalıcı dişler bunlardır. Çocukken süt dişlerimiz düşer, yerine kalıcı dişlerimiz gelir ve en arkadaki bu azı dişleri, genellikle tüm diğer dişler yerleştikten sonra sahneye çıkar.

Neden Bu Kadar Problemliler? Evrimin Bir Şakası mı?

"E iyi de hocam, diğer dişler gibi onlar da çıksa ne olur ki?" diye düşünebilirsiniz. İşte sorun tam da burada başlıyor. Modern insanda, özellikle beslenme alışkanlıklarımızın değişmesiyle birlikte, çene yapılarımız küçülme eğilimindedir. Eskiden atalarımızın çok daha sert ve lifli gıdalarla beslenmeleri, çene kemiklerinin daha geniş ve güçlü olmasını sağlıyordu. Günümüzde ise daha yumuşak ve işlenmiş gıdalar tüketiyoruz.

Bu evrimsel süreç sonucunda, ağzımızda 20'lik dişler için yeterli yer kalmıyor. Diğer 28 dişimiz zaten yerini almışken, bu son dört diş kendine boş alan bulmakta zorlanıyor. Bu durum, 20'lik dişlerin çıkışını adeta bir macera haline getiriyor ve çeşitli problemlere yol açabiliyor:

  1. Gömülü Kalma (İmpaksiyon): En sık karşılaşılan problem budur. Diş, çene kemiğinin içinde kalarak veya sadece bir kısmı dışarı çıkarak tamamen süremeyebilir. Bu duruma "gömülü diş" diyoruz. Gömülü dişler farklı açılarda olabilir: yatay, dikey, çapraz... Her biri farklı zorluklar yaratır.
  2. Kısmen Sürme: Dişin sadece küçük bir kısmı dışarı çıkar ve gerisi diş eti altında kalır. Bu durum, diş eti ve diş arasında bir boşluk oluşmasına neden olur. İşte bu boşluk, bakteri ve yiyecek artıklarının birikmesi için harika bir ortamdır.
  3. Yer Darlığına Bağlı Sıkışıklık: 20'lik dişler yeterli yer bulamadığında, bazen diğer dişleri ileri doğru iterek çarpıklığa veya mevcut ortodontik tedavinin bozulmasına neden olabilirler.
  4. Enfeksiyon (Perikoronit): Kısmen sürmüş bir 20'lik dişin etrafındaki diş etinde biriken bakteriler, şiddetli bir enfeksiyona yol açabilir. Bu durum, ağrı, şişlik, kötü ağız kokusu ve hatta ağzı açmada zorlanma gibi belirtilerle kendini gösterir. Bu benim klinikte en sık gördüğüm acil durumlar arasında yer alır. Bir hastam vardı, o kadar şiddetli bir enfeksiyonla gelmişti ki yüzünün sağ tarafı tamamen şişmiş, yutkunmakta bile zorlanıyordu. Gecikmeden müdahale etmeseydik, enfeksiyon daha da yayılabilirdi.
  5. Çürükler: Gömülü veya kısmen sürmüş 20'lik dişler hem kendileri hem de komşu dişler için çürük riski oluşturur. Temizlenmeleri zor olduğu için çürümeye daha yatkındırlar.
  6. Kist Oluşumu: Nadiren de olsa, gömülü bir 20'lik dişin etrafındaki keseden kistler gelişebilir. Bu kistler zamanla büyüyerek çene kemiğine zarar verebilir.

Ne Zaman Çekilmeli? "Hocam Ağrım Yok ki!"

Bu soru da sıklıkla karşıma çıkar: "Ama hocam, benim ağrım yok, neden çektireyim ki?"

Gerçekten de, her 20'lik dişin çekilmesi gerekmez. Eğer dişiniz düzgün bir şekilde sürmüş, diğer dişlerinizle aynı hizadaysa, çiğneme fonksiyonuna katkıda bulunuyorsa ve kolayca temizlenebiliyorsa, çekilmesine gerek olmayabilir. Ancak çoğu durumda yukarıda bahsettiğim problemlerden birini veya birkaçını yaşarlar.

Peki, ne zaman çekilmeleri gerektiğini düşünüyoruz?

  • Tekrarlayan Enfeksiyonlar: Eğer dişinizin etrafındaki diş eti sürekli iltihaplanıyorsa, bu dişin çekilmesi neredeyse kaçınılmazdır.
  • Şiddetli Ağrı ve Şişlik: Yaşam kalitenizi düşüren, günlük aktivitelerinizi engelleyen ağrılar ve buna eşlik eden şişlikler varsa.
  • Komşu Dişe Zarar Verme: 20'lik dişin yaptığı baskı veya oluşturduğu çürükler, yanındaki sağlıklı dişe zarar veriyorsa.
  • Kist veya Tümör Oluşumu: Röntgen veya tomografi ile tespit edilen kist veya tümör varlığı acil bir çekim gerektirir.
  • Ortodontik Nedenler: Diş teli tedavisi gören veya görecek hastalarda, 20'lik dişlerin ileride problem yaratmaması veya dişlerin düzeltilmesini engellememesi için profilaktik olarak çekilmesi önerilebilir.
  • Düzgün Temizlenememe ve Çürükler: Diş fırçasının ulaşamadığı bir konumdaysa ve sürekli çürük riski taşıyorsa.

Bir hastam, 20'lik dişinin ağrısı için defalarca antibiyotik kullanmıştı. Her seferinde şikayetleri geçse de bir süre sonra tekrar ediyordu. Röntgenini çektiğimizde, dişin tamamen yatay gömülü olduğunu ve komşu dişi de çürütmeye başladığını gördük. Ağrı geçtikten sonra "Nasılsa geçti" demesi, daha büyük bir probleme yol açıyordu. Sonunda çekime karar verdik ve hasta rahat bir nefes aldı.

Çekim Süreci: Korkulacak Bir Şey Var mı?

20'lik diş çekimi, kulağa ne kadar ürkütücü gelse de, günümüzde modern teknikler ve anestezi yöntemleri sayesinde oldukça konforlu bir işlemdir.

  1. Muayene ve Görüntüleme: İlk adım, diş hekiminizin ağzınızı muayene etmesi ve bir panoramik röntgen veya bazen bir 3D tomografi çekmesidir. Bu görüntüler sayesinde dişin konumu, kök yapısı, komşu sinir ve damarlarla ilişkisi detaylıca incelenir.
  2. Anestezi: İşlem genellikle lokal anestezi altında yapılır. Yani sadece ilgili bölge uyuşturulur ve siz işlem boyunca uyanık olursunuz. Ancak işlemden önce yaşayabileceğiniz kaygı için sakinleştirici ilaçlar veya daha kapsamlı durumlarda genel anestezi (uyutularak) de tercih edilebilir.
  3. Çekim: Dişin konumuna göre işlem basit bir çekim olabileceği gibi, diş etinin kaldırıldığı ve kemiğin bir kısmının alındığı cerrahi bir işlem de olabilir. Hiç merak etmeyin, diş hekiminiz veya çene cerrahınız bu konuda uzmandır ve sizin için en uygun yöntemi seçecektir.
  4. İyileşme: Çekim sonrası hafif ağrı, şişlik ve morarma normaldir. Bunları kontrol altında tutmak için size ağrı kesiciler, antibiyotikler ve buz uygulaması önerileri verilecektir. İlk birkaç gün yumuşak gıdalarla beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak, ağız hijyenine dikkat etmek iyileşme sürecini hızlandıracaktır.

Unutmayın, her bireyin ağız yapısı ve iyileşme süreci farklıdır. Benim size tavsiyem, diş hekiminizin tüm talimatlarına harfiyen uymanızdır.

Son Söz: Panik Yapmayın, Bilinçli Olun!

20'lik dişler, pek çoğumuzun hayatının bir döneminde karşılaştığı doğal bir durumdur. Önemli olan, ağzınızda bu dişlerin varlığından haberdar olmanız ve potansiyel riskleri bilmenizdir. Şişlik, ağrı, kötü koku gibi belirtiler varsa veya sadece "acaba benim 20'liklerim nasıl?" diye merak ediyorsanız, vakit kaybetmeden bir diş hekimine başvurmalısınız.

Düzenli diş hekimi kontrolleri, 20'lik dişlerinizin durumunu yakından takip etmemizi ve olası problemleri erken aşamada tespit etmemizi sağlar. Böylece çok daha küçük müdahalelerle sağlığınızı koruyabiliriz.

Umarım bu makale, 20'lik dişler hakkındaki tüm sorularınıza yanıt bulmuştur. Sağlıklı bir gülümseme ve ağız sağlığı için bilinçli olmak en büyük adımıdır. Unutmayın, ağrı en kötü danışmandır. Danışmaktan ve bilgi almaktan çekinmeyin!

Sağlıklı günler dilerim.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

20'lik Dişler: Dost mu Düşman mı? Uzmanından Kapsamlı Rehber

Ah, o 20'lik dişler! Çoğumuzun adını duyduğu, bazılarımızın ise bizzat deneyimlediği bu gizemli dişler, kimi zaman hayatımızın bir parçası olup hiç sorun çıkarmazken, kimi zaman da adeta kabusa dönüşebiliyor. Bir diş hekimi olarak yıllardır edindiğim tecrübelerle şunu rahatlıkla söyleyebilirim: 20'lik dişler hakkında doğru bilgiye sahip olmak, hem gereksiz endişeleri ortadan kaldırır hem de gerektiğinde doğru adımları atmanızı sağlar. Gelin, bu "bilgelik dişlerini" tüm yönleriyle birlikte keşfedelim.

20'lik Dişler Aslında Ne ve Neden Bu İsimle Anılıyorlar?

Öncelikle şu efsaneyi netleştirelim: Halk arasında "20'lik diş" olarak bilinenler, aslında ağzımızın en arkasında yer alan ve en son süren üçüncü büyük azı dişleridir. Tıbbi terminolojide bu dişlere "akıl dişi" (wisdom tooth) denmesi ise genellikle 17-25 yaşları arasında, yani ergenliğin sonlarına doğru veya genç yetişkinlik döneminde sürdükleri içindir. Bu yaşlar, kişinin "aklı kemale erdiği" düşünülen dönemlere denk geldiği için bu ismi almışlardır. Yani "20'lik" ismi, genellikle 20 yaş civarında çıktıkları için verilmiştir.

Evrimsel açıdan bakacak olursak, atalarımızın çene yapısı günümüz insanına göre daha genişti ve daha sert, lifli yiyecekleri çiğnemek için bu son azı dişlerine ihtiyaç duyuyorlardı. Ancak zamanla insan beslenme alışkanlıkları değişti, çene yapımız küçüldü ve ne yazık ki bu son azı dişleri için ağzımızda yeterli yer kalmamaya başladı. İşte sorunların çoğu da tam olarak buradan kaynaklanıyor.

Peki Neden Bu Kadar Sorunlu Olabiliyorlar?

20'lik dişlerin problem yaratmasının ana nedeni genellikle yer darlığıdır. Çenenizde yeterli alan olmadığında, bu dişler doğru pozisyonda süremeyebilir veya hiç süremeyebilir. Bu durumlar çeşitli sorunlara yol açar:

1. Gömülü (İmpakte) Dişler

Bu, benim klinik pratiğimde en sık karşılaştığım durumlardan biridir. 20'lik dişler, çene kemiğinin içinde kalabilir veya kısmen sürebilir. Gömülü dişler farklı şekillerde konumlanabilir:

  • Dikey Gömülü: Doğru yönde durmasına rağmen süremeyen diş.
  • Yatay Gömülü: Yanındaki dişe doğru yatay bir pozisyonda sıkışmış diş. Bu durum yanındaki dişe ciddi baskı yapabilir.
  • Açısal Gömülü: Yanındaki dişe veya çene kemiğine doğru açılı duran diş.
  • Kısmen Sürmüş: Dişin bir kısmı görünürken, kalan kısmı diş eti altında veya kemiğin içinde kalmış.

Gömülü dişler, ağrı, şişlik, enfeksiyon ve hatta yanındaki dişte çürüğe neden olabilir.

2. Perikoronit (Diş Eti İltihabı)

Kısmen sürmüş 20'lik dişlerde görülen en yaygın problem perikoronittir. Dişin üzerindeki diş eti dokusunun altına yiyecek artıkları ve bakteri sıkışır. Bu alanın temizlenmesi çok zordur ve sonuç olarak şiddetli iltihaplanma, ağrı, şişlik, ağzı açmada zorluk, hatta kötü ağız kokusuna yol açabilir. Genç yaşlarda çok sık görülen bir durumdur ve çoğunlukla acil müdahale gerektirir.

3. Komşu Dişlere Zarar

Yatay veya açılı gömülü 20'lik dişler, önlerindeki ikinci büyük azı dişine baskı yapabilir. Bu baskı, komşu dişte kök erimesine (rezorpsiyon) veya kronun zayıflamasına neden olabilir. Ayrıca, 20'lik diş ile komşu diş arasında kalan ve temizlenmesi zor olan boşlukta yiyecek birikimi sonucu ikinci büyük azı dişinde çürük oluşumu riski de artar. Çoğu zaman bu çürük, hasta ağrı hissetmeye başladığında ileri boyutta olur.

4. Kist Oluşumu

Nadir de olsa, gömülü bir 20'lik dişin etrafındaki dokuda sıvı dolu kesecikler, yani kistler oluşabilir. Bu kistler zamanla büyüyerek çene kemiğine zarar verebilir ve tedavi edilmezse daha ciddi sorunlara yol açabilir.

5. Çapraşıklık Tartışması

Uzun yıllar 20'lik dişlerin öndeki dişlerde çapraşıklığa neden olduğu düşünülmüştür. Ancak güncel bilimsel veriler, 20'lik dişlerin öndeki dişlerde belirgin bir çapraşıklık artışına neden olmadığı yönündedir. Yine de, ortodontik tedavi görmüş veya görmekte olan bazı hastalarda, diş hekimleri olası bir risk durumunda çekim önerebilir. Bu kararlar her zaman kişiye özel ve titizlikle değerlendirilmelidir.

Ne Zaman Müdahale Etmek Gerekir? Belirtiler Nelerdir?

Eğer 20'lik dişlerinizle ilgili aşağıdaki belirtilerden herhangi birini yaşıyorsanız, kesinlikle bir diş hekimine başvurmalısınız:

  • Şiddetli, zonklayıcı ağrı: Özellikle çenenizin arkasında, yanak ve kulağa yayılan ağrı.
  • Diş eti şişliği ve kızarıklık: Dişin etrafındaki dokunun iltihaplanması.
  • Yutkunma zorluğu veya ağız açmada kısıtlama: İltihabın çevre dokulara yayılmasıyla ortaya çıkan belirtiler.
  • Ağızda kötü koku veya kötü tat: Enfeksiyonun bir işareti olabilir.
  • Komşu dişte çürük veya hassasiyet: 20'lik dişin yarattığı sorunlar nedeniyle diğer dişlerde oluşabilir.
  • Yanak şişliği: İltihabın ilerlemiş hali.

Unutmayın, bazen 20'lik dişler hiçbir belirti vermese bile sorunlu olabilir. Bu yüzden düzenli diş hekimi kontrolleri ve gerektiğinde panoramik röntgenler büyük önem taşır. Benim kliniğimde, hastaların çoğu zaman "Hiç ağrım yoktu ama röntgende kist çıktı" gibi durumlarla karşılaştığını görüyoruz.

Peki Her 20'lik Diş Çekilmeli mi? Kesinlikle Hayır!

Bu da önemli bir soru işareti. Her 20'lik dişin mutlaka çekilmesi gerektiği yanlış bir inanıştır. Eğer 20'lik dişiniz:

  • Tamamen sürmüşse,
  • Doğru konumlanmışsa,
  • Çiğneme fonksiyonuna katkıda bulunuyorsa,
  • Rahatça temizlenebiliyor ve hijyeni sağlanabiliyorsa,
  • Herhangi bir sorun yaratmıyorsa,

O zaman çekilmesine gerek yoktur. Bu tür 20'lik dişler, ağzınızın doğal bir parçası olarak hayatınıza devam edebilir. Ancak bu durumu yalnızca bir diş hekimi yapacağı muayene ve röntgen değerlendirmesi sonucunda netleştirebilir.

Çekim Süreci ve Sonrası: Korkmayın!

20'lik diş çekimi fikri pek çok kişiyi korkutsa da, günümüzde modern anestezi teknikleri ve cerrahi yöntemlerle bu süreç oldukça konforlu hale gelmiştir.

  1. Tanı ve Planlama: Diş hekiminiz öncelikle ağzınızı muayene eder ve bir panoramik röntgen ister. Bu röntgen, dişin konumunu, köklerinin yapısını ve sinirlerle olan ilişkisini gösterir. Böylece en uygun çekim planı yapılır.
  2. Lokal Anestezi: Çekim öncesinde, diş ve çevresi lokal anestezi ile tamamen uyuşturulur. Bu sayede işlem sırasında hiçbir ağrı hissetmezsiniz, sadece bir miktar baskı hissedebilirsiniz.
  3. Operasyon: Dişin durumuna göre çekim süreci değişir. Basit bir çekim olabileceği gibi, gömülü dişlerde diş etinde küçük bir kesi yapılması ve bazen kemiğin bir kısmının alınması gerekebilir. Diş, küçük parçalara ayrılarak da çıkarılabilir. İşlem tamamlandığında, bölge genellikle dikişlerle kapatılır.
  4. Sonrası Bakım: Operasyon sonrası iyileşme sürecini rahat geçirmek için hekiminizin önerilerine uymanız çok önemlidir:
    • Kanama kontrolü: İlk yarım saat-bir saat gazlı bezi sıkıca ısırın.
    • Ağrı ve şişlik: İlk 24-48 saat boyunca yanağınıza dışarıdan soğuk kompres (buz torbası) uygulamak şişliği azaltmaya yardımcı olur. Hekiminizin verdiği ağrı kesici ve antibiyotikleri düzenli kullanın.
    • Yeme-içme: İlk gün yumuşak, soğuk ve sıvı gıdalar tercih edin. Pipet kullanmaktan ve sıcak içeceklerden kaçının (bu, "kuru soket" riskini artırabilir).
    • Hijyen: İlk 24 saat ağzınızı çalkalamayın ve çekim bölgesini fırçalamayın. Sonrasında hekiminizin önerdiği şekilde (genellikle tuzlu su gargarası veya özel antiseptik gargaralarla) nazikçe temizliğe başlayın.
    • Sigara ve alkol: İyileşme sürecini olumsuz etkilediği için kesinlikle kaçının.
    • Dikişler: Eğer dikiş atıldıysa, genellikle 7-10 gün sonra alınır.

Unutmayın, her operasyon kişiye özeldir ve hekiminizin size özel verdiği talimatlar iyileşme sürecinizin anahtarıdır.

Bir Uzman Olarak Benim Tavsiyem

Sevgili okuyucularım, 20'lik dişlerinizle ilgili kafanızdaki soru işaretleriyle yaşamayın. İşte size birkaç önemli tavsiye:

  1. Erken Teşhis ve Periyodik Kontroller: 17 yaşından itibaren bir diş hekimi kontrolü ve panoramik röntgen çektirmeniz, olası sorunları henüz belirti vermeden tespit etmemizi sağlar. Erken müdahale, genellikle daha kolay ve daha az ağrılı bir süreç demektir.
  2. Kişiye Özel Tedavi Planı: Her 20'lik diş vakası özeldir. Kimi çekilmeli, kimi takip edilmeli, kimi ise ömür boyu ağızda kalabilir. Bu yüzden doğru teşhis ve size özel bir tedavi planı oluşturulması çok önemlidir.
  3. Güvenilir Hekim Seçimi: 20'lik diş çekimi, özellikle gömülü vakalarda cerrahi bir işlemdir. Bu nedenle deneyimli bir diş hekimi veya bir çene cerrahı tarafından yapılması, sürecin daha güvenli ve başarılı olmasını sağlar.

20'lik dişler, modern insanın karşılaştığı anatomik bir çelişkinin ürünüdür. Onlardan korkmak yerine, onları tanımak ve gerektiğinde doğru adımları atmak en doğrusudur. Bilgi sahibi olmak, doğru kararlar almanın ilk adımıdır. Unutmayın, ağız ve diş sağlığınız genel sağlığınızın bir yansımasıdır.

Sağlıklı ve gülüş dolu günler dilerim!

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap

8,575 soru

15,690 cevap

34 yorum

109 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 30
0 Üye 30 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 9842
Dünkü Ziyaretler: 20249
Toplam Ziyaretler: 4460887

Son Kazanılan Rozetler

elif_aydın Bir rozet kazandı
fatma_arslan Bir rozet kazandı
yusuf_kurt Bir rozet kazandı
meryem_yılmaz Bir rozet kazandı
ayşe_aydin Bir rozet kazandı
...