Samsun, 12 Temmuz 2012 tarihinde resmen Büyükşehir Belediyesi statüsüne kavuşmuştur. Bu tarih, 6360 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 30 ilin büyükşehir ilçe belediyeleri ile birleştirilerek idari sınırlarının genişletildiği ve bu yeni düzenlemenin hayata geçtiği kritik dönüm noktasıdır. Ancak bu sürecin arka planında, yaklaşık 10 yıllık bir siyasi ve idari hazırlık süreci yatmaktadır; zira Samsun’un büyükşehir olması için 2004 yılından itibaren yoğun bir mücadele verilmiştir.
Bu geçiş, sadece bir isim değişikliği değil, sınırların köklü bir şekilde değişmesi anlamına gelmektedir. Önceden il merkezi olan Samsun ili, 16 ilçeye sahipken; büyükşehir statüsüyle birlikte il sınırları tüm il topraklarını kapsamıştır. Eski ilçe belediyeleri (Bafra, Çarşamba, Salıpazarı gibi) ilçe belediyesi statüsüne dönüştürülmüş, ancak hizmet yetkileri büyük ölçüde Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmiştir.
Bu dönüşümün en kritik püf noktası, yönetim merkezi ile hizmet alanı arasındaki ayrılıktır. Birçok kişi, büyükşehir olduğunuza dair algıyı "sınırların genişlemesi" olarak yorumlar; oysa asıl değişim kaynak ve yetki dağılımıdır.
2004-2012 arası süreçte Samsun, büyükşehir olmak için gerekli nüfus ve ekonomik kriterleri çoktan karşılıyordu. Ancak 2012 KHK’sı, bu süreci resmiyet kazandıran hukuki zemin oluşturdu. Eğer Samsun’da yaşayan biriyseniz, bu değişimin en somut yansımasını çöp toplama, su arıtma, toplu taşıma ve imar planlaması gibi alanlardaki yetki devirlerinde görebilirsiniz.
Kısacası, Samsun’un büyükşehir olması 2012’de resmileşmiş, ancak bu statünün sunduğu avantajlar ve yükümlülükler o tarihten itibaren kademeli olarak hayatımıza entegre olmuştur. Bu bilgi, yerel yönetimlerin işleyişi ve şehir planlaması açısından Samsun’un Türkiye’deki konumunu anlamak için temel bir referans noktasıdır.