İktisat, en temel tanımıyla, sınırsız insan ihtiyaçları ve istekleriyle sınırlı kaynaklar arasındaki ilişkiyi inceleyen bir sosyal bilim dalıdır. Toplumların ve bireylerin, bu kaynak kısıtları altında nasıl tercihler yaptığını, bu kaynakları nasıl tahsis ettiğini ve bu tercihlerin sonuçlarını anlamaya çalışır.
İktisadın kalbinde yatan, birbirine bağlı üç temel kavramı iyi anlaman gerekir:
İktisat, hem bireysel kararlarını (para yönetiminden kariyer seçimine) hem de küresel sorunları (enflasyon, işsizlik, ekonomik büyüme, iklim değişikliği) daha rasyonel bir çerçevede anlamanı sağlar. Ekonomik olayların neden ve sonuç ilişkilerini kavramana, devlet politikalarının veya şirket kararlarının etkilerini öngörmene ve böylece daha bilinçli bir dünya vatandaşı olmana yardımcı olur.
Yıllarca ekonominin farklı katmanlarında çalıştığımda gördüm ki, ister küçük bir işletme sahibi ol, ister büyük bir ülkenin maliye bakanı, kaynak kısıtı her zaman en büyük gerçeklik. Örneğin, pandemi döneminde devletlerin sınırlı bütçeleriyle aşı tedarik etmek, sağlık altyapısına yatırım yapmak ve aynı zamanda ekonomiyi destekleyici paketler açıklamak arasında yaptığı tercihler tam da iktisadın "kıtlık" ve "fırsat maliyeti" kavramlarının somut bir yansımasıydı. Herhangi birine daha fazla kaynak ayırmak, diğerinden feragat etmek anlamına geliyordu. Bu kararların ekonomik ve sosyal sonuçları da iktisatçıların ana araştırma konuları arasında yer alır. Her an, farkında olsan da olmasan da, bir iktisadi karar alırsın.