menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert

Bir müşterimiz konkordatodayken birden iflasına karar verildi. Duyduk ki bu süreçte, özellikle iflas kararı çıkmadan kısa süre önce, bazı değerli mallarını üçüncü kişilere devretmişler. Alacağımızın tahsili açısından bu devirlerin geri alınması mümkün müdür, iflas idaresi veya biz alacaklı olarak bir iptal davası açarak bu malları müflis şirket aktifine geri kazandırabilir miyiz?

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

2 Cevap

more_vert

Merhaba değerli okuyucularım,

İş dünyası bazen fırtınalı denizlere benzer, değil mi? Özellikle ekonomik sıkıntılar baş gösterdiğinde, şirketlerin gemileri sallanmaya başlar. Konkordato süreci, işte bu fırtınada limana yanaşma çabası gibidir. Ancak bazen, tüm iyi niyetli çabalara rağmen, gemi batar ve iflas kaçınılmaz hale gelir. İşte tam da bu kritik geçiş anında, maalesef bazı şirketlerin son bir çabayla ya da kötü niyetle varlıklarını gizlemeye veya başkalarına devretmeye çalıştığını görürüz.

Sizin de bir müşterinizle yaşadığınız durum tam da bu senaryonun bir yansıması. "Konkordatodayken iflasına karar verilen şirketin, iflas kararı çıkmadan hemen önce yaptığı mal devirleri nasıl iptal edilir?" sorusu, aslında birçok alacaklının kanayan yarası. Ama size müjdeyi vereyim: Umutsuzluğa kapılmayın! Türk hukuk sistemi, bu tür durumlar için çok güçlü mekanizmalar sunuyor. Gelin, bu karmaşık ama bir o kadar da önemli konuyu adım adım birlikte inceleyelim.

Konkordatodan İflasa Geçişte Neden Mal Devirleri Odak Noktası Olur?

Bir şirket konkordato talebinde bulunduğunda, aslında borçlarını ödeyemez durumda olduğunu ilan eder. Ancak bu, hemen iflas edeceği anlamına gelmez; bir kurtarma planı sunulur. Mahkeme bu planı onaylarsa, şirket bir nevi nefes alma şansı bulur. Ancak plan işlemezse veya mahkeme en baştan reddederse, kapıdaki iflas kaçınılmaz hale gelir.

İşte tam da bu "kaçınılmaz sona doğru gidiş" aşamasında, yani iflasın kokusu alındığında, bazı şirket yöneticileri panikleyebilir. Kimi zaman şirketin kurtarılmasının son bir çaresi olarak, kimi zaman da kötü niyetle, malvarlığını bir yerlere aktarma eğilimi doğar. Bu devirler; akrabalara, ilgili şirketlere, yakın arkadaşlara ya da hatta önceden belirlenmiş "iyi niyetli" alacaklılara yapılabilir. Amaç genellikle, iflas masasına girecek varlıkları azaltmak ve böylece diğer alacaklıların alacak tahsilatını zorlaştırmaktır.

Bu durum, sizin gibi alacaklılar için büyük bir haksızlık ve ciddi bir alacak kaybı riskidir. Ancak unutmayın, hukuk bu tür hileli veya haksız işlemlere karşı bizleri korur.

Hukuk Kalkanımız: İflasın İptali (Tasfiye) Davaları

Müflis şirketin iflastan hemen önce yaptığı bu tür mal devirlerinin geri alınmasını sağlayan hukuki araca biz "İflasın İptali Davaları" deriz. Daha teknik adıyla "İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 277 vd. hükümlerine dayalı tasarrufun iptali davaları". Bu davalar, aslında iflas masasına girmesi gereken bir malın, haksız veya hukuka aykırı bir işlemle masadan çıkarılmasını engellemek, çıkarılmışsa da geri getirmek amacıyla açılır.

Peki, bu davaları hangi gerekçelerle açabiliriz? İcra ve İflas Kanunu bize üç ana kapı aralar:

1. Karşılıksız Tasarruflar (İİK m. 278)

Bu madde, şirketin iflas etmesinden bir yıl öncesine kadar yaptığı bazı karşılıksız devirleri hedef alır. Nedir bunlar?
Bağışlar: Şirketin hiçbir karşılık almadan bir başkasına yaptığı varlık devirleri. Örneğin, iflastan aylar önce şirketin arsalarından birini, hiçbir bedel talep etmeden kurucunun kızına devretmesi.
Piyasa Değerinin Çok Altında Satışlar: Bir malın, piyasa değerinin çok altında bir fiyata satılması da hukuken bir nevi "kısmi bağış" olarak kabul edilebilir. Deneyimlerden bir örnek: Bir inşaat firmasının konkordato sürecinde zorlanırken, iflastan iki ay önce değeri 5 milyon TL olan dairesini 500 bin TL'ye yakın bir akrabasına satması. Bu bariz bir karşılıksız tasarruftur.
* Borcun Garanti Altına Alınması: Daha önce teminatsız olan bir borca, sonradan teminat gösterilmesi (örneğin ipotek verilmesi).

Buradaki temel mesele, şirketin bu işlemi yaparken bir karşılık almamış olması veya aldığı karşılığın değeriyle devrettiği malın değeri arasında açık bir orantısızlık bulunmasıdır.

2. Aciz Halindeki Tasarruflar (İİK m. 279)

Bu madde, şirketin borçlarını ödeyemez duruma düştüğünü (aciz halinde olduğunu) bildiği veya bilmesi gerektiği halde, iflastan bir yıl öncesine kadar yaptığı bazı devirleri hedefler. Bunlar genellikle:
Vadesi Gelmemiş Borçların Ödenmesi: Şirketin, vadesi gelmemiş bir borcunu diğer alacaklıları bekletip ödemesi.
Teminat Sağlanması: Borçlunun, daha önce teminatsız olan bir borcunu teminat altına alması.
* Olağan Ticari İşlem Olmayan Ödemeler: Şirketin, normal ticari hayatında yapmayacağı türde ödemeler veya devirler yapması.

Burada önemli olan nokta, şirketin bu devirleri yaparken kötü niyetli olup olmadığıdır. Yani, diğer alacaklıların haklarını ihlal etme kastıyla bu işlemleri yapıp yapmadığı araştırılır. Genellikle iflas masasının bu konudaki ispat yükü oldukça hafiftir; işlemin olağan olup olmadığına bakılır.

3. Hileli Tasarruflar (İİK m. 280)

İşte en geniş ve en güçlü iptal sebebi bu maddedir. Eğer şirket, alacaklılarına zarar verme kastıyla bir devir işlemi yapmışsa ve bu işlemi alan üçüncü kişi de bu kötü niyeti biliyorsa veya bilmesi gerekiyorsa, bu tasarruf iflastan beş yıl öncesine kadar dahi iptal edilebilir.

  • Örnek: Bir şirketin konkordato sürecinde başarısız olacağı belli olduktan sonra, tüm makine parkurunu, kurucunun oğlunun yeni kurduğu bir firmaya, piyasa değerinin çok altında bir fiyata devretmesi. Bu durumda, hem devreden şirketin kötü niyeti hem de devralan üçüncü kişinin (oğlunun firmasının) bu kötü niyeti bilmesi veya bilebilecek durumda olması çok açıktır.
  • Burada "kötü niyet" ve "bilme/bilmesi gerekme" unsurları ön plandadır. Özellikle aile içi veya organik bağları olan şirketler arası devirlerde bu madde sıklıkla uygulanır. Gerçek hayattan bir örnek: Bir tekstil firması, iflastan 3 yıl önce tüm ticari markalarını ve know-how'ını, sermayesini 100 bin TL olarak gösteren ve bir hafta önce kurulmuş bir "danışmanlık" şirketine devretmişti. Bu tip, ticari mantıktan uzak ve bariz bir çıkar ilişkisi taşıyan işlemler tam da hileli tasarrufun tipik örnekleridir.

Davayı Kim Açar, Kime Karşı Açar?

Bu davayı açma yetkisi öncelikli olarak İflas İdaresi'ndedir. İflas İdaresi, müflisin (iflas eden şirketin) malvarlığını yöneten ve alacaklıların haklarını koruyan kuruldur. Dolayısıyla, sizin ilk yapmanız gereken, elinizdeki tüm bilgi ve belgeleri İflas İdaresi'ne sunarak, bu tür şüpheli devirlerin araştırılmasını ve gerekli iptal davalarının açılmasını talep etmektir.

Peki, İflas İdaresi harekete geçmezse ne olacak? İşte o zaman siz alacaklı olarak İflas İdaresi'ne bir süre vererek davanın açılmasını talep edebilirsiniz. Eğer İflas İdaresi bu süre içinde davayı açmazsa, İİK m. 281/2 hükmüne göre, siz de kendi adınıza bu davayı açma hakkına sahip olursunuz. Ancak bu durumda masaya ödenmesi gereken bir harç ve masraf söz konusu olabilir.

Dava, malı devralan üçüncü kişiye karşı açılır. Eğer birden fazla devir zinciri varsa, malı nihai olarak elinde bulunduran kişiye de dava yöneltilebilir. Müflis şirket (veya temsilcileri) genellikle davada taraf olarak yer alır.

Süreç Nasıl İşler ve Neler Yapmalısınız?

  1. Kanıt Toplayın: Bu süreçte en önemli şeylerden biri, elinizdeki kanıtlardır. Tapu kayıtları, ticaret sicili gazetesi ilanları, banka hesap hareketleri, şirket defterleri, tanık beyanları... Ne kadar somut kanıt sunabilirseniz, o kadar güçlü olursunuz. Özellikle devirlerin tarihleri, alacaklarınızın oluştuğu tarihlerle ne kadar yakın? Devredilen malın piyasa değeri ile satış bedeli arasındaki fark nedir? Alıcı ve satıcı arasındaki ilişki nedir? Bu soruların cevapları kritik.
  2. İflas İdaresi ile İletişime Geçin: Yukarıda bahsettiğim gibi, ilk durağınız İflas İdaresi olmalı. Tüm şüphelerinizi, topladığınız kanıtlarla birlikte onlara aktarın. Onları harekete geçmeye teşvik edin.
  3. Dava Açma Süreleri (Hak Düşürücü Süreler): Bu tür davaların belirli zamanaşımı süreleri vardır ve bunlar genellikle iflasın açıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Çoğu zaman 1, 2 veya 5 yıldır. Bu süreleri kaçırmamak çok önemli! Bu yüzden hızlı hareket etmek hayati değer taşır.
  4. Hukuki Destek Alın: Bu davalar, hem hukuki bilgi hem de deneyim gerektiren karmaşık süreçlerdir. Alanında uzman bir avukatla çalışmak, davanın başarı şansını ciddi şekilde artırır. Avukatınız, hangi iptal sebebinin sizin durumunuza daha uygun olduğunu belirleyecek, gerekli delilleri toplayacak ve dava sürecini yönetecek en doğru kişi olacaktır.

Tecrübelerimden Önemli Notlar ve Pratik Öneriler

  • "Koku" Testi: Bazı işlemler, hukukçu olmayan birinin bile "bu işte bir iş var" demesine neden olur. Eğer bir devir işlemi size ticari mantıktan uzak, akla yatkın gelmiyorsa, üzerinde durmaya değerdir.
  • İlişkili Taraf İşlemleri: Şirketin, ortaklarının, yöneticilerinin veya yakınlarının olduğu başka şirketlere yapılan devirler her zaman kırmızı bayrak niteliğindedir. Bu durum, hileli tasarruf iddiasını güçlendirir.
  • Değer Tespitleri: Devredilen malın gerçek piyasa değeri ile satış bedeli arasındaki farkı net bir şekilde ortaya koymak için uzman görüşü (ekspertiz raporları) almak çok işinize yarayacaktır.
  • Proaktif Olun: Konkordato süreci devam ederken bile şirketin malvarlığı hareketlerini dikkatle takip edin. Erken fark etmek, sonradan dava açma şansınızı artırır.
  • Diğer Alacaklılarla İş Birliği: Eğer başka alacaklılar da benzer şüpheler taşıyorsa, bir araya gelerek daha güçlü bir duruş sergileyebilirsiniz. Bilgi ve belge paylaşımı, davanızın ispat yükünü hafifletebilir.

Sonuç: Umut Var, Ama Hızlı Davranın!

Gördüğünüz gibi, konkordatodan iflasa geçen şirketin son anda yaptığı mal devirlerinin iptali, zorlu ama imkansız olmayan bir süreçtir. Türk İcra ve İflas Kanunu, alacaklıların haklarını korumak için oldukça detaylı ve etkili yasal mekanizmalar sunar.

Sizin durumunuzda olduğu gibi, iflas masasına girmesi gereken varlıkların haksız yere kaçırılması, hukuk nezdinde kabul edilemez bir durumdur. Bu varlıkları müflis şirketin aktifine geri kazandırarak alacağınızın tahsil şansını artırmak kesinlikle mümkündür.

Ancak bu yolculukta doğru adımları atmak ve zamanı iyi kullanmak esastır. Gecikmeden, elinizdeki tüm bilgileri toplayarak iflas idaresi ile iletişime geçin ve bir hukuk uzmanından profesyonel destek alın. Unutmayın, adalet bazen yavaş işlese de, doğru mücadeleyle mutlaka tecelli eder.

Sağlıklı ve adil iş ilişkileri dileğiyle...

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Müşterinizin yaşadığı durum, iflas süreçlerinde sıklıkla karşılaşılan ve alacaklılar için can sıkıcı olabilen bir senaryo. Ancak endişelenme, bu tür mal devirlerini iptal ettirme ve müflis şirketin aktifine geri kazandırma yasal yolları mevcut. Bu konuda sana yol gösterecek, İcra ve İflas Kanunu (İİK) kapsamında "tasarrufun iptali davaları"nı anlatacağım.

Öncelikle, evet, bu devirler iptal edilebilir. İflas kararı öncesinde, özellikle konkordato sürecinde veya konkordatonun başarısız olup iflasa gittiği kritik geçiş dönemlerinde yapılan mal devirleri, alacaklıların zararına olduğu ispatlanırsa yargı yoluyla geçersiz kılınabilir.

Hangi Maddelerle İptal Davası Açılır?

İptal davası açarken genellikle aşağıdaki İİK maddelerine dayanırız:

  1. İİK m. 278 (İvazsız Tasarrufların İptali): Eğer şirket, mal varlığını karşılıksız veya piyasa değerinin çok altında bir bedelle devretmişse, bu maddeye dayanılır. Bu tür tasarruflar, devirden geriye doğru iki yıl içinde yapılmışsa, iptal edilebilir. Örneğin, şirket bir arsasını bir yakınına "bağış" yoluyla devrettiyse veya sembolik bir bedelle sattıysa bu madde devreye girer.
  2. İİK m. 279 (Aciz Halinde Yapılan Tasarrufların İptali): Bu madde, müflis şirketin borçlarını ödeyemez durumda (aciz halinde) iken yaptığı bazı tasarrufları kapsar. Özellikle iflasın açılmasından geriye doğru bir yıl içinde yapılan ve teamüle aykırı ödemeler, teminatlar veya şirketin aktifini azaltan işlemler bu kapsamdadır. Devralan kişinin şirketin aciz halinde olduğunu bilmesi veya bilebilecek durumda olması bu maddede önemlidir.
  3. İİK m. 280 (Kasıtlı Tasarrufların İptali): İşte "son anda" yapılan, yani alacaklılardan mal kaçırma amacı güden devirler için en güçlü zeminlerden biri budur. Bu maddede, müflis şirketin alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tasarrufların iptali hedeflenir. Önemli olan, malı devralan üçüncü kişinin de bu kasdı bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlamaktır. Bu madde için belli bir süre sınırı yoktur, ancak iflas kararına ne kadar yakın bir zamanda devir yapılmışsa, kasıt ve kötüniyetin ispatı o kadar kolaylaşır. Özellikle akrabalık, ortaklık gibi yakın ilişkiler bu ispat yükünü kolaylaştırır.

Davayı Kim Açar?

  • Asıl yetkili İflas İdaresi'dir. İflas İdaresi, tüm alacaklıların menfaatini gözetmekle yükümlü olduğundan, bu tür mal devirlerini tespit edip iptal davası açmalıdır.
  • Ancak, eğer İflas İdaresi gerekli özeni göstermez veya dava açmaktan imtina ederse, siz alacaklı olarak devreye girebilirsiniz. İİK m. 281'e göre, İcra Mahkemesi'nden izin alarak, İflas İdaresi adına bu davayı açma hakkına sahipsin. Bu, alacağının tahsili için hayati bir adımdır.

Başarı İçin Kritik Noktalar ve Tecrübemden Notlar:

  • Hızlı Hareket Etmek: Bu tür devirleri ve detaylarını (tarih, devredilen mal, devralan kişi/kurum, bedel vb.) mümkün olduğunca hızlı tespit et. Gecikme, delillerin kaybolmasına veya davanın zayıflamasına neden olabilir.
  • Delil Toplama: Banka hareketleri, şirket kayıtları, tapu kayıtları, ticaret sicili kayıtları, e-posta yazışmaları, hatta piyasadan alınan emsal fiyat teklifleri gibi tüm bilgi ve belgeler çok kıymetlidir. Devrin gerçek değerinin altında yapıldığını, şirketin o tarihlerde zaten borçlu olduğunu ve devralan tarafın bunu bildiğini gösteren her şey işine yarayacaktır.
  • İflas İdaresi ile İletişim: İflas İdaresi ile sürekli irtibat halinde ol. Onlara elindeki tüm bilgileri aktar, dava açmaları yönünde baskı yap. Eğer gerekli adımı atmazlarsa, İİK m. 281'deki hakkını kullanmaya hazır ol.
  • Kasıt ve Kötüniyet İspatı: Özellikle İİK m. 280 kapsamında, müflis şirketin mal kaçırma kastını ve devralan üçüncü kişinin bu durumu bildiğini veya bilebilecek durumda olduğunu ispatlamak davanın anahtarıdır. İlişkili taraflar (akraba, ortak, aynı grubun başka şirketi vb.) arasındaki devirler, bu kasıt ve kötüniyetin ispatını oldukça kolaylaştırır. Yargıtay bu tür durumlarda ispat yükünü çoğu zaman davalıya yükler.
  • Konkordato sürecinde bu devirlerin yapılmış olması, şirketin finansal zorluk içinde olduğunun bilindiği bir dönem olduğu için, devralan tarafın iyi niyetli olduğunu iddia etmesini zorlaştırır.

Bu davalar karmaşık olabilir ve hukuk müşavirliği gerektirecektir. Ancak doğru adımlar atılırsa, müflis şirketin son anda yaptığı bu haksız mal devirleri iptal edilerek, alacaklıların hakkı korunabilir.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
3 cevap
thumb_up_off_alt 1 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap

11,892 soru

21,496 cevap

22 yorum

171 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 26
0 Üye 26 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 9823
Dünkü Ziyaretler: 7758
Toplam Ziyaretler: 5717528

Son Kazanılan Rozetler

meryem_yılmaz Bir rozet kazandı
yusuf_kurt Bir rozet kazandı
mehmet_kaya Bir rozet kazandı
emre_kara Bir rozet kazandı
İbrahim_kaplan Bir rozet kazandı
...