Osteoliz, en basit tanımıyla kemik dokusunun yıkımı veya rezorpsiyonu sürecidir. Vücudumuzdaki kemikler sürekli bir yapım (osteoblastlar) ve yıkım (osteoklastlar) döngüsü içindedir; osteoliz, bu dengenin yıkım lehine bozulması durumunda ortaya çıkar. Yani, kemik yıkan osteoklast hücrelerinin aktivitesinin, kemik yapan osteoblastların aktivitesini aşmasıyla kemik kütlesi kaybına yol açar.
Bu yıkım süreci genellikle çeşitli patolojik durumlarda hızlanır ve kemiğin yapısal bütünlüğünü bozarak zayıflamasına neden olur. Başlıca nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:
Tecrübelerime göre, özellikle kalça ve diz protezleri sonrasında gelişen aseptik gevşemenin arkasındaki en büyük etkenlerden biri enflamatuar osteolizdir. Bu durum, hastanın genellikle ağrı, hareket kısıtlılığı ve protezde instabilite şikayetleriyle kliniğimize başvurmasına yol açar. Radyografik incelemelerde protez çevresinde "radyolüsen hat" olarak adlandırdığımız kemik yıkım alanlarını görmek tipiktir. Erken teşhis ve müdahale, protez ömrünü uzatmak ve daha büyük revizyon cerrahilerini önlemek adına kritik öneme sahiptir. Küçük bir osteolitik lezyonun zamanla büyüyerek kemik stoğunu ciddi şekilde azaltması, ikinci bir cerrahi gerektiğinde işimizi oldukça zorlaştırır. Bu yüzden, protezli hastaların düzenli takibi ve radyografik değerlendirmeleri olmazsa olmazdır.
Tedavisinde öncelik, osteolizin altta yatan nedenini ortadan kaldırmaktır. Enfeksiyon varsa tedavi, tümör varsa cerrahi veya kemoterapi, metabolik bir sorun varsa ilaç tedavisi uygulanır. Protez gevşemelerinde ise revizyon cerrahisi ile gevşek protez komponentlerinin çıkarılıp, yıkıma uğrayan kemiğin greftlerle desteklenerek yeni bir protezin yerleştirilmesi gerekebilir. Erken dönemde yakalanan, küçük osteoliz alanları için bazen medikal tedavilerle (örneğin bifosfonatlar) ilerlemesini yavaşlatma denemeleri yapılabilir, ancak ileri vakalarda cerrahi kaçınılmazdır.